Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

Sen bu halka fazla güvenme...

Sen bu halka fazla güvenme...

Mahut mahkemenin ‘yetki gaspı’ olarak yorumlanan mahut kararı, bu karar kendisinin de üyeleri arasında bulunduğu parlamentoyu bağlamıyormuş gibi davranan ‘sivil siyasetçi’ Deniz Baykal tarafından ‘çok önemli bir içtihat’ olarak yorumlanmış.

Bana göre de içtihat...

Hem de çok çok önemli bir içtihat.

‘İtiraf’ daha doğru bir tanımlama olurdu ama, şimdilik ‘içtihat’ işimizi görüyor.

Parlamentonun yasama yetkisini uhdesine alan mahkeme şu önemli içtihadı yapmış oldu:

Halktan yetki almış hiçbir parlamento (‘tali kurucu’ oldukları için) anayasa yapamaz. Anayasayı, ancak, ‘asli kurucu’ işlevi gören parlamentolar yapar.

Nitekim öyle olmuştur.

Hiç kimseden onay alma gereği duymadan (1971 ve 1980’de) yetki sınırlarını genişleten mahut mahkeme, bugüne kadar ‘asli kurucu’nun yaptığı hiçbir anayasaya itiraz etmemiştir.

Peki, asli kurucu nedir?

Nasıl teşekkül eder?

Bunun teşekkül edebilmesi için önce bir ‘asli bozucu’ya ihtiyaç vardır.

Bu da (‘asli bozucu’ da) şöyle teşekkül eder:

Elinde silah olan bir grup ‘ülke kötüye gidiyor, demokrasi rayından çıkıyor, irtica geliyor’ gerekçesiyle, demokratik normale müdahale edip anayasal düzeni ortadan kaldırır... Partileri dernekleri vakıfları sendikaları odaları kapatır... Halkın seçtiklerini usulüne göre ya darağacına ya cezaevine gönderir.

Biz buna ‘asli bozucu’ diyoruz.

Asli bozucu, gerekli mıntıka temizliğini tamamladıktan sonra ‘işaret yöntemi’yle hemen bir danışma meclisi oluşturur.

Buna da ‘asli kurucu’ adını veriyoruz.

Bu yetkisiz ve ne tür bir meşruiyete istinat ettiği bilinmeyen kurucu unsur, ‘asli bozucu’nun ortadan kaldırdığı şeyi ikame etmek için hemen bir ‘anayasa imalatı’na girişir.

Bu anayasa onaylanır ve yürürlüğe girer.

1960’ta böyle olmuştur.

1971’de, tam böyle olmasa da, buna yakın şeyler olmuştur.

1980’de böyle olmuştur.

Bunlar olurken, aralarında Başbakan Adnan Menderes ve eline insan kanı bulaşmamış genç aktivist Deniz Gezmiş’in de bulunduğu 100’e yakın Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı idam edilmiştir. Milyonlarcası fişlenmiş, yüz binlercesi işkenceden geçmiş, binlercesi işkence tezgahında kalmıştır...

Böyledir.

Bizde anayasayı silahlı gruplar yapar.

Beğenmez, bozar, yenisini yapar.

Darbeyle geldikleri için ‘asli kurucu’ sayılırlar ve hiçbir mukavemetle karşılaşmazlar.

Hatta, kendilerine ‘anayasayı koruma’ görevi verilenler, bırakın itiraz etmeyi, bir de anayasal düzeni ortadan kaldıranlara teşekkür ziyaretine giderler.

1980’de böyle olmuştur.

2008’de de benzer şeyler olmaktadır.

Dolayısıyla, mahut kararı ‘çok önemli bir içtihat’ olarak yorumlayan Deniz Baykal haklıdır. Dolayısıyla, dediklerine tümüyle katılıyorum.

Katılmadığım husus şu:

Tali kurucunun (yani meşru parlamentonun) devre dışı bırakıldığı bu netameli dönemden çıkış yolu olarak ‘halk’ı işaret ediyor. ‘Bu işi bulgura, kömüre tamah etmeyen halkımız, CHP’yi iktidara taşıyarak çözecek’ diyor.

Ben de, ‘buna fazla güvenmesin’ diyorum.

Bu halk şişede durduğu gibi durmuyor.

1950, 1954, 1957, 1961, 1965, 1969, 1973, 1977, 1983, 1987, 1991, 1995, 1999, 2002 ve 2007’de ne yaptıysa, önüne ‘sandık’ konulduğunda gene aynısını yapacaktır.

Bu halk böyledir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Kekeç Arşivi