Gülay Pınarbaşı

Gülay Pınarbaşı

Müslümanların Güzel Sohbeti

Müslümanların Güzel Sohbeti

Müslümanların sohbet sırasında, kendilerini ön plana çıkarmak, öne geçip konuşmada üste çıkmak, son sözü söylemek gibi nefsani amaçları yoktur. Bu nedenle üslupları itidalli ve sakindir. Kur'an ahlakından kaynaklanan nezaket anlayışları gereği önceliği her zaman birbirlerine tanır, birbirlerinin anlattıklarından en iyi şekilde istifade etmeye çalışır ve cahilce tavırlar göstermekten kaçınırlar.

Sohbetleri ise içten ve samimidir. Müminler istişareyle hareket ettiklerinden herkesin sözü ve fikri değerlidir. Müminler "benim düşüncem en doğrusu" gibi kibire ve inatçılığa dayalı ısrarcılıktan uzak dururlar. Bir Müslüman, her zaman için kendisinden daha iyi bilen biri olabileceğinin şuurundadır. Dolayısıyla bu hayırlı konuşmalar, Müslümanların imanda derinleşmelerine, tefekkürlerinin güçlenmesine, kavrayış güçlerinin artmasına ve yaratılış delilleri üzerinde daha çok düşünmelerine vesile olur.

Sohbet aynı zamanda karşıdaki insanı tanımak, güzel ahlak özelliklerinden ve tefekkürlerinden istifade etmek açısından da çok önemli bir fırsattır. İnsanın duyguları, düşünceleri, istekleri gibi eksik yönleri de konuşmalarına yansır. Konuşma üslubu, kötü ahlak özelliklerine sahip kişilerle derin iman sahibi kişileri birbirinden ayırır. Çünkü iman sahibi bir insan, güçlü Allah korkusu gereği, karşısındakine rahatsızlık vermeyen, samimi, hikmetli, ümitvar, nezaketli, ölçülü, itidalli, alçakgönüllü ve her olayın hayır yönlerini dile getiren bir konuşma tarzı benimser. Boş ve yararsız sohbetlerden, insanları ümitsizliğe, ye'se ve karmaşaya sürükleyen konuşmalardan itinayla kaçınırlar.

"Hikmet" nedir?

Hikmet, kelime anlamı olarak "sözde ve davranışta tam ve doğru isabet, lafzı az manası engin söz, Kur'an'da Allah'ın Peygamberlerine ve seçkin halis kullarına nasip ettiği derin anlayış kabiliyeti" gibi çok çeşitli anlamlarda kullanılabilen geniş kapsamlı bir kavramdır. İslam alimleri, hikmet için çeşitli tarifler yapmışlardır. Fakat çoğunluğun üzerinde ittifak ettiği tarif şudur:

"Hikmet; faydalı ilim ve salih ameldir." (Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak dini Kur'ân Dili, I, 915)

Bu durumda hikmetli konuşmak dendiğinde anlaşılması gereken faydalı, özlü, doğru, yerinde ve gerektiği kadar konuşmak olmalıdır.

"Çok" değil "Hikmetli" konuşmak

Uzmanlık gerektiren konularda, uzman bir kişinin konuşması tabiiki çok doğaldır. Ancak şahsi kanaat ve fikir bildirilen konularda sohbete herkes katılmalı, herkes kendi fikrini belirtmelidir. Bu şekilde herkesin kanaati öğrenilir, kişiliği hakkında fikir edinme imkanı oluşur. "Benden az biliyor, o nedenle konuşmasın" ya da "Sadece bilenler konuşsun" şeklindeki düşünce şekilleri son derece yanlıştır. Belki bir kişi diğerine göre teknik olarak daha az şey biliyor olabilir, ama Allah'ın lütfettiği hikmet sayesinde olayların çok daha bilinmeyen yönlerini fark etmiş olabilir. Konuya tüm detayları ile hakim olan kişi ise, belki detaylarda boğulmuş ve o konunun hikmetli yönlerini görememiş olabilir. Bu nedenlerle, sohbete katılan her kişinin kendi fikrini beyan etmesi, ortaya yeni fikirlerin ve farklı bakış açılarının çıkması açısından çok önemlidir.

Peygamber Efendimiz (sav) de bir hadis-i şeriflerinde, Allah'ın anılması dışındaki gereksiz konuşmalarla ilgili şu şekilde buyurmuştur:

"Resûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Allah'ın zikri dışında kelamı çok yapmayın. Zira, Allah'ın zikri dışında çok kelam, kalbe kasvet (katılık) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah'a en uzak olanı kalbi katı olanlardır."(Tirmizi, Zühd 62, (2413). (5891)

İmam Gazali, hadis kaynaklarına dayanarak Peygamberimiz (s.a.v.)'in sohbet ortamlarını şöyle tarif etmiştir:

"... Huzurunda oturan herkese mübarek yüzünden nasibini verir, iltifat buyururdu. Bu yüzden huzurundaki herkes onun nezdinde kendisinden daha değerlisi olmadığı düşüncesine kapılırdı. Evet onun oturuşu, dinleyişi, sözleri, güzel latifeleri ve teveccühü hep nezdinde oturanlar içindi. Bununla birlikte onun meclisi haya, tevazu ve emniyet meclisiydi... Kendilerine ikram ve gönüllerini hoş tutmak için sahabelerini künyeleri ile çağırır, künyesi olmayanlara künye bularak onunla hitap ederdi." (Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayın Evi, 1998, s.798)

"Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir..." (Bakara Suresi, 269) ayetiyle de haber verildiği üzere, hikmet sahibi olmak yalnızca Peygamberlere ait bir özellik değildir. Tüm iman edenler, -erkek olsun kadın olsun- böyle büyük bir hayrın ve nimetin kendilerine verilmesini Rabbimiz'den dileyebilirler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Gülay Pınarbaşı Arşivi