Ali Eyvaz

Ali Eyvaz

Birilerinin kolonyalizme yavşama saati geldi: “Manda isteruk”

Birilerinin kolonyalizme yavşama saati geldi: “Manda isteruk”

Kamuoyuna hiç yansımadı. Yine Birleşmiş Milletler kararı ve yine Fransa’nın öne atılmasıyla Fildişi Sahilleri bombalandı.
Kim dünyanın müesses nizamına karşı bir mevzilenmede bulunsa tepesine bomba yağıyor. Üstelik 1989 öncesine göre artık bu durum kimseler tarafından yadırganmıyor bile.
Anlaşılan yeniden 19. yüzyıl kolonyalizm çağına dönüş yaptık.
Üstelik son Libya operasyonuyla birlikte düşünüldüğünde; saldırı düzenlenen ülkelerde “manda isterük” diye bağıran ve Batı semalarından kurtarıcı bekleyen yerli gruplar da yeniden peydah oluyor. Yani tam 19. yüzyıl manzaraları…
Komprador sermaye ve güdümlü medyalar da bu toplulukları “kurtarılmayı bekleyen zavallı sivil esirler” olarak içi geçmiş bir Hollywood filmi klişesinde takdim ediyor.

Bütün bu gelişmelerden Türkiye kamuoyu da nasibini ziyadesiyle alıyor. Mesela Bingazi’de küçük bir topluluğun, üzerinde gayet titizlikle çalışılmış bir plan dahilinde Türkiye aleyhine yaptığı gösteriler çok büyük bir olay gibi sunulup, “Türkiye Libyalı muhalifleri sattı” izlenimi oluşturulmaya çalışıldı.
Sanki Türkiye’ye ve mevcut hükümete bel bağlayarak Kaddafi’ye isyan başlatmışlar da yarı yolda bırakılmışlar gibi.
Bu kişilerin ve Türkiye aleyhine attıkları sloganların uzun uzun ekranlarda yer bulması boşuna değildi. Türkiye karşıtı olarak tezgahlanmış bu gösterilerde Fransız ve Amerikan bayrakları taşınmış olması da cabası…

Haçlı koalisyonun ülkelerine yaptığı saldırıları yüzleri bile kızarmadan alkışlayan bu tiplerin Türkiye’de destekçisi durumunda olan kalemşorları da hiç durmaksızın, vazife üstlenmiş küçük Graham Fuller olarak bakın neler söylüyorlar: “Irak halkı ABD’yi kullanıp Saddam’dan kurtuldu ve demokrasiye kavuştu; şimdi de aynı ABD’yi yavaş yavaş bünyesinden atıyor.”
Sanırsın ABD bir antibiyotiktir; yararlı kısmı kana karışırken, zararlı kısmı posa nevinden bir necaset gibi anüs yoluyla atılıveriyor.

  Daha düne kadar gerek Albay Kaddifi’ye, gerekse Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’a methiye dizme yarışında emsallerine tur bindiren bu adamların şimdi aynı ülkelere bir CIA ajanı nazarıyla bakmaları kimseyi şaşırtmamış olsa gerek. 
Bunlar, yılda birkaç defa gittikleri köylerinde beleşçilik yapmayı şehirlilik gereği gibi yutturmaya çalışan sonradan görmelerin o yırtık arsızlığına denk bir davranış biçimini ahlak olarak benimsemiş adamlar.
Üstelik aynı adamlar, yavşama saatleri geldiğinde sırnaştıkları karşı mahalle figürlerini de işlerine geldiği gibi seçerler.
Mesela Mağrip’teki bu Soros kalkışmaları konusunda şimdilerde hiç Nuray Mert’e yaklaşmazken, ki sağlam durduğunu teslim etmek gerek, Kadri Gürsel, Cengiz Çandar gibi adamların ağızlarının içine baktıkları bir vakıadır.

Bugün şive ustası ve retorik hokkabazı bağımsız milletvekili adayı Sırrı Süreyya Önder’den “ötekileştirilenlerin anatomisi” dersleri almak suretiyle kendilerini zenci, Önder’i de “zencilerin vedarı iftiharı Obama” yerine koyan hamiyetperver muhafazakarların yeni siyaset tasavvurları Türkiye için ne ise, dünya için de o olmaya başladı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ali Eyvaz Arşivi