Faruk Çakır

Faruk Çakır

İlkokulda başörtüsü

İlkokulda başörtüsü

Üniversitelerde uygulanan başörtüsü yasağı büyük ölçüde sona erince, problemin bittiğini zannedenler oldu.
Elbette başörtülü öğrencilerin üniversitelere gidebilmesi önemlidir, ama sadece onların gitmesi ile ‘başörtüsü yasağı’ sona ermiş olmuyor. Başka alanlarda da devam eden başörtüsü yasağı tamamen sona ermeli ki problem bitti denilebilsin...
Aslında üniversite öğrencilerinin başörtüleri ile okula gidebilmelerine sevinmek, doğuştan var olan bir hakkın kullanılmasına sevinmek gibi bir şey. Nasıl ki sokağa çıkmak hak, markete gitmek hak, aynı ölçüde başörtü ile okula gitmek ya da -arzu edenler için- çalışabilmek de temel bir haktır. Yanlış olan bu hakkın yasakçılarca engellenmesidir. Zaten çeyrek asırdır yapılan mücadele de bunun içindir.
Başka ‘önemli’ gündemler dolayısıyla biz başka sahalarda devam eden başörtüsü yasağını unutsak da, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2011 yılı için hazırladığı ‘dinî özgürlükler raporu’ bu yasağı yeniden hatırlattı. Hem öyle bir hatırlattı ki, bu hatırlatmadan bazılarının uykuları kaçabilir. Türkiye’deki yasakçılar başörtüsü yasağını üniversitelerde uygulamaya çalışırken, yeni rapor “Hayır, değil üniversitelerde, ilkokullarda bile başörtüsü yasak olamaz” anlamına gelen bir tesbit ortaya koyuyor.
Şunu da hatırlamak lâzım ki, ilkokullarda başörtüsü meselesi çoğu ‘mütedeyyin’ insanların bile gündeminde yoktur. “Daha küçüktür, büyüyünce örter” diyen velilerin sayısı tahminlerin çok üstündedir. Elbette yasak olmasa ilkokulda da başını örten öğrenci sayısı çok olur, ama veliler bu konuda ısrarcı olmayı göze almıyor. Her konudaki yasak, üniversitelerdeki başörtüsü serbestliğine insanları razı etmiş durumda.
Tabiî ki şartlar değişiyor ve gerek ilkokulda ve gerekse liselerde de başörtüsü yasağının sona ermesi için talepler artıyor ve artacak. Çünkü bu yasağın da haklı bir gerekçesi, bir dayanağı yok. “Bu çocuklar daha küçük” demekle de uygulanan yasağı savunmak mümkün değil. Küçük olabilirler, ama bu onların illa ki başları açık olarak okula gitmesini icap ettirmez. İlkokulda okuyan çocuk ya da velisi “Benim kızım başı örtülü olarak okula gelsin/ gitsin” diyorsa kim bu talebe itiraz edebilir? Doğru, itiraz eden olur ama itiraz sahipleri haklı olmaz.
Konu gündeme geldiği her defasında hatırlattığımız gibi bir defa daha hatırlatalım: Çalışmak niyetiyle Almanya’ya giden bir gurbetçimiz, küçük yaştaki çocuğunu oradaki ilkokula başı örtülü olarak gönderebiliyorsa, aynı şekilde anavatanındaki ilkokula niçin gidemesin? Düşünün ki bir gurbetçimiz Almanya’da çalışıyor ve çocuğunu ilkokula yazdırdı. Çocuk başı örtülü olarak iki yıl orada okudu. Babanın işleri ters gitti ya da başka bir vesile ile anavatanına, Türkiye’ye döndü. İki yıl Almanya’da başı örtülü olarak ilkokula giden bir kız öğrenci, üçüncü sınıf için Türkiye’deki okula gittiğinde “Başını aç, öyle gel!” denilmesini kabul edebilir mi? Bu uygulamayı kim o çocuğa izah edebilir? Hiç kimse, “Ee, o yaştaki çocuk ne bilip de başını örtecek” demesin. “Başı açık olma”yı anne baba ve çevre telkin ediyorsa, başı kapalı olmayı da anne baba telkin edebilir. Üstelik bu, dünyanın itiraz ettiği bir durum da değil.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2011 yılı için hazırladığı dinî özgürlükler raporundaki önemli noktayı tekrar hatırlamakta fayda var. Türkiye’de dinî inançlara yönelik toplumsal ayrımcılık ve ihlâllerin bulunduğu belirtilen raporda, devlet daireleri ve ilköğretim okullarında başörtüsüne izin verilmemesi din özgürlüğünün ihlâli olarak sayılmış. (Hürriyet, 31 Temmuz 2012)
Peki, “Müslüman Türkiye” din özgürlüklerini ihlâl ederek bir yere varabilir mi? Netice olarak başörtüsü sadece ilkokulda değil, son okulda da ve özellikle de “kamusal alan”da serbest olmalı. İnancı gereği başını örtüyor diye insanları işinden ve aşından mahrum etme devri gerilerde kalmalı. Başörtüsünü yasaklamanın Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmadığı hâlâ anlaşılmadı mı?
Bu noktada, mütedeyyin insanlara ve sivil toplum kuruluşlarına da önemli vazifeler düşüyor. “Üniversitede yasak kalktı, başka hak istemeyelim” diyenler varsa altından kalkamayacakları büyüklükte manevî bir sorumluluk almış olurlar. Başörtüsü her yerde, her zaman ve herkes için serbest olmalı, vesselâm...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi