Hüseyin Öztürk

Hüseyin Öztürk

Mehmed Akif

Mehmed Akif

Bu haftaki eserimiz, İstiklal Marşı şairimiz Merhum Mehmed Akif Ersoy’un; “hayatı”, “seciyesi” ve “sanatının” anlatıldığı muhteşem bir kitap.
Eser, Timaş Yayınları’ndan. Yazarı ise Mehmed Akif’in yakın arkadaşlarından Mithat Cemal Kuntay.
Herkesin kendi düşüncesine göre çizdiği bir Akif portresi vardır. Kimileri sadece şairliğini göz önüne alır, o yolla Akif’i anlatır.
Kimileri Akif’in milli ve manevi yönünü ele alarak; dostluk, arkadaşlık, vatan ve millet sevdasına dair özelliklerini anlatır.
Kimileri de Arap şairi diye söver. Kimileri, “Türk değil” diye sevmez ama sevmeyenlerin kendileri de Türk değildir. Kimileri Müslüman kimlikli diye nefret eder. Kimileri de Akif’in Müslümanlığını öyle göklere çıkarır ki, insanüstü varlık haline getirir.
Yani herkesin bir Akif’i vardır. Benim kafamdaki Mehmed Akif ile Mithat Cemal Kuntay’ın anlattığı ve yazdığı Akif aynıdır.
Mithat Cemal Kuntay bu kitabında, Mehmed Akif ile olan tüm mesaisini detaylarıyla anlatmış ve sözlerine; “Bir de benim Akif’im var” diye başlamış. İşte Kuntay’ın Akif’i.
¥
“Bir de benim Akif’im var. Bu Akif, hayatımın otuz üç senesidir. Bu otuz üç senede o, bir tek defa bayağı olmadı.
Onun iç yüzüne baktığım vakit; gökyüzüne, denize bakar gibi ferahlardım. Sonra onun altmış üç senelik hayatını öğrendim; bu ne berrak altmış üç senedir, siyah ve pis, tek bir dakikası yoktur.
Fakat dostluğumuz eskiyince; onun kusurlarını görmeye başladım. Bu kadar temiz ahlakıyla bu adam melek olmalıydı.
Hâlbuki melek falan değildi. Herkes gibi insandı. Onu melek olmaktan kurtaran huyuydu. Çok çetin huyluydu.
Mademki onunla dostsunuz, onun gibi düşünecektiniz; onun kızdığı şeye kızacaktınız; onun sevdiği şey sizin için de sevimli olacaktı.
Bu kavgalar bile tatlıydı. Onun acı tarafı alınganlığıydı; bazen sizi, sessiz sedasız kendi kendine izah ediyordu. O anlarda dostluğu demirden leblebiydi.
¥
Mehmed Akif, Osmanlı müşirlerinden birinin çocuklarına ders vermektedir. Kuntay’ın bu meseleden haberi yoktur ve öğrenmek için sorar.
Akif’in cevabı muhteşemdir.
“Onu bıraktım. Müşirin oğlu bir gün Peygamberimizin aleyhinde ağzından bir lakırdı kaçırdı” der.
Cemal Kuntay devam ediyor anlatmaya;
“Biteviye yürüyorduk. Ortalık kararıyordu. Birdenbire durdu; yüzüme dik dik baktı. Sesi değişti ve
“Mithat Bey; isteyen güneşe tapar, isteyen ateşe. Ben kimsenin Allah’ına Peygamberine karışmam. Fakat kimse de benimkine karışmamalı. Biri yüzüme karşı babama sövebilir mi? O halde Peygamberime nasıl söver?” diye sordu.
Karanlıkta gözleri parlıyordu. Bundan sonra otuz üç sene süren dostluğumuzda onda hep bu gözleri görecektim.”
Evet, bilinmeyen yönleriyle Mehmed Akif’in hayatı kitabın sayfalarında.
Eser hakkında bilgi için; Timaş Yayınları 0212 511 24 24

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Hüseyin Öztürk Arşivi