Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Suriye’de iki mucize

Suriye’de iki mucize

Suriye’de zoraki ve cebri parlamento seçimleri de yapıldı. Rejim bu tür çıkışlarla birlikte devrim üzerine karartma yapmaya ve dikkatleri dağıtmaya çalışıyor. İki amacı var. Bunlardan birisi zaman ve ikincisi de meşruiyet kazanmak.

Ve devranın Hama olaylarındaki gibi döneceğini ve söneceğini varsayıyor. Daha önce Hama olayları sırasında yaşananların tekrarlanacağını ve hesap defterinin kapanacağını umuyor. Allah imhal eder ama ihmal etmez. Gazi Dehman adlı yazar Suriye rejiminin bir hususta isabet ettiğini diğer hususta ise yanıldığını söylüyor. Yanıldığı husus, devrim ateşinin sönmesi ve Suriye rejiminin nihai zaferini kazanmasıdır. Cihad Makdisi ve Hasan Nasrullah gibi kimi Suriye rejiminin sözcüleri ve dostları muhaliflerin yalnız kaldığını ve rejimin yerini sağlamlaştırdığını ve beka savaşını kazandığını savunuyorlar. Bir yönüyle haklılar. Ama diğer yönüyle yanılıyorlar. Haklı oldukları nokta, Suriyeli muhaliflerin yüzüstü bırakılmalarıdır. Dış faktörlerin ya pasif ya da aktif olarak Suriye rejiminin yanında ve arkasında olduğu doğru bir tespittir. Suriyeli devrimciler bikes ve yalnızdır. Lakin Gazi Dehman’ın yazdığı gibi, asla teslim olmamıştır ve pes etmemektedir. Unuttukları nokta burasıdır. Zaten baştan beri Suriye rejiminin komplo iddiaları havada kalmıştır ve aksine uluslararası camia Suriye rejimi ile muvazaa halindedir. Suriye Dışişleri Bakan Sözcüsü Cihad Makdisi devrimin üstesinden geldiklerini ve sırada yeniden istikrarı pekiştirmek olduğunu söylemektedir. Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş. Elbette Suriye rejimi kendisini rüyalar aleminde görüyor. Dereyi görmeden paçayı sıvıyor.

¥

Cihad Makdisi gibilerinin temennilerinin aksine devrim ateşi giderek yayılıyor ve kökleşiyor. Suriye halkı bütün katliamlara ve dünyanın kendilerine sırt dönmesine rağmen bütün metanetiyle yoluna devam ediyor. Bu Suriye halkının mucizesidir. Aynı zamanda ikinci mucize ise ‘min şevahidi’n nübüvve’ mucizesidir. Suriye olayları Peygamberimizin peygamberlik mucizelerinden birisidir. İmam Nevevi ‘ setekünü badi eseretün ve umurun tünkirunehu’ hadisini izah ederken bunun peygamberlik delillerinden birisi olduğuna parmak basmıştır. Zira tarih buyurdukları yönde gelişmiştir. İslam ahlakında ‘isar’ yani kardeşini kendine tercih etme varken siyasi süreçte ve bağlamda aksi tecelli etmiş ve bencillik öne çıkmıştır. Dolayısıyla burada ‘isar’a karşı ‘esere’ ile karşılaşmaktayız. Bu bencilliktir. Diğer hadislerde bunu açmaktadır. ‘Melik-i ad’ yani ısırıcı saltanat ifadesi de esere yani iktidarda tekel kurmak ve iktidarı tekeli altına almak ifadesinin farklı bir versiyonudur. Keza alaca hayır veya gri dindarlığı ifade eden ‘dehen’ ifadesi de esere ifadesinin bir üçüncü versiyonudur. Peygamberimiz bu hadisleriyle hem kendisinden sonra İslam dünyasını tahlil etmekte hem de bir dönemi ve konjonktürü tanımlamaktadır. ‘Esere’ fedakarlık ve diğerkamlık ve kardeşini üst tutma yerine siyasette bencillik veya kendini tercih etme durumunun yaygınlaşmasıdır. Emevilerden itibaren saltanat devirlerinde denildiği gibi de olmuştur.

¥

Günümüze gelindiğinde, dünyanın Şam halkını veya Suriyelileri yalnız bırakması hadislerde de ifade edilmektedir. Müslim ve diğer hadis kitaplarında gelen bir rivayete göre Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “La tezalu taifetün min ümmeti kaimatun biemrillah la yadurrehum men hazelehum ev halefehum hatta yetiye umrullah ve hum zahirun.” Ümmetimden bir bölük hak üzerine kaim ve sabit olacak ve başkalarının kendilerini yüzüstü bırakmaları onlara zarar vermeyecek, sarsmayacak ve hak vaki oluncaya kadar da bildikleri yolda devam edecekler ve hallerini bozmayacaklardır. Hadisin birçok versiyonu var. Ama genel kanaat bu hadiste bahsedilen taifenin Şam eksenli olacağı yönündedir. Bozulmadan yoluna devam edecek olan bu bölükle ilgili olarak Hasan el Benna veya İhvan bu bölüğün tamamı olmasa bile bir parçası olmayı temenni etmişlerdir. Keza hadisle ilgili Bediüzzaman’ın yorumu da bu doğrultudadır. Bu bölüğün parçası olmayı ummaktadır. Hadiste ‘hazele takımından’ veya yarı yolda veya yüzüstü bırakanlardan bahsedilmektedir. Gerçekten de Cihad Makdisi ve Hasan Nasrullah gibilerin de ifadesiyle bu da doğrulanmış oluyor. Lakin herkes onları terk etse de onlar hakkı terk etmemektedirler. Rıbatlarını terk etmemektedirler. Mühim olan nokta budur. Nebil İvadı gibi alimler Şam olaylarını tam da bu hadis ışığında yorumlamakta ve Suriye devriminin mübarek bir devrim olduğunu ve devrimcilerin Hazreti İsa’nın öncü kuşağını temsil ettiğini vurgulamaktadırlar (http://www.youtube.com/watch?v=_no_jBSrL4c&feature=related ). Herkesin onları terk etmesi de sürecin esbaba bağlı olmadan ilerlediğini yani ilahi karakterli olduğunu göstermektedir. Zira hadislerde belirtildiği gibi Hazreti İsa Şam’a ve Doğu Minaresine nüzül edecektir. Suriye devrimi rabbani bir devrimdir ve Nebil İvadı’nın da ifadesiyle, siyasi naturalistler reddetse de tamamen ilahi kaynaklıdır. Burada komplo değil ilahi sürece iftira vardır. Nebil İvadı, Şam rejiminin değişmesiyle birlikte ümmetin yapısının da ve hatta dünyanın yapısının da değişeceğini müjdelemektedir. Faysal Mikdat da aynısını söylemektedir. Devrimi Şam’da durdurarak dünyaya yayılmasını engelleyeceklerini ifade etmektedir. Bundan dolayı sırasını bekleyenler Şam’ın totaliter rejiminin arkasında saf tutuyorlar. Lakin Suriye devriminin ateşi muhakkak Beşşar’ı destekleyen başkentlere de değecektir. Burada esbabı aşan bir ilahi takdir vardır ve nihai zafer hak üzerine sebat edenlerin olacaktır. Beşşar’ın sonu kimsenin sonuna benzemeyecektir. Zira ‘el cezau min cinsil’l amel’ sırrı tecelli edecektir. Ceza işin cinsinden olacaktır. Açtığı vahşet girdabında boğulacaktır. Yaptıklarına göre bir cezaya müstehak olacaktır. Zaten Arapça’da Beşşar hem kötü hem de iyi müjdeci anlamına gelir. Janus gibi zıddını da barındıran bir kelimedir. Kız kardeşi Büşra ile birlikte ismiyle birlikte doğmuştur. Velhasıl Suriye olaylarında hadislerin mucizesiyle karşı karşıya bulunuyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi