Engin Ardıç

Engin Ardıç

Sakallı şişkonuz bu işi beğenmedi

Sakallı şişkonuz bu işi beğenmedi

Yüksek Seçim Kurulu, yurt dışında bulunan vatandaşlarımızın büyükelçilik ve konsolosluklarda oy kullanabilmelerini engelledi. Yurt dışı deyince, tabii siz esas olarak Almanya'yı anlayınız.
Karar kesindir ve "temyizi" yoktur. Bir üst makama itiraz edilemez çünkü o üst makam yoktur.
Nedeni de merak konusu oldu... Başbakan yorum yapmadı, topu gazetecilere attı.
Bazı gazeteciler türlü çeşitli korkularla Ergenekon çetesini aklama yarışına girdiklerinden, bazı hanımefendi arkadaşlar da beğenmedikleri erkek meslekdaşlarına "iğrenç şişko" şeklinde zarif iltifatlar yağdırmakla meşgul bulunduklarından, bunun gibi önemsiz bir konunun üstünde durmadılar. Hatta, "aman ne iyi, böylece AKP oyları azalır" diye gizli gizli de sevindiler.
Çünkü göstergeler, özellikle Almanya'dan verilecek oyların "AKP ağırlıklı olacağı" yönündeydi. (Demek ki Almanya'nın ayısı vardı ama kıyısı yoktu.)
Angela Merkel "bizim açımızdan hiçbir sakınca yok" dedi ama nafile...
İki buçuk milyon Türk seçmeni var, Almanya'da, oy kullanamayacak. Ancak o aralar Türkiye'ye gelip giderse, sınır kapısında...
Gerekçe olarak, "bilgisayar ağının kurulmasının uzun süreceği" gösteriliyor. Almanya'daki konsolosluklarımızda bilgisayar yok, bunların başında durup da sonuçları birkaç saniyede Ankara'ya tıklayacak memur yok (üstelik pazar akşamı da "fazla mesai" kapsamına giriyor.)
Ya da devlet, kendi memuruna güvenmiyor. Erdoğan'dan ya da Davutoğlu'ndan gelebilecek muhtemel bir emirle sonuçlar üzerinde oynayabileceğinden, "tahrifat" yapabileceğinden korkuluyor!...
İyi ama, "zaten" AKP'nin ağır basacağı bir seçimde, hariciye memuru hangi yönde katakulli yapacak? Olacak iş değil ama bunu yapsa yapsa CHP lehine yapar, bürokrasi de muhalif basın da memnun olur... Tuhaf.
Bu arada, Dışişleri Bakanlığı çok alınmış olacak ki, YSK ile temasa geçerek "serzenişte" bulundu ve "biz bu imkân ve kabiliyete sahibiz" dedi. Ve devam etti: "Seçimlerin usulüne uygun şekilde ve oy ve sandık güvenliğine halel getirilmeyecek biçimde gerçekleştirilmesine yönelik teknik, fiziki ve personel kapasitesini haiz bulunduğumuz bir kez daha kamuoyunun dikkatine sunulur"...
Diplomat diliyle, yani dolambaçlı ve bozuk bir Türkçe'yle yazılmış, üstelik YSK kızdırılmadan sanki halka açıklama yapılıyor gibi sunulmuş ama... Demek istiyor ki, senin sandık başına oturttuğun görevli oylama ve sayım sürecini nasıl yönetirse, benim konsolosum da öyle yönetir, biz adam değil miyiz?
Elbette bu açıklama boşunadır, çünkü belirttiğimiz gibi YSK kararları kesindir, değişmezler.
Ama bu "herkes YSK kararlarını beğenip alkışlamak zorundadır" anlamına da gelmez.
Biz beğenmedik.
Beğenip beğenmememiz hiçbir şey değiştirmez ama merak etme hakkımızı da saklı tutarız.
Şunu merak etmekteyiz: Bu iki buçuk milyon oyun kullanılamaması, AKP'nin seçimi üçüncü kere yeniden kazanmasını engelleyebilecek midir? Hiç sanmıyoruz.
Peki, oylarının önemli ve anlamlı bir oranda azalmasını sağlayabilecek midir? Onu da sanmıyoruz.
Halka karşı adım adım mevzi kaybetmekte olan bürokrasinin nafile çabaları... Bu arada bürokrasinin iki kanadı da birbiriyle çelişkiye düşüyor, Mekteb-i Hukuk Mekteb-i Mülkiye'ye karşı.
Ne dersin, dalyan gibi, selvi boylu güzel kız? Böyle konular ilgini çeker mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Engin Ardıç Arşivi