Mehmet Talu

Mehmet Talu

Bir âlimin ölümü, bir âlemin ölümüdür 4

Bir âlimin ölümü, bir âlemin ölümüdür 4

Ayet-i kerimede geçen "ehli zikir"den maksat âlimlerdir. Bu emirden de anlaşılmaktadır ki: Müminler, bilmediklerini bilenlere sormakla mükelleftirler. Bilinmeyen hususlarda ehlül-hall vel-akd ulemaya sormak farzdır. Ayrıca ayet-i kerime: "Eğer bilmiyorsanız, ehli zikr'e sorup öğrenmeden, bilmediğiniz şeyler üzerinde asla bir şey söylemeye ve kendi kafanızdan karara varmaya kalkışmayın" hükmünü de getirmektedir.

"Bu misalleri, insanlara anlatıyoruz; ama onları alimlerden başkası düşünüp anlamaz."

"Hayır, o Kur'ân-ı Kerim, kendilerine ilim verilenlerin sînelerinde yer eden apaçık âyetlerdir. Âyetlerimizi, ancak zalimler bile bile inkâr eder."

"Kulları içinde ancak alimler, ALLAH Teâlâ'dan gereğince korkar, O'na saygı duyarlar."

Son ayet-i kerime, alimlerin, ALLAH Teâlâ'dan gereğince korkanlar olduklarını; ALLAH Teâlâ'dan gereği gibi korkanların da, halkın en hayırlısı olduklarını ortaya koyuyor. Böylece, alimlerin, halkın en hayırlıları oldukları sonucu ortaya çıkıyor.

Son zamanlarda ilim çağı, ilim cemiyeti gibi tabirler yaygınlık kazandı. İnsanlığın ortak otomasyon devrini de bırakıp ilim çağına geçtiği, geleceğin insanlığını ilim cemiyeti meydana getireceği söylenmektedir.

Bütün bu ifadeler ilmin ehemmiyetini vurgulamaya yöneliktir. İlim her devirde insanlık için gerekli olmuş, ilimle mücehhez insanlar ve cemiyetler, ilmen geri olanlara karşı dâima üstünlüklerini korumuşlardır. Eğer, insanlık tarihi, ilim mikyasıyla bir taksime tabi tutulacak ve illa da bir ilim devrinden bahsedilecekse, kanaatimizce bunu Kur'ân-ı Kerim vahyi ile başlatmak gerekir. Beşeriyete "Oku!" diye başlayan risaleti Muhammediye böyle bir devreyi başlatmış:

"De ki! Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?"

"ALLAH Teâlâ sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri yüksek derecelere erdirir." gibi pek çok âyet-i kerimelerle ilmin yüceliğine dikkat çekmiş, dünyayı isteyene de, âhireti isteyene de, hem dünya hem âhiret her ikisini de isteyene hep ilmin kazanılmasını tavsiye etmiştir.

Abdullah b. Abbas (R.A.): "Alimler, Mü'minlerden yüz derece üstedirler. İki derece arasında ise yüz yıllık mesafe vardır." diyor.

Cehalet karanlığından kurtulmanın tek çaresi ilim öğrenmektir. İlim öğrenmek dinimizde farz kılınmıştır. Enes b. Malik (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"İlim öğrenmek her Müslüman kadın ve erkek üzerine farzdır." buyuruyor.

Bundan 14 asır evvel insanlığı cehalet karanlığından kurtaran işte bu ilahi düsturlardır. O gün insanlık, İslam'ın eşsiz hükümlerini tatbik ederek yolunu aydınlatmış, huzur ve saadete ermiştir. Bugün de, yarın da, insanlık cehalet karanlığından ancak İslam'ın hükümlerini tatbik etmekle kurtulabilir. Ebu Hureyre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"Hikmetli söz, ilim Mü'minin yitiği, kaybolmuş malıdır. Onu nerede bulursa almaya en layık olan odur." buyurdu.

Abdullah b. Mes'ud (R.A.)'dan rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"Yalnız iki kimse gıpta edilmeye layıktır. Bunlar da: ALLAH Teâlâ'nın kendisine verdiği malı, Hak uğrunda sarfeden, muhtaçlara dağıtan kimse ile, ALLAH Teâlâ'nın kendisine vermiş olduğu ilim ve hikmetle hükmeden ve onu halka öğreten kimsedir." buyurdu.

Abdurrahman b. Ebu Bekre (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"Ya alim, ya öğrenci yahud dinleyici veya bu kimseleri seven olmaya bak. Sakın beşinci olma, yoksa helak olursun." buyurdu.

Hz. Muaviye (R.A.)'den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) efendimiz:

"ALLAH Teâlâ, kimin hakkında hayır dilerse, onu dinde fakîh, ince kavrayışlı yapar." buyurdu.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Talu Arşivi