Dün akbili vardı, bugün Jeep'e biniyor

Dün akbili vardı, bugün Jeep'e biniyor

O kitap internette yayınlanmış; film seyretmeden sinema kritiği, kitap okumadan edebiyat eleştirisi yapmanın dayanılmaz cazibesiyle büyülenmiş bir araştırmacı yazar olarak "İmamın teferruatı" adını verdiğim kitabı, tabiatıyla okumadım, fakat bu hakkında yazmayacağım anlamına gelmez!


"O kitap yayınlandı" diye sevindirik olan çevrelere göz atıyorum; bir "Aydınlanma", ne bileyim yeni bir "Renessaince" ışıması filan göremedim; bildik şeyler, mâlum terâneler... "Bizde cezalandırmaya lâyık, dört başı bayındır bir fikir suçu işlenemez azizim" tezimin dayanağı budur işte. Savcılar da tahminimce, kitaptaki ifşaatlardan ötürü değil de, metnin örgüt içi talimat ajandası olarak kullanılmasının izini süren bir takip içindeydiler, süreyi uzatınca "rendering" patladı ve bu ara olan İmamın teferruatı isimli muhalled eserin yayın haklarına oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın "Otuz bin satacak kitap şimdi yüz bin tiraj yapacak" öngörüsü boşa çıktı; nereden baksanız 1 milyon liralık katma değer buharlaştı.

Peh, İmamın Teferruatı'na aldırış etmiyorum; asıl endişe ettiğim husus, eserlerine nisbetle muazzam bir tanınırlık pâyesine erişen ünlü pop ilahiyatçı profesörlerimizden birinin, "Fethullah Gülen ve Said-i Nursi hakkında kitap yazıyordum" şeklindeki açıklamasıdır. Eğer polis, bu müthiş eserin taslaklarına ve notlarına el koyduysa ilim ve edebiyat âlemimiz ne kadar döğünse yeridir. Böyle eserler, bir toplumun tarihinde birkaç yüz senede bir görülen, nâdir ve istisnâî şahıslar tarafından kaleme alınabilir. İnşallah savcılık bu değerli müsveddeyi elektronik ve babadan kalma usullerle tahrib edip bizi bu bedîiyyattan ebediyyen mahrum komaz!

Bu arada kendime esef edip duruyorum; ayıptır söylemesi bunca senelik yazarım, bir takım kitaplar kaleme aldım; hiç biri bir defada bin tanecikten fazla basılıp satılmadı; resmen aşağılık kompleksi içindeyim. Ben de kitap yazarak zengin olabilirdim, ben de hatalı sollama yaptığım için trafik cezası yazan polise, "Kusura bakma memur bey, dalgınım, Cemaat hakkında kitap yazıyorum da" diyerek öz-tanıtıma hız verebilirdim; niçin akıl edemedim?

Bir dakika! Çok şey kaybetmiş değilim, yine yapabilirim. Muhtemel başlıklar şimdiden uçuşuyor kafamda; işte bazıları: "Hoca'nın bütün adamları", "Çobançeşme sokaktaki örgüt binasında gördüklerim ve duyduklarım", "Samanyolu'nun Gizli Esrârı!", "Abone Toplantılarında Neler Oluyor?", "Dün Akbili Vardı, Bugün Jeep'e Biniyor", "Türkçe Olimpiyatları'nın Bilinmeyen Çehresi", "32 Farzın Faziletleri".

Sonuncusu pek olmadı ama bir tutturursam o da en az 20 bin satar be!

Neyse, çok gecikmiş sayılmam değil mi; bugünden tezi yok "notlar" almaya başlıyorum derken bir baktım: Aa, bir parti liderinden, "Cemaat faaliyetini askıya alsın" şeklinde bir haber...

Şöyle bir göz attım.

Fikrimi hemen söyleyim; bu liderimizin beyanatı, son yarım asrın en önemli siyasi analizidir. Fevkalade beğendim, çok etkilendim velâkin küçük bir tashihe ihtiyacı olduğunu gördüm: Bu mühim beyanattaki Hocaefendi kelimesiyle bu liderin ismini, Cemaat kelimesiyle o partinin adını yer değiştirdiğinizde, eserin büyüklüğü daha iyi anlaşılıyor. Kutlarım. Tarih böyle özeleştiri görmemiştir!..

Yahu bu cemaat ne feyyaz, ne münbit bir kavramdır; telaffuz eden ihyâ oluyor, dokunan zengin oluyor, sataşan meşhur oluyor, bulaşan adam safına konuluyor...

Kafaya koydum; bildiklerimi yazacağım, yer yerinden oynayacak..

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi