Oku oku budur sonu!..

Oku oku budur sonu!..

"CHP Parti okulu açıldı" haberini okuyunca şaşırdım, "Yok muymuş yahu?" dedim; bu güne kadar işi mektepsiz medresesiz götürebilmiş olmalarına inanamadım.

Niçin? Çünkü dün itibariyle bu "Kamu" kuruluşumuz tam 88. yaşına basmış bulunuyor ki Cumhuriyet'ten bile kıdemlidir kendileri. Hatta bazı müzevirler 20. yüzyıl başlarında Makedonya dağlarında kurulduğunu bile ileri sürüyorlar; fesübhanallah!

Son genel başkan Kılıçdaroğlu, kendinden önceki üç selefinin de hazır bulunduğu açılış töreninde, "Hep özlem duyardım. Bir okulumuz olsun ve o okulda tarihimizi öğrenelim. Çünkü CHP'nin tarihi, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihidir" demiş. Ne var ki, "Tarihimizi öğrenelim" derken asıl kasdettiği şeyin genel mânâda Osmanlı-Türk tarihi mi yoksa partinin geçmişi mi olduğu tam anlaşılmıyor; acaba bu güzîde okul sadece tarih etüdlerine mi hasredilmiştir, yoksa müfredatta ekonomi, sosyoloji, güzel Türkçemiz, sosyal politika, jeopolitik, İsaguci mantığı ve özellikle siyaset dersleri de yer alacak mıdır?.. Eğer sadece parti tarihi kasdedilmiş ise sayın Kılıçdaroğlu'nu kötü bir sürprizin beklediğini şimdiden haber verebilirim: 12 Eylül döneminde (Ah bu 12 Eylül!) parti, kayyuma emanet edildiğinde bir CHP üyesi, ne yazık ki bilumum parti evrakını 2 kamyona yükletip imha mı etmişti ne? Dolayısıyla CHP'nin hazine-i evrâkında (Arşivinde yani), 12 Eylül öncesine dair parti evrakı olmadığı söylenir durur. Bana inanmayanlar ve konunun tafsilatını merak edenler CHP'nin o dönemdeki kayyumlarından Cezmi Kartay'ın hatıralarına göz atabilirler: (http://www.ekitapyayin.com/id/016/). Vâkıa, 2008 yılında rahmete intikal eden Cezmi bey, asıl CHP evrakının, 1953'den beri Ulus'taki eski Meclis binasında saklandığını, sonradan kaybolan 2 kamyon dolusu belgenin pek önemli şeyler olmadığını söylüyorsa da iş vahimdir. "Kendi evrakına bile doğru-dürüst sahip çıkamayan bir parti, milletin mukadderatına nasıl vaziyet edecek?" sorusu el'an muâllâktadır.

Aslında üzerime vazife değil fakat yine de, parti tarihi konusunda ders verecek CHP mensubuna, Mete Tunçay'ın "Türkiye'de Tek Parti Yönetimi'nin Kurulması" isimli klasik eserini cüz be cüz okutmasını, hararetle tavsiye ederim; bu müfid eser, gerçi 1923'le 1931 arasını kapsamaktaysa da, sonraki yıllar bu döneme göre pek de önemli sayılmaz; âgâh olana kâfi ve vâfidir (Lâf aramızda sadece CHP'liler değil, herkes okusun derim ben).

Parti okulunun, mâkul bir eğitim süreci sonunda CHP'nin mâkus talihini önce durdurup sonra değiştirecek hamlelere medâr olacağından şüphe edilemez fakat ben yine de derslerde, "1946'dan beri niçin hiç seçim kazanamadık; niçin bu ahali, 46'dan beri bizi pataklayıp durmaktadır?" gibi âcil ve canyakıcı sorulara cevap aranacağını zannetmiyorum; daha ziyade "Parti kimliği ve bilinci nasıl pekiştirilir?", "Niçin moralimizi bozmamalıyız?", "Eğitim şart azizim!", "Serbest genel seçimler âdetini de kim çıkardı?", "Ah o caanım Köy Enstitüleri!", "Varlık Vergisini niçin koymuş, niçin kaldırmıştık?" gibi önemli başlıklar üzerinde durulacağını nâçizâne tahmin etmekteyim.

Tam yazıyı toparlamak üzere iken gözüm, haberdeki Kılıçdaroğlu'nun o meşhur cümlesine takılıp kaldı, Başbakan'a diyor ki: "Eğer sen halkın gözünde saygın bir Başbakan olmak istiyorsan aldığın o madalyayı geri iade et."

Geri iade et, geri iade et, geri iade et!..

Bir yanlışlık yok mu bu cümlede; ya "İade et" veya "Geri ver" demesi yetişirdi fakat gazetecilere lâf yetiştirme telâşında galâta düşmüş olabilir. Yine de genel başkanlarının Türkçeyi güzel ve doğru kullandığı yolunda bir efsâneye konu olan CHP açısından talihsiz bir durumdur. Hatırlatıyorum ki partili gençler doğrusu budur sanmasınlar. (Bkz: Hocalar da yanılır!)

Parti okulu CHP'ye ve Türk demokrasisine hayırlı olsun. Eğitim herkes için lâzımdır, bir okul açmak bin hapishane kapatmaktır fakat, siz de hak verirsiniz, müfredâta da dikkat etmek lâzım sevgili CHP'liler!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi