Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Aynı yollardan geçmedik mi?

Aynı yollardan geçmedik mi?

Büyüklerimiz gençleri acımasızca eleştirirken, "söze, bizim zamanımızda diye başlarlar ve kendi hayatlarından örnekler verirler... Bu tür durumlarda gençler de haklı olarak "onlar hiç mi bu türden çatışmalar yaşamadılar? Hiç mi bazı kararlarını kendileri vermek istemediler? Hiç mi tasvip etmedikleri şeyleri yapmadılar? Diye sorarlar ve bunun sonucunda da çatışma uzar gider... Ebeveynler, çocukları yerden yere vurmak yerine, kendilerinin de aynı yoldan geçtiklerini ve o dönem en fazla anlaşılmaya ihtiyaç duyduklarını düşünseler yaşadıkları sorunları daha rahat ortadan kaldırabilirler. Fakat nedense büyüklerimiz geçtikleri bu kargaşalı yolları unutarak çocuklarıyla içinden çıkılmaz bir çatışmanın içine giriyorlar. Her şeyden önce büyüklerimiz bunun bir süreç olduğunu bilmelidirler. Ve bu süreçte gençler fiziksel duygusal ve zihinsel bazı değişimlerden geçmektedirler. Buna çocukluktan geçiş sürecinin zorlukları da eklenmektedir. Bir yandan kimliğini oluşturma mücadelesi veren genç diğer yandan seçeceği mesleği, arkadaşlarını, okulla ilgili başarılarını ve toplumun kurallarına adapte olmanın yollarını aramaktadır .Gençler, özerklik için giriştikleri bu yolculuklarında sadece aileyle değil, toplumla okulla da çatışma sürecinden geçmekte ve kimliklerini oluşturabilmek için bu çatışmayı olumlu bir şekilde sonlandırmak istemektedirler. Bir yerde gençler bağımlılıktan kurtularak çevresi tarafından beğenilen takdir edilen biri olmaya gayret etmektedirler.

Zorlu bir yolcuğa çıkan genç her şeyden önce, anne babasından farklı özelliklere sahip bir birey olduğunun farkına varır ve buna bağlı olarak kendisine de çevresine de eleştirel bir yaklaşım içinde olur. O güne kadar anne babayı kusursuz birer varlık olarak görmekteyken, bu dönem anne babanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünür ve onları eleştirebilir. Hatta anne babada kusurlar bulabilir, onların beğenmediği tasvip etmediği özelliklerinin olduğunu düşünebilir. Diğer yandan ebeveyn çocuğun büyüdüğünü hiçbir şekilde kabullenemez ve onun çocukluk döneminde olduğu gibi kendisine bağımlı kalmasını ister.

Fiziksel ve duygusal değişimlerine ayak uydurmaya çalışan Genç çocukluk çağından çıktığını hissetmekte ve kendisine engel olan anne babaya olan yatırımlarının bir kısmını geri çekmek istemektedir. Yani genç, bağımsızlığını elde edebilmek için geçici bir " değersizleştirme" yoluyla kendini bulmaya çalışır . İki nesil arasında vuku bulan çatışmanın temelinde de aslında bu vardır. Yani, genç bu döneme kadar sadece ebeveynini model almış ve onun gibi olmayı istemişken bu dönem geçici olarak onlarla arasına mesafe koymakta ve onların da kusurları olabileceğini düşünmektedir. Burada anne baba bu sürecin geçici bir durum olduğunu bilerek onlarla çatışmamalı aksine iletişim kurmaya ve onları anlamaya çalışmalıdır. Özcan Köknel kuşak çatışmasının en büyük nedeninin iki kuşağın da birbirlerine gönderdikleri iletileri doğru olarak anlayıp çözümleyememeleriyle ilgili olduğunu ifade eder. Bu anlamda her iki tarafın da birbirlerini anlamaya ihtiyaçları vardır. Ancak yaşları ve konumları itibariyle ebeveynlerin daha hoşgörülü ve daha anlayışlı olmaları beklenir. Bu hafta bizlere annesiyle yaşadığı çatışmayı yazan Şehnaz da mektubunun sonunda bu sorununu şu dizeleriyle ifade etmiş..

Seni çok seviyorum anneciğim

Ah bir de beni anlayabilsen

Tamam biliyorum benim de hatalarım var

Ama sen anasın, büyüksün, erdemli bir insansın

Ne olur beni biraz idare ediver, hatalarımı eleştirmeden söyle bana

Değişeceğim anne, sana söz veriyorum

Yeter ki biraz daha sabret

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatma Tuncer Arşivi