25 Nisan 2018 Çarşamba10 Şaban 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:28Güneş 06:04Öğle 13:08İkindi 16:55Akşam 20:01Yatsı 21:30
    • 17°C Adana
    • 16°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 8°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 16°C Ankara
    • 21°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 22°C Aydın
    • 17°C Balıkesir
  • BIST: 107.401 -2.42
  • Altın: 173,507 -0.75
  • Dolar: 4,1031 0.40
  • Euro: 4,9999 -0.05

Rezil ol, yeter ki tiraj al!

Ahmet Kekeç

Şimdi de “savaş çıkar, rezil ol, tiraj al” gazetecileri çıktı başımıza... Kardak kayalıkları yüzünden az kalsın savaş çıkarıyorlarmış iki ülke arasında...

Kendileri itiraf ediyor...

Haber müdürü olan zat, İzmir bürosundan bir muhabiri Kardak kayalıklarına gönderip, Yunan bayrağı yerine Türk bayrağı diktiriyor.

Haber, genel yayın müdürünün masasına gidiyor.

Müdür, “tam sayfa manşet çalışalım” diyor.

Kendisi de yıllar sonra genel yayın müdürlüğünü tadacak olan bir başka zat itiraz ediyor: “Yapma abi, savaş çıkar...”

Müdürün cevabı şu: “Çıksın... İşimiz bu!”

Hakikaten de savaş çıkacaktı...

Hakikaten de üç beş başıboş keçinin yaşadığı o kayalıklar yüzünden iki ülke birbirine girecekti.

Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton’ı gülme krizlerine sokan “Uluslararası Kardak Kayalıkları Problemi” nasıl çözüldü? Şimdi orada hangi ülkenin bayrağı dalgalanıyor? Keçilerin mülkiyeti kimde kaldı? Haklılığımızı kanıtlamak için hangi argümanları kullandık? “12 adayı Yunanistan’a verdiniz, bari burnumuzun dibindeki kayalıklar bizde kalsın... Güneybatı Akdeniz’in güvenliği... Ecdat yadigarı... Şehit kanı... Bir karış toprak vermeyiz” filan gibi cümleler mi kurduk?

Bilmiyorum.

Bilmek de istemiyorum.
Bildiğim şu:

Sorumsuz bir gazetenin “sorumsuzca” yayınları yüzünden savaşın eşiğinden dönmüşüz... Ucuz atlatmışız...

Savaşa girseydik tüm dünyaya rezil olacaktık. Kıbrıs konusundaki haklılığımızı kaybedecektik. Saldırganlığımız bir kez daha tescil edilecekti. Ege üzerindeki söz söyleme hakkımız kalmayacaktı...

Belki tersi olacaktı, bilmiyorum.

Burada tartışmamız gereken husus, sorumsuz gazetenin yapıp ettikleri...

Hatırlarsanız, “Savaş çıksın... İşimiz bu!” diyen şahıs, iki yıl önce de Kuzey Irak konusunda “dolduruşlar” yapıyordu. Kafasına uygun bir “sergerde” çıksaydı, şimdi Irak yönetimiyle papazdık... Belki de bizden hamilik bekleyen unsurlarla savaşıyorduk...

Bir galeyan haliydi ki, o kadar olur.

Gidelimmiş... Vuralımmış...

Karşımıza kim çıkarsa çıksınmış...

İsterse “müttefikimiz Amerika” ol

sunmuş...
Kuzey Irak’ı dümdüz etmeliymişiz. Barzani’ye haddini bildirmeliymişiz... Katiller sürüsünü cesaretlendirmeden bunu bir an önce yapmalıymışız... Çünkü hepimiz askermişiz. Hepimizin içinde bir “celp” gizliymiş...

Hayır, sakin olamazmışız.

Kimse bizden, onun bunun “Serinkanlı olun”, “Aman Irak’a girmeyin” tavsiyelerine kulak vermemizi de beklemesinmiş... Bu saatten sonra serinkanlı olamazmışız...

Böyle şeyler yazıyordu.

Gazeteci değil, stratejist.

Üstelik, “haddini aşan bir stratejist...”

Kürt meselesiyle bu kadar ilgili, terörü Barzani’nin himaye ettiği görüşünde ama “Heron” olayına hiç girmiyor, “içimizdeki hainlerle” ilgili tek satır yazmıyor.

Kardak kahramanlarına övgüler düzüyor, “Kardak kahramanlarından” aldığı mektupları faş ediyor ama bazı Kardak kahramanlarıyla ilgili darbe ve suikast iddialarına hiç temas etmiyor.

Kardak’a inecek “demir yumruk”tan bahsediyor, “ecdat, sınır, bayrak edebiyatı” yapıyor ama halkın kafasına inecek “balyozları” hiç görmüyor.

Neden acaba?

Ülkeyi savaşa sokmaya azimli bu arkadaş, bir zamanlar, “Biz Kürt komşularımızın kapılarına çarpı işareti koymadık” gibilerden şeyler yazıyordu.

İnsanın da aklına, her defasında, tavizsiz bir Türk milliyetçisi olup, Kürt evlerinin kapısına çarpı işareti koyası geliyordu...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.