Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Suriye şafağı

Suriye şafağı

12-13 Temmuz (2011) tarihleri arasında İstanbul'da Wow Oteli'nde Suriye Halkına Yardım için Suriye Alimler Konferansı tertip edildi. Büyük çapta bu konferansı izleme imkanı buldum. 'Bakiyyetü'l selef' olarak tanımlayabileceğimiz son ulema kuşağının temsilcileri burada toplanmışlardı. Aralarında bayan alimeler de vardı. Kubeysilerin kardeşleri ya da Baciyan-ı Şam... Antalya Toplantısı'nda tanıştığımız Münir Gadban da ulemayı temsil eden zevat arasındaydı. Yusuf Karadavi son yıllarda temmuz aylarında mutat bir biçimde İstanbul'da Avrupa İslam Fetva Kurulu toplantılarına iştirak ederdi. Lakin son demlerinde hastalıklarıyla boğuşuyor olmalı ki, bu yıl İstanbul'a teşrif edemedi. Keza geleceği önceden duyurulan alimlerden birisi de kuruluşu daha önce İstanbul'da ilan edilen Ehl-i Sünnet Alimler Birliği Başkanı Ahmet Raysuni idi. O da katılamadı ama Hüseyin Helave ile temsil edildi. Raysuni son sıralarda bilebildiğim kadarıyla Cidde'de yaşıyor ve asrımızın önde gelen usulcülerinden birisi. Lakin her ikisinin de hayru'l halefleri var. Bazı hadislerde İslam'a bulaşmış bidatlar kapsamında aşırılıkları gideren ulemanın her nesilde denklerinin olduğu beyan edilmektedir. Wow Oteli'ndeki toplantının özelliklerinden birisi de Heysem Malih'in de hazır oluşuydu. Heysem Malih, Tal El Mulihi son dönemlerde Suriye içinde ve dışında en fazla tanınan muhalif simalar arasında bulunuyorlar. Birisi en yaşlı diğeri de en genç muhalifti. Hatta onlara Suriye şafağının sembolleri olarak da bakılabilir. Yeni Suriye muhalefeti denilince akla gelen ilk isimlerden birisi de Adnan Ar'ur olup gelemediği için adına bir başkası hitap etti.

Elbette Arap dünyasından ve Batı'da sürgünde yaşayan Suriyelilerden yüzlercesi toplantıya iştirak etti. Bunlardan birisi uzun yıllar Almanya'da ikamet eden ve baba Esat'ın öldürttüğü Ali Tantavi'nin kerimesi Benan Tantavi'nin eşi ve İhvan eski Lideri İsam Attar'dı. 84 yaşındaki İsam Attar tartışmasız toplantının yıldızıydı. Bu toplantıda yaptığı konuşmayla adeta efsaneleşti. Toplantıda özellikle de Suudi Arabistan'da sürgünde yaşayan Suriyelilerin ağırlığı hissediliyordu.

İhvan'ı temsilen Londra'dan Ali Sadreddin Beyanuni geldi. Halep asıllı Beyanuni'lerden başkaları da vardı. Lakin İhvan'ı temsilen Paris toplantısına katılan Mülhim Derubi, ondan önce de Antalya toplantısına katılmakla birlikte bu toplantıda görünmedi. Keza Suriye İhvan Lideri Riyad Şukfa'nın da katılan isimler arasında adı yoktu. 12 Temmuz'daki açış konuşmalarını İsam Attar, Türkiye'deki ilmi çevrelerin yakından tanıdığı Muhammed Ali Sabuni ve Karadavi'nin yardımcılarından Ali Muhyiddin Karadaği yaptı. Öğleden sonraki oturumlarda ise Ahmet Raysuni'nin yerine Ehl-i Sünnet Alimler Birliği'ni temsilen Hüseyin Halave söz aldı. Ardından Lübnanlı davetçilerden Hüseyin Katırcı konuştu. Ulemanın bu gibi durumlarda kavl-ı fasl yani son sözü söylemesi gerektiğini ifade etti. Şam'ın faziletlerinden bahseden Katırcı Şam şafağıyla birlikte bu faziletlerin yeniden yaşanacağını ve gün yüzüne çıkacağını belirtti. Suriye halkının zillet yerine ölümü seçtiğini kaydetti. 'Ya ölüm ya onur/izzet' dedi.

Lübnanlı olan Katırcı Müslümanların her daim söyleyecekleri sözü olduğunu ve bu mesajı en yalın ve doğrudan bir biçimde Sasanilerin liderlerinden Rüstem'e karşı sahabe Reb-i Bin Amir'in söylediğini hatırlattı. Reb-i Bin Amir üç cümleyle birlikte İslam'ın mesajını özetlemiştir. Allah bizi insanları kulluğa kulluktan Allah'a kulluğa irşat edelim diye çıkardı. Keza dünya darlığından dünya ve ahiret genişliğine çıkaralım diye gönderdi. Ve insanları dinlerin cevrinden ve zulmünden İslam'ın adaletine çıkaralım diye sevk etti. Özellikle ulemanın rolünden bahsetti. Baas rejimini destekleyen alimlere çattı ve göndermeler yaptı. Saltanat alimlerinin zararlarını saydı döktü. Tabii ki ister istemez bunları sayıp dökerken aklımız Buti gibi alimlere kayıyor. Ondan sonra da Kürt alimleri adına Hüseyin Abdulhadi konuştu. Şam alimleri adına Muhammed Lütfi Sabbağ söz aldı. Ulemaya getirilen kısıtlamaları anlattı. Afganistan'dan Diyobend ulemasını temsilen Şeyh Muhammed İsmail de akıcı bir Arapçasıyla Suriye şafağını selamladı. En son ki konuşmacılardan birisi Emin Saraç Hoca'nın talebelerinden Hamdi Arslan Bey idi. O da Sezai Karakoç'un deyimiyle İstanbul'u başkentler başkenti ya da İslam dünyasının başkenti olarak nitelendirdi ve bu sözleri üzerine büyük bir alkış aldı. Suriye uleması 'Türkiye bize yeniden rehberlik yapmak isterse gam değil biz yine ona tabi olur ve biatımızı tazeleriz' dediler.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi