İyi olacak inşaallah

İyi olacak inşaallah

Doğrudur, Mısır'da devrim henüz tamamlanmış değil. Hüsnü Mübarek'in devrilmesi Mısır'ın diktatörlükten kesin olarak kurtulduğu anlamına gelmiyor. Bu bir süreç. Emperyalistler bu süreci tersine döndürmek, Mısır'da kurulacak olan yeni düzenin uluslararası sistemle uyum bakımından eski düzeni aratmamasını temin etmek için ellerinden geleni yapacaklardır. ABD ve İsrail'in bu maksatla Mısır ordusu üzerinde baskı kuracağına –çoktan kurmaya başladığına- hiç şüphe yok. Mısır ordusuna vaziyet eden generallerin önemli bir kısmının zaten ABD-İsrail'le sıkı-fıkı olduğuna ve onların dümen suyunda gitmek için herhangi bir baskıya ihtiyaç duymadığına da şüphe yok.

Fakat...

Süreç emperyalist manipülasyonlara açık diye süreci emperyalistlerin başlattığını iddia etmek, halk ayaklanmasının ve Mübarek'in istifasının ancak emperyalist Büyük Ortadoğu Projesi ile izah edilebilecek bir tezgâh olduğunu ileri sürmek insafa sığmaz.

Mısır'da 2004 yılında da büyük bir ayaklanma çıkmıştı ("Kifaya" hareketi). Büyük Ortadoğu Projesi'nin 'tavan yaptığı' günlerdi. Ayaklanmaya öncülük eden kadro ABD'ye sıcak mesajlar gönderiyordu. Bazı İslamcı liderler bile demokrasi için ABD ile işbirliğine hazır olduklarını açıkça ifade ediyorlardı. Büyük Ortadoğu Projesi Mübarek'in devrilmesini gerektiriyor idiyse bu iş niye o konjonktürde yapılmadı?

Gerçekçi olalım; Mübarek emperyalistlerin / Siyonistlerin vazgeçebileceği bir adam değildi. Mübarek'in devrilmesi ve Ömer Süleyman projesinin de tutmaması onlar için büyük bir yenilgidir. ABD, Mübarek'i reform pahasına iktidarda tutmayı denemiş, hep Mübarek'li formüller üzerinde durmuş, bunun beyhude olduğunu anladığı yerde ise –devrimden asgari hasarla kurtulabilmek için- devrimcilere yalakalık etmeye karar vermiştir. Hadise bundan ibarettir. Bu, ABD'yi devrimci yapmaz. Devrimi de ABD'ci yapmaz.

Mısır'ın özgürlüğünü –dolayısıyla ABD ve İsrail'den bağımsızlığını- arzu edenlerin "Süreç nasıl devam edecek?" diye sormaları ve bazı tehlikelere dikkat çekmeleri tabiidir; ama İsrail deli dana gibi sağa-sola koşturarak "İmdat! Mısır elden gidiyor" diye feryat ederken "Hiç umutlanmayalım, maalesef gene emperyalistlerin dediği olacak" diye kestirip atmak çok acayip bir şey.

Emperyalistler devrimi boşa çıkarmak için gayret serf ederken devrimciler de boş durmayacaklardır. Korku duvarı aşılmış, Mısır halkı özgürlük hedefine kilitlenmiştir. Ülkenin elini-kolunu bağlayan anayasayı rafa kaldırıp parlamentoyu fesheden ve 6 ay içinde tam demokrasiye geçilip serbest seçimlere gidileceğini taahhüt eden askerî yönetim bu çizgiden kolay kolay sapamaz. Saparsa, yeni ve daha şiddetli bir halk ayaklanmasını tetiklemekle kalmayıp, ordu içinde de isyana yol açabilir. Asıl devrimi o zaman görün!

SORU: Peki, ya demokratik düzenin kurulması tam da ABD'nin istediği şey ise? Gelecek vaat etmeyen Mübarek rejimini vakitlice tasfiye edip halkın gazını alan ve dahî gönlünü kazanan Amerikalıların, bir yolunu bulup, Amerikancı bir yönetimi bu defa demokratik seçimler yoluyla iş başına getirmeyecekleri ne malum?

CEVAP: Şaibesiz bir sandıktan öyle bir yönetimin çıkması mümkün görünmüyor. Devrim hareketiyle ilgili haberlerde pek zikredilmese de, Mısır halkının rejime öfkesinin temelinde yatan meselelerden bir tanesi –en önemli meselelerden bir tanesi- rejimin ABD ve İsrail uşaklığıdır. Bu onursuzluğu içine sindiremeyen Mısır halkı niye Amerikancı siyasetçileri iktidara taşısın ki?

SORU: Diyelim ki oldu...

CEVAP: Mısır'da İhvan-ı Müslimin'in şu veya bu şekilde tayin edici rol oynamadığı bir demokratik düzen tahayyül edilemez. Öyle bir yönetim gelse bile, İhvan'ın muhalefetine rağmen ülkeyi ABD'ye peşkeş çekmesi mümkün olmaz.

SORU: Ya İhvan-ı Müslimin'in kendisi öyle bir yönetim olursa?

CEVAP: E yok artık.

SORU: Niye? Son zamanlarda pek yumuşamış görünmüyorlar mı? Devrim sürecinde ABD'ye yüklenmekten imtina ettikleri dikkatini çekmedi mi? Madem Mübarek'i ABD koruyordu, Mübarek'ten evvel ABD'ye yüklenmeleri gerekmez miydi?

CEVAP: Pek çok grup ve partinin yer aldığı devrim hareketine kendi mühürlerini vurmaktan imtina etmeleri siyasi nezaket icabıdır. Düşmanın eline koz vermemek –veya düşmanın elindeki kozu işlevsiz hale getirmek- gibi bir diplomatik hassasiyet de var tabii. Bunu İhvan'ın aleyhine bir delil olarak görmek çok saçma. İhvan ne yapıyorsa yeni bir Mısır'ın önünü açmak için yapıyor ve ne yapmıyorsa yeni bir Mısır'ın önünü kapatmamak için yapmıyor.

Hülasa: İyi olacak inşaallah.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi