Belkıs İbrahimhakkıoğlu

Belkıs İbrahimhakkıoğlu

Dünya Kadınlar Günü

Dünya Kadınlar Günü

Dünya Kadınlar Günü’nün çıkış noktası, insanı üretim araçlarının bir parçası gibi gören kapitalizmin acımasızlığından bunalan kadınların başkaldırısıdır. 1857 yılında New York şehrindeki tekstil işçisi kadınlar, çalışma şartlarının iyileştirilmesi için toplu şekilde seslerini yükselttiler, greve gittiler. Çünkü uzun çalışma saatlerine karşılık ücretlerin günlük hayatlarını sürdürmeye bile yetmeyecek kadar az oluşu, çalışma ortamlarının sağlıksızlığı canlarına tak etmişti. Bu haksızlığa dur demek için yükselttikleri seslerinin asırlara yankılanacağını düşünmemişlerdi bile.

8 Mart’ın Kadınlar günü olarak kutlanma fikri Clara Zetkin’e aittir. Zetkin, bütün ömrünce proleter devrimin gerçekleşmesi için mücadele vermiş radikal bir sosyalist. Doğumu, New York’ta grevleri engellemek için çıkarılan yangında kaçış yolları kapatılan kadın işçilerden 129’unun yanarak can verdiği tarihe denk geliyor, yani 1857. 1910 yılında Kopenhag’da düzenlenen, “Sosyalist Kadınlar İkinci Enternasyonel Konferansı”nda yanarak ölen kadınların anısına 8 Mart tarihinin Dünya Kadınlar Günü olarak kabul edilmesini ön görüyor. Teklifi kabul ediliyor. Yani 8 Mart düğün bayram kutlaması değil, aksine acımasızlığın yas günü.

8 Mart kutlamaları önceleri sosyalist hareketlerle birlikte anılıyordu, doğal olarak ideolojik bir boyutu da vardı. Esasen kadınlara uyanın çağrısında bulunan Zetkin’in kendisi de bu hareketi feminizm olarak değil, devrimci amaca uygunluk olarak nitelendiriyordu. Uyandırılmış kadınların komünist partisi önderliğinde proleter sınıf mücadelesi için kazanılması ve silahlandırılması gerektiğini söylüyordu. Zamanla kutlamalar, her zaman olduğu gibi arada marjinal gruplar boy gösterseler de kadın haklarının savunulmasına yöneldi.

Kadınlar artık fırsat eşitliğinin, hayat standartlarının, annelik gibi özel durumlarını gözeten çalışma şartlarının, şiddeti engellemenin yasal düzenlemelerini tartışıyorlar. Ancak yasaların tek başına bunu sağlayamadığı da açık. Dünya kadınlar gününün asırlık geçmişine rağmen dile gelen problemlerin çözümünde alınan mesafenin ters orantılı olduğu görülüyor. Çünkü yasal düzenlemelerden beklenen sonucun alınması insanın eğitimiyle yakından ilişkilidir. Merhamet, muhabbet, hukuka saygı gibi insani vasıfların yeşermediği ortamlarda yasaların amacından çok açık bıraktığı boşluklar işler. Diğer yandan yasaları koyanlar da insan. Yasaları düzenleyenlerin meselelere bakışı, ülke gerçeklerini kültürün içinden veya dışarılıklı bir gözle bakmasından tutun da kişisel özelliklerine göre farklılıklar gösterebilir.

Biz uzun yıllardan beri meselelerimize yabancı reçeteler ile çözüm arar olduk. O yüzden hukukun gerçek anlamda işlediği düzeni oturtamadık. Toplumda şiddetin ve tecavüzlerin sayısı giderek artıyorsa ortada bir eksiklik var demektir. Yasadan önce kadın erkek her iki cinsin de insanlık anlayışını, vicdani hassasiyetini önceleyen eğitime ihtiyacımız var. Bu yüzden eğitim sistemi üzerinde değişiklikler yapmak isteyen bakanlığın uzun uzun düşünmesi ve her kesimden insanlarla müzakere etmesi gerekir. Dostlar alış verişte görsün aceleciliğiyle çıkarılan yasalar yaraya merhem olmayacaktır. Hayat standardının yükselmesi projelerinin şuursuz kalabalıklar üretmemesi için yüksek ahlâk anlayışıyla birlikte ele alınması gerekir.

Özellikle Müslüman kadınlar bu yolda büyük gayret sarf etmelidir. Toplumun ana ocağı olan aile ilişkilerini zedeleyen uygulamalara prim verilmemesi gerekir. Bir Müslüman, attığı her adımdan Allah’a hesap vereceğini hatırdan çıkarmamak zorundadır.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Belkıs İbrahimhakkıoğlu Arşivi