Mehmet Emin Genç

Mehmet Emin Genç

İlk operasyon Ak Parti'ye yapılmıştı

İlk operasyon Ak Parti'ye yapılmıştı

Seçin arifesinde olduğumuz şu günlerde toplum hafızasının çok zayıf olduğuna bir kez daha şahit oluyoruz. Son dönemde MHP kaset bir operasyonu ile dizayn edilmeye çalışılınca hep bir ağızdan insanlar dışarıdan yapılan operasyonlarla siyasetin dizayn edilmemesi gerektiğini, sözü seçmenin söylemesi icab ettiği seslendirilir oldu. Oysa bu operasyon yeni değildi. Bu operasyonların ilki Ak Partiye yakın ve çok önemli bir zamanda yapılmıştı.

MHP’nin kasetlerini ortaya süren “Farklı Ülkücülerin” Bir açıklamasını basından okuyunca hafızalar depreşmeye başladı. Operasyonun ilk günlerinde farklı ülkücülerin, “Devlet Bahçeli istifa etsin ve partiyi Oktay Vural genel kurula götürsün.” mealindeki açıklamaları olmuştu. Bu açıklamayı duyunca neden Oktay Vural diye düşünmeye başladım. Sayın Oktay Vural dikkat etti iseniz bu aralar hiç ortalıkta görünmüyor, ne hikmetse de pek sesi çıkmıyor. Derken hafızam beni yıllar öncesine Yeni anayasa çalışmalarının bitmek üzere olduğu zamana götürdü ve Koltuğunun altında bir dosya ile AK Partinin kapısını çalan MHP heyetinin başındaki şahsa kilitledi. Söz konusu kişi Oktay Vural’dan başkası değildi. Sayın Oktay Vural o dönem çok aktifti, değişik dönemlerde de yine Oktay Vuralı, kilosundan beklenmeyecek cevvallikte bazı konuların önünde görüyorduk.

Son dönemde olduğu gibi ortalıkta görünmemeye özen göstermiyordu. Bunda ne var diyeceksiniz. Bir partinin önde gelen bir yetkilisi, o partinin bir teklifini sunarken en önde olması kadar daha doğal ne olabilir diyebilirsiniz. Bende aynen öyle söylemiştim zaten. Ta ki MHP’nin başörtüsü hususundaki bu anayasa değişikliği teklifi ardından basından (merkez medyadan) MHP’ye gelen tepkilere o zaman Sayın Oktay Vural ortada daha hiçbir şey yokken ve hiç kimsenin pek anlam veremediği bir açıklaması ile basının karşısına çıkmıştı. O açıklama mealen şöyle idi “Sizler bize tepki vermekte çok aceleci davranıyorsunuz hele sonucunu bir görün ondan sonra tepki verecekseniz verin” deyivermişti. O zaman birkaç gazetede yayınlanan bu açıklamadan ne kastettiğini pek anlaşılmıyordu Sayın Oktay Vural’ın. Ancak daha sonraki gelişmeler bu açıklamanın ne anlama geldiğini çok iyi kavramamamıza vesile olmuştu. Sayın Oktay Vural’ın bu açıklamasını basın arşivlerini araştıran herkes çok rahat bulabilir.

Başında MHP adına Sayın Oktay Vural’ın bulunduğu bu Anayasa değişikliği paketi AK Parti tarafından çok da düşünülmeden veya desteklemezlerse neler olacağını kestiremedikleri için Ak partinin de desteği ile 411 oyla meclisten geçmiş ve Merkez medyada “411 el Kaosa kalktı” manşetleri altında CHP tarafından Anayasa mahkemesine götürülmüş ve de iptal edilmişti. Ardından bu başörtüsü düzenlemesi de delillerin arasına konularak, AK Partiye Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Abdurrahman Yalçınkaya tarafından kapatma davası açılmıştı. Bu Başörtüsü düzenlemesi olayı Ak partiye açılan kapatma davasının en önemli belgelerinden biri olmasına rağmen, aynı konuda MHP ile ilgili her hangi bir hukuki girişim yapılmamıştı. Bu Başörtüsü düzenlemesinin, daha sonraları “AK partiye yapılan bir operasyon” olduğu konusunda genel bir kanaat oluşmasına sebep olmuştu. Aynı zamanda anayasa çalışmaları da MHP’nin bu manidar katkısı ile başka bir bahara kalmıştı. Bu operasyon Anayasa mahkemesinin kapatma kararı vermemesi sonucu yeterince işe yaramadı. Dolayısıyla, siyasetteki son zamanların ilk ve en önemli operasyonu bu olmuştu. Bu anayasa paketini AK Parti yetkilileri o zaman desteklemese idi MHP’nin hışmından o zaman ve şimdi kurtulamayacaktı Allah-u âlem. Peki destekledi de ne oldu? Onu da sizin takdirinize bırakıyorum.

Biliyorsunuz ki siyasi arenada ikinci operasyon da; kasetle başlayıp hiç aklında yokken ve basına verdiği demeçlerle CHP genel başkanlığına aday olmayacağını defalarca deklere eden Sayın Kemal Kılıçtaroğlu’nun CHP genel başkanı olması ile sonuçlanmıştı. Ardından devam eden diğer düzenlemeler ve en son Milletvekili aday listelerinin kesinleşmesi sonucu görüldü ki, Sayın Süleyman Demirel’in aday belirleme ve Kılıçtaroğlu’nun tabiri ile yeni CHP’nin şekillenmesinde ciddi bir etkisi vardır. Bu iddiayı destekleyen başta Sayın Mehmet Haberal ve Sinan Aygün olmak üzere Süleyman Demirel’e yakın birçok isimi CHP milletvekili kesin listelerinde, seçilebilecek ilk sıralarda kendilerine rahatlıkla yer buldular. Sayın Deniz Baykal’ın liderliğindeki CHP de bu isimlerin bu kadar rahat yer bulabileceğini hiç kimse tahmin etmezdi. Bir kasetle başlayan ve Sayın Kılıçtaroğlu nun CHP lideri olması ile sonuçlanan bu operasyonun, kasetlerle gerçekleştirilen birinci, ancak siyaseti dizayn etme açısında ikinci operasyon olduğu ortadadır.

Son olarak yeni bir operasyon ve aynı zamanda ikinci kaset operasyonu ile MHP üzerinde oynandığına şahit olmaktayız. Kasetleri piyasaya süren “Farklı ülkücüler” neden ısrarla başka bir isim değil de partiyi Oktay Vural’a teslim etmek istiyorlar. Meclis genel kurulundaki her kesimden tepki alan tavrından ve yaptığı ilginç basın açıklamalarından tanıdığımız Oktay vuralı çok sevdiklerinden mi, yoksa onu ve arkadaşlarını töhmet altında bırakmak istediklerinden mi. Mesela neden şöyle bir demediler; “partimizi Devlet Bahçeli haricinde genel kurula kim götürürse götürsün ve yeter ki bu kadro değişsin.” Ayrıca bu konuda dikkatle takip edilecek bir diğer husus da; yine bu kaset işinde mağdur olanların ve nemalananların neden başka bir adresi değil de ya okyanus ötesini yâda Başbakanı hedef aldıklarıdır.

Siyasetimizi dizayn çalışmaları daha önceleri de vardı daha sonraları da olacak. Bu ve benzeri mühendislik heveslileri boş durmayacak. Topluma kendi istedikleri elbiseleri giydirmeye çalışacaklar. Nitekim 28 Şubat bunun çok net örneklerinden biridir. Ve onunda bir Ergenekon operasyonu olduğunu hepimiz net bir şekilde gördük. Yine merhum Ecevit’in partisi ve Kendisi ile ilgili yapılanlarında bir Ergenekon operasyonu olduğunu dava seyrinde net bir şekilde anladık. Merhum Ecevit’in tasfiye operasyonunda Şimdilerin CHP adayı, Ergenekon Sanığı Mehmet Haberal’ın etkisini unutmamak gerekir.

Bütün siyasi operasyonlarda Ergenekon parmağı net ve açık bir şekilde ortada iken MHP ve CHP’li yetkililerin başbakanı hedef alan açıklamaları, bir zamanlar egede ABD’lilerin bizim firkateynimizi vurmalarının ardından Sayı Demirel’in İran’a sataşmasına ne kadarda benziyor.

Allah hepimizi bu toplum mühendislerinin şerrinden korusun… Âmin…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mehmet Emin Genç Arşivi