Orası mabetse, bunlar da tapınak şövalyesi mi?

Orası mabetse, bunlar da tapınak şövalyesi mi?

Daha önce de bunu çok duyduk…

Beşiktaş’ın mabedi, Fener’in mabedi vesaire…

Ama bunu daha çok fanatizminden yakındığımız taraftar gruplarının duvarlara karaladıkları yazılardan hatırlıyoruz ancak…

Şimdi malum basının son trendi: Galatasaray’ın yeni mabedi…

Mabed: Tapınılan yer…

Bütün sözlükler böyle diyor…

Kimsenin kafasını karıştırmadan net bir tanım yapalım:

Mabed Bir inanca bağlı olanların, belirli zamanlarda topluca veya tek başına ibadet ettikleri, özel olarak yapılan binalar. İbadet yapmak için toplanılan yerlere “Mabed” veya “İbadethane” denir. Yahudilerin mabetlerine "Sinagog" ve "Havra", Hıristiyanlarınkine; “Kilise” ve “Bi'a” veya “Savme'a”, Müslümanların mabedine “Mescid” ve “Cami” denir. Mabedlerde; ibadet yapılır. Dinin emir ve yasakları öğretilir.

Genellikle stadyumların duvarlarında rastlamaya alışık olduğumuz bu kelimeye son günlerde öyle bir rağbet var ki…

Camiyi, mescidi, ya da bu ikisinden birine giden öğrenciyi görüp de ‘terörist’ ilan edenler, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanını yuhalayarak, kimi zaman ellerinde döner bıçakları ile sokakları savaş alanına çevirerek, rakip takımların renklerini başkalarının üstünde gördüklerinde kırmızı görmüş boğa gibi ortalığı talan ederek, sürü halinde insanları korkutarak yaşayan "teröristleri" neredeyse göklere çıkartacaklar…

Neden; tercih meselesi...

Bu yetmiyor...

Daha kaliteli bir spor hizmeti verilmesi için inşa edilmiş stadyumlar için kaç gündür “mabed” reklamı yapılıyor.

Öyle ya, stadyum mabetse, taraftar dışındaki her şeye benzeyen o mahluklar da "tapınak şövalyeleri."

Birileri çok seviyor böyle olmasını.

Hatta daha da ileri giderek “aha bakın, işte gelecek seçimlerde Türkiye’nin tercihi” diyebiliyor.

Öyle ya, Türkiye 3-5 çapulcudan oluşuyor…

Stadyum ve mabet kelimelerini bir araya getirebilen aklı kıtlar, hiç rastlamış mıdır satırla, döner bıçağıyla camiye gidene…

Ya da onu da geçtim, kiliseye giderek ortalığı talan eden birine rastlamışlar mı?

Ne de olsa onlar için, her şey din olabilir.

Spor, bir din…

Mabedi, stadyum…

Futbol, bir ibadet şekli…

Holiganlar, tapınak şövalyeleri…

Bu böyle sürüp gider…

Bunlar sanat için de böyle düşünüyor.

Bir "ucube" için ne fırıldaklar çevirdiklerini dünya gördü...

Allah akıl fikir versin…

İyi haftalar efendim…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi