Erdal Şafak

Erdal Şafak

Bugün Pazar...

Bugün Pazar...

Ne diyor Nazım Hikmet o büyüleyici şiirinde; "Bugün Pazar. / Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar..." Pazar günü Olympe'in tanrıları bile dinlendiğine göre, çizgimden biraz sapıp bugün "Light" takılayım.
Daha önce birkaç kez yazdım; ben Fenerbahçeliyim. Kimliğimin önemli öğelerinden biridir Fenerbahçelilik.
Ama futbolun yanı sıra alternatif sporlardan birkaçına da ilgi duyarım ki, şike dosyası nedeniyle ağzımın tadının iyice kaçtığı bugünlerde bana sığınak işlevi görüyorlar.
Curling, snooker, sumo. Sevdiğim alternatif sporlar bunlar. Ama ille de sumo.
***

Sağolsun; Hürriyet gazetesi yazarı ve hemşehrim Ertuğrul Özkök ne zaman benden söz etse sumo merakıma mutlaka vurgu yapar, beni "Türkiye'nin sumo uzmanı" bile ilan eder.
Cumhurbaşkanı Gül'le yaptığımız Londra gezisi çerçevesinde Kraliçe II. Elizabeth'in Buckingham Sarayı'nda verdiği yemekte -zorunlu olarak- giydiğim frakı konu alan yazısında da yine sektirmedi; sumo merakımı altını çizerek hatırlattı.
O da sağolsun; eski meslek büyüğümüz ve CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi de, Özkök'e gönderdiği Kraliçe'nin yemeğindeki fraklı gazetecilerin toplu fotoğrafını "Analiz eden" yazısında beni şöyle değerlendirdi: "Erdal Şafak herhalde kendi boyuna göre bir frak kiralayamamış, tutmuş bir sumo güreşçisinden kalanı giymiş."

***
Sumoya ilgim bu kadar nam saldığına göre, Japonlar'ın "Tanrıların sporu" dedikleri bu güreşle ilgili son gelişmeleri aktarmam farz oldu.
Bu sporun anavatanı Japonya'da bir sumo sezonu daha sona erdi. Bir yılda 6 süper "Başo" (Not:
Japonca'da turnuva demek) düzenleniyor. Her biri 15 gün süren bu turnuvaların 6'sına da o yılın en başarılı, yani "Birinci lig"te yer alan 15 güreşçisi katılıyor.
Turnuvaları sayayım: "Hatsu başo" (Ocak ayında Tokyo'da), "Haru başo" (Mart'ta Osaka'da), "Natsu başo" (Mayıs'ta Tokyo'da), "Nagoya başo" (Temmuz'da Nagoya'da), "Aki başo" (Eylül'de Tokyo'da) ve "Kyüşü başo" (Kasım'da Fukuoka'da).
Geçen ay sezonun son "Başo"sunu, beklendiği gibi, Moğol asıllı Hakuho birinci bitirdi. 14 maçtan 13'ünü kazanarak.
Hakuho, benim kahramanım olan Asaşöryü'nün öğrencisi. Asaşöryü de Moğol kökenli. Ama "Dohyö"de (Sumo güreşinin yapıldığı pist) fırtınalar estirdiği ve kimsenin bileğini bükemediği bir sırada, yani zirvelerin zirvesindeyken veda etmek zorunda kaldı.
Sumo "Tanrıların sporu" olduğu için, en küçük bir lekeyi bile kaldırmaz. Asaşöryü iki vahim hata yaptı: Bir yardım turnuvasına sakatlığını gerekçe göstererek katılmadı ama o günlerde memleketi Moğolistan'da gençlerle futbol oynarken görüntülendi. Yani yalan söylediği ortaya çıktı. Bu "Skandal"ın sarsıntıları sürerken, bazı maçlara çıkmadan önce uyuşturucu kullandığı anlaşıldı.
Asaşöryü veda edince meydan, pardon "Dohyö", veliahtı Hakuho'ya kalıverdi.
***

Ama Asaşöryü'yü tasfiye eden rezaletler, ondan sonra zincirleme uzayıp gitti. Örneğin, son yıllarda, "Yakuza"nın, yani Japon mafyasının sumo dünyasına girdiği, bazı karşılaşmalarda güreşçileri şikeye zorladığı ortaya çıktı. Hatta önemli karşılaşmalarda tribünün en ön sırasını mafyanın adamlarının kapattığı, turnuvalar TV'den canlı yayınlandığı için, bu şekilde cezaevindeki "Babalar"a selam gönderip, bağlılık mesajı verdikleri de saptandı.
İşte bütün bu rezaletler, tüm bu lekeler Japonlar'ı yavaş yavaş sumodan soğuttu.
O nedenle, sumonun son sezonunu kapattığı, önümüzdeki yıl turnuva düzenlenmeyebileceği, düzenlense bile Japonlar'ın ilgi göstermeyecekleri konuşuluyor.
Zaten Asaşöryü'den sonra benim de sumo ateşim düştü. Ertuğrul Özkök ve Oktay Ekşi başta olmak üzere tüm Erdal Şafak severlere duyururum.
Nazım Hikmet'le başladım, onun aynı şiirinin tüm dizeleriyle noktalayayım:
"Bugün Pazar. / Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. / Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün / bu kadar benden uzak / bu kadar mavi / bu kadar geniş olduğuna şaşarak / kımıldamadan durdum. / Sonra saygıyla toprağa oturduk, / dayadım sırtımı duvara. / Bu anda ne düşmek dalgalara, / bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım./ Toprak, güneş ve ben... / Bahtiyarım..."

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Erdal Şafak Arşivi