Faruk Köse

Faruk Köse

Sahi, Deli Dumrul gerçek miydi?

Sahi, Deli Dumrul gerçek miydi?

Deli Dumrul hikayesini bilirsiniz. Bence hikaye değil, gerçeğin tâ kendisiydi. Genlerimizde böyle bir şey taşıyor olmasaydık bugün tıpkıyla aynısı tezahür eder miydi?

Deli Dumrul susuz bir dere yatağının üzerine köprü kurar, herkesi o köprüden geçmeye icbar eder. Rızasıyla geçenden 33 Akçe, geçmeyenden döve döve 40 Akçe alır.

Bizim hikayemize gelince...

Biliyorsunuz, Boğaz köprüleri ve otoyollar paralı, hatta en önemli gelir kalemleri arasında. Artık olayı kanıksadık. Ancak şimdi başka bir şey daha çıktı. “Kalkınma” için “Adalet”li bir vergi türü daha ihdas edilmek üzere! Önce haberi okuyalım.

“Yollar para basacak! Otoyol veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarında güzergahın tamamının yanı sıra çevre yolu, bağlantı yolu, köprü, tünel ve viyadüklerde ayrı ayrı geçiş ücreti uygulanabilecek.” Buna ilişkin Yönetmelik Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiş.

“Viyadük” nedir bilirsiniz. Hani şu, otoyollar üzerinde, altından dere geçmeyen, su akmayan köprülere “viyadük” deniyor; “köprü yol” demek. İşte o “kuru dere köprüleri”nin her birinden ayrı ayrı geçiş ücreti alınacakmış. Bunun “Deli Dumrul” hikayesinden farkı var mı? Tıpkısının aynısı değil mi?

Otoyoldan vergi, bağlantı yollarından vergi, her bir köprüden, viyadükten ve tünelden vergi... Şimdi bunun adı “Adalet”, getirisi da “Kalkınma”, öyle mi?

Bunlar yetmez, ben daha başka vergi kalemleri göstereyim de Hükümetin eli genişlesin. Öyle ya, 2023’e hazırlanıyoruz. “Dünyanın en büyük devletleri” arasına gireceğiz. “Bölgesel Güç” olacağız. Çok “büyüyeceğiz”, çok. Onun için “çok para lazım.” Satacak pek bir şey kalmadı ama parayı da bulmamız gerekiyor. Para kimde? Zenginde... Ama zenginin parasını almak olmaz; çünkü o yatırım yapacak, yeni iş sahaları açacak; asgari ücretten işçi çalıştırıp daha da zenginleşecek. Parasını alırsak adamcağızlar nasıl paralarına para katacaklar? İyisi mi “vatandaş”a müracaat edelim ve yeni vergilerle “Hazine”yi dolduralım.

Tüneller, viyadükler, köprüler, bağlantı yolları ve otoyollar için bir “Giriş Vergisi”, bir de “Çıkış Vergisi” alınsın. Vatandaştan alınan vergilerle yapılan “bölünmüş yollar” var ya, alın size “Bölünmüş Yol Vergisi”... Belediyeler onca emek verip yılda bir kaldırım taşı değiştiriyor ya, bunları değiştirmek için bazı “işadamları”na ihaleler veriliyor ya, vatandaş da o kaldırımda yürüyor ya, işte “Kaldırımda Yürüme Vergisi” alınsın. Çevre kirliliğine karşı Hükümetin ve Belediyelerin kimi “hizmet”leri oldu. Bunun bir bedeli var. “Çevre ve Temizlik Vergisi”ne ilaveten “Dumansız Hava Sahası Vergisi”, “Temiz Sokaklar Vergisi”, “Yeşil Çevre Vergisi” alınabilir. Yetmez, “Park ve Bahçeler Vergisi” alınsın. Öyle var mı bedavadan parkta oturmak; bunun bir bedeli olmalı, değil mi? Çocuk parkları için ayrı bir “Çocuk Parkı Vergisi” fena olmaz; öyle ya, o kadar salıncak, kaydırak, tahtaravelli falan var orada. “Mezarlık Ziyaret Vergisi” ile bayramlarda hareketlenen mezarlıklar gelir kapısına dönüştürülebilir; “Okunmuş Yasin Harcı” ile bütçeye katkı sağlanabilir. Otoyoldan ya da köprüden geçen her toplu taşıma aracının içindeki her yolcu da bilet ücretine ilaveten “Geçiş Vergisi” alınabilir. Arabası olanlar için “Kapısının Önüne Parketti Vergisi” de iyi iş görür. “Hasta Oldu Vergisi”, “Şifa Buldu Vergisi” derken, bunun sonu “Varlık Vergisi”ne kadar götürülebilir. Dua edelim, “Nefes Aldı Vergisi” kimsenin aklına gelmesin!

Deli Dumrul Hikayesinin devamı şöyle: Gün gelir, kimsenin bileğini bükemediği o “yiğit” için ecel vakti gelir. Bir şartla yaşamasına müsaade edilecektir; canını ona verecek birini bulursa... Ama kimse kendi canını ona vermez. Nihayet sevdiği kız buna razı olur. Sonunda “Tanrı” hem Deli Dumrul’a, hem de “sevdiği”ne 140 yıl ömür verir.

Allah bilir ya, bizim hikayenin devamı şöyle olacak:

Bunca vergiyi “koyarak” milleti iktisadi cendere içine alan “Parti”, seçim zamanında bitip tükenmek ya da yaşamak ayrımında desteğe ihtiyaç duyacak. Ama “gözettiği çevreler”den destek bulamayacak. Sonunda “sevdiceği”ne başvuracak; inim inim inlettiği halka... Halk bir kez kara sevdaya tutulmuş, aşkın gözü kör ya, sevdiği parti için kendini feda edip oy verecek. Parti yeniden iktidar olurken, halk “adalet”ten berî yeni vergilerle, zengin çevrelerin “kalkınma”sına payanda olmaya devam edecek.

Satacak bir şey kalmadı ama, sağacak çok şey var... Sizce mutlu son bu mu?




Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Köse Arşivi