Hoca!

Hoca!

Gazeteci dostum Gürkan Zengin, Dışişleri Bakanı'mız Ahmet Davutoğlu hakkında biyografik bir kitap kaleme aldı. Adı, "Hoca", tam ismi, "Türk Dış Politikasında Davutoğlu Etkisi".


Gazetecilerin yazdığı kitaplar, genellikle çok yakın zamanlarda olup bitenleri anlamaya yönelik, "Aslında ne olmuştu?" sorusuna kışkırtıcı cevaplar veren türden çalışmalar oluyor. Gürkan Zengin'in "Hoca"sı, çok önemli bir farkla benzerlerinden ayrılıyor; kitabın biyografik, hatta yer yer ilmî niteliği, esere ciddi bir kimlik vermiş. Ahmet Davutoğlu'nun Konya'nın Toros sıradağlarına dayanan uç boyundaki Taşkent ilçesinde başlayan hayat hikâyesini okurken, Türk dış politikasının temel yapıtaşlarını ve belli başlı dönemeçleri de hatırlıyoruz. Kitabın popüler, ilmî, edebî ve politik boyutlarla zenginleştirilmesi, ancak Gürkan Zengin gibi, gazetecilik altyapısı son derece sağlam bir kalem eliyle mümkün olabilirdi. İşini iyi yapan yazıcılara öteden beri imrenmişimdir; bu saatten sonra Gürkan Zengin de "haset ettiklerim" listesine girmiş bulunuyor. Ümit ederim ki, "Hoca" ile girdiği yayın dünyasının ışıkları, onun daha nice güzel eserlerine şahit olsun.

Hâfızasıyla öğünebilecek insanlardan değilim fakat 90'lı yılların sonlarında Ankara'da üç-dört kişilik özel bir sohbete iştirak eden Ahmet Davutoğlu, sükûti tavrına mukabil, "bilen ama lâzım geldiğinde konuşan" bir ilim adamı olarak zihnimde iz bırakmıştı. On küsür seneden sonra ikinci karşılaşmamız, Zaman Gazetesi'nin yayın toplantısındaki misafirliği ile gerçekleşti; "Hoca" bende, güven verici, sohbeti çekilir, alçakgönüllü, kibirsiz, meselesine sahip ve hâkim ama aklı hâlâ üniversitedeki çalışma odasına takılı kalmış bir insan intibâı bıraktı. Zannediyorum bu his, onu seven veya sevdiğini izhar etmemesi gereken herkeste müşterek bir karşılık bulmaktadır. Alışageldiğimiz dışişleri bakanları nokta-i nazarından aslında meslekî kusur sayılan bu vasıfları, Ahmet Davutoğlu'nun pırıldayan ve niçin o makamda bulunduğunu izah eden pırıltılı meziyetlerdir. Hiçbir mevki ebedî değil; günü geldiğinde o koltuğa oturanlar, kendilerini, vaktiyle Ahmet Davutoğlu'nun koyduğu çıta ile rekabet etmek mecburiyetinde hissedecekler diye düşünüyorum.

Henüz aktif olarak görevi başında bulunan bir bakan için, böyle sözler söylemeyi erken bulanlar olabilir. "Hoca"nın sayfalarını karıştırırken farkediyoruz ki, bu niteleme, iltifattan ziyade mütevazı bir durum değerlendirmesinden ibarettir sadece. Onun danışmanlık sürecinden hâlen devam eden bakanlığına kadar geçen süre zarfında Türk dış politikasının kazandığı itibar ve "derinlik", yeni bir dış politika yorumu olarak adlandırılma onurunu hak ediyor.

Zannediyorum, muhalifleri de farkındadır: Bizim iyi bir dışişleri bakanımız var; problemimiz böyle vasıflı adamların sayısını artırmaktır; bu hükmü te'yid etmek için çok çarpıcı ve etkileyici örnekler, rakamlar verebilmek isterdim ama yerim kifâyet etmiyor; ayrıntı bilgisi isteyenler, "Hoca"yı edinmeli ve son on yılın başdöndürücü dış politika gelişmeleri arasına serpiştirilmiş, başarılı bir insanlık kariyerinin hikâyesini roman lezzetiyle okumalıdır.

Yine de minik bir misâl vermek iyi olacak; 1992'de kurulan ve kısaca TİKA diye bilinen Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2002 yılında sadece 15 ülkede faal durumdaydı; bugün bu sayı 111'e çıkmış durumda. 53 Afrika ülkesinin 37'sinde Türkiye, TİKA aracılığı ile bayrak yükseltiyor. Geçen yıla kadar binden fazla Türk doktoru TİKA'nın yönlendirmesiyle Afrikalı muhtaçlara sağlık hizmeti verdi ve TİKA, 2003'ten beri Dışişleri Bakanlığı bünyesinde hizmet yürütüyor. Aynı şekilde THY'nin misyonu ve yeni vizyonunu yönlendiren dış politika inisiyatifiyle THY içeride 36, dünya üzerinde 128 dış hatta yolcu, kargo ve insanî sıcaklık hizmeti uçuruyor; şu anda Avrupa'nın 4. havayolu.

Hocalıkla dış siyasette liyakati birleştiren bir memleket evlâdının hikâyesini yazmak kolay iş değil; eline, kalemine sağlık Gürkan Zengin; kitabının adına bayıldım: Zirâ, Türk milleti nazarında en şerefli pâye "Hoca"lıktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi