LütfüOflaz'la Sohbet

LütfüOflaz'la Sohbet

“Savaş sürsün” diyenler, çocuklarını da dağlara sürsün!

“Savaş sürsün” diyenler, çocuklarını da dağlara sürsün!

- Lütfü Bey; geçen hafta PKK saldırısında şehit düşenlerin cenaze töreninde bazı şehit yakınları komutanlara “Sizi de şehitlerin arasında görmek istiyoruz; neden hep garibanların çocukları şehit oluyor; neden daha 15 günlük asker olan çocuklarımız PKK’yla savaşmak için dağlara sürülüyor” diye sordu. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu durumu?
- Bu ülkede mesela bir generale, yaşıtı bir profesörden daha fazla maaş ve sosyal imkanlar veriliyor. Peki generallere, subaylara böylesine maddi imkanlar, sosyal imkanlar niçin veriliyor? Bu ülkenin güvenliğini gerektiğinde canları pahasına korumaları için veriliyor. Herhalde kendileri dururken, daha 15 gün önce askere alınmış, eline silah almamış garibanların çocuklarını ülkenin güvenliğini sağlamaları için dağlara sürsünler diye verilmiyor! İşte sözünü ettiğiniz şehit yakınları da bu duruma isyan ediyor. Şehitlerin arasında bırakın komutanları, onların çocuklarını bile göremeyince, “Sizi de şehitlerin arasında görmek istiyoruz” diyerek tepkilerini gösteriyor. Nitekim bugüne kadar PKK’yla mücadelede binlerce şehit var; peki garibanların çocuklarından başka şehit olan var mı? Mesela bırakın komutanları, generalleri, onların çocuklarından şehit olanlar var mı? Bakın geçenlerde yayınlanan bir haberde, pek çok general çocuğunun, babalarının görev yaptığı İstanbul, Ankara, İzmir gibi illerde askerliklerini yaptığı belgelendi. Bu haberleri görüp okuyan vatandaşların, şehitlerin cenaze töreninde bu tepkileri göstermeleri normal değil mi? Bu ülkede üst düzey komutanların, bürokratların, politikacıların, işadamlarının çocuklarının değil, hep garibanların çocuklarının şehit oldukları gerçek değil mi? Ondan sonra da başta Genelkurmay Başkanı olmak üzere devlet erkanı, “PKK yenilene kadar bu savaş kararlılıkla sürdürülecek” diyor. Bundan da savaş dışında bir çözümün düşünülmediği anlaşılıyor. Öyleyse “Savaş sürsün” diyenler, önce kendi çocuklarını dağlara sürsün!
İÇERİ ATILMIYORSA ORDUDAN ATILSIN!
- Ergenekoncu çevreler, “Türk subaylarını içeri atarsanız böyle olur” diyerek, son günlerde PKK saldırılarının ve şehit sayısının artmasını, darbe hazırladıkları iddiasıyla bazı subayların tutuklanıp hapse atılmasına bağladılar. Nasıl yorumluyorsunuz bunu?
- Ergenekon Davası açılmadan, darbe hazırladıkları gerekçesiyle bazı subaylar içeri atılmadan önceki durumu da biliriz. Unutanlara da bunu hatırlatmak isteriz. Ergenekon Davası kapsamında bazı subaylar tutuklanıp içeri atılmadan önce PKK saldırılarında şehit olanların sayısı kimi günler 30’a yakındı. Üstelik tutuklanıp hapse atılan bu subaylar o günlerde görevinin başındaydı. Hal böyleyken, şimdi son PKK saldırısında şehit olanların sayısının 11’e ulaşması üzerine, “Türk subaylarını içeri atarsanız böyle olur” denilmesinin gerçekçi bir yanı var mı? Kaldı ki, Genelkurmay Başkanı’nın açıklamasına göre, hani PKK kampları BBG Evi gibi en ince ayrıntısına kadar gözetlenmekteydi? Yahu, PKK’lılar Kuzey Irak’taki kamplarından kilometrelerce yürüyüp, Türkiye’ye geliyor. Üstelik de Türk birliklerini, karakollarını vurmak için ağır silahlarını da beraberlerinde getiriyor. Birlikleri, karakolları vurduktan sonra da yine kilometrelerce yürüyüp, Kuzey Irak’taki kamplarına dönüyor. Peki Ergenekoncu çevreler bu ağır ihmali niye sorgulamıyor? Yine Ergenekoncu çevreler, 20’ye yakın şehit verildiği bir günde, önceki Hava Kuvvetleri Komutanı’nın sanki hiçbir şey olmamış gibi Antalya’da golf oynamaya devam etmesini niçin sorgulamıyor? Yine Ergenekoncu çevreler, şehit sayısının 15’e ulaştığı bir günde, önceki Genelkurmay Başkanı’nın bir yakınının davetinde eşiyle birlikte karşılıklı göbek atmasını neden sorgulamıyor? Hadi geçmişi geçip, bugüne gelelim. Peki 11 şehidin verildiği son PKK saldırısı öncesinde Genelkurmay’ın yaptığı açıklamaya ne diyelim? Genelkurmay bu saldırıdan az önce yaptığı açıklamada, “Kuzey Irak’ta gerçekleştirdiğimiz harekatta PKK kamplarını yerle bir ettik, bölgeyi temizledik” dememiş miydi? Sanki bunu dememiş gibi, bu kez de 11 şehidin verildiği son PKK saldırısından 12 saat önce “PKK saldırıları artacak” dememiş miydi? Tespit buysa tedbir nerede? Bu tespiti yapıp da bu tedbiri almayan sorumluların, 11 vatan evladının ölümüne sebebiyet vermekten tutuklanıp içeri atılması gerekmez mi? En azından böylesine ağır ihmali olan sorumluların ordudan atılmaları gerekmez mi? Öyle ya, başka bir meslek mensubu ağır ihmal sonucu 11 kişinin ölümüne neden olsa derhal işinden atılmakla kalmaz, çoktan içeri atılmaz mıydı?
ÇİFTE STANDARTLAR ENSTİTÜSÜ KAPATILSIN!
- Meclis Başkanı M. Ali Şahin’in, memleketini ziyarete giderken helikoptere babası ile oğlunu da alması üzerine holding medyası, “Devletin helikopteriyle ailesini gezdirdi” diyerek kıyametleri koparttı. Ne düşüyorsunuz bu konuda?
- Holding medyası, Meclis Başkanı’nın devletin helikopterine babası ile oğlunu da bindirmesi üzerine kıyametleri kopartıyor, ama mesela Orgeneral Hasan Iğsız’ın Genelkurmay İkinci Başkanı’yken ailesini askeri helikopterle pikniğe götürmesi üzerine kılını bile kıpırdatmıyor. Birine kıyametleri kopart, diğerine kılını bile kıpırdatma; bu resmen çifte standart oluyor. Zaten holding medyamız Çifte Standartlar Enstitüsü gibi çalışıyor! Asker yöneticilerin yanlışlarına gözlerini kapatıyor; sivil yöneticilerin yanlışlarına ağzını açıyor! Oysa bir yanlışı kim yaparsa yapsın eleştirilmesi gerekmez mi? Meclis Başkanı’nın babası ile oğlunu devletin helikopterine bindirmesi de, Genelkurmay İkinci Başkanı’nın ailesini askeri helikopterle pikniğe götürmesi de yanlış değil mi? Ama bizde bir şeyin yanlış olmasına göre değil, o yanlışı kimin yaptığına göre tavır alınıyor. Maalesef tüm kesimler yandaşlarının yanlışını görmemek için gözlerini dört kapatıyor; karşıtlarının yanlışını görmek için ise gözlerini dört açıyor! Oysa Meclis Başkanı’nın babası ile oğlunu bindirdiği devletin helikopterinin parası da, Genelkurmay İkinci Başkanı’nın ailesini pikniğe götürdüğü askeri helikopterin parası da hepimizin cebinden çıkıyor. Sivil yöneticinin de, asker yöneticinin de yanlışlarının faturasını bu fakir millet ödüyor. Bu faturaların daha fazla ödenmesi istenmiyorsa, yanlışı kim yaparsa yapsın ona karşı çıkmak, doğruyu kim yaparsa yapsın ona destek olmak noktasında birleşilmesi gerekiyor. Zihinlerdeki Çifte Standartlar Enstitüsü’nün artık kapatılması gerekiyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
LütfüOflaz'la Sohbet Arşivi