Necmettin Türünay

Necmettin Türünay

Çiçek neden konuştu?

Çiçek neden konuştu?

TBMM Başkanı sayın Cemil Çiçek’in kamuoyuna ve siyaset kamuoyuna arz ettiği on bir maddelik teklif paketinin muhtevasına girmeden önce şu hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.


Sırası ile gidelim:


Gaziantep’te kılınan cenaze namazı hemen bütün basın tarafından “devlet tavrı, devletin kuvvetlerinin ortaklaşa geliştirdiği bir kararlılık tutumu” olarak sunuldu. Böyle bir sunuş tarzı nerden icabetti onu bilmiyorum. Ayrıca da ortaya konan tavır kime ve neye karşı sergilendi, onu da tam olarak kestiremeyeceğim. Fakat bunun bildiğimiz manada terör veya PKK ile sınırlandırılmasından yana da değiliz.

Çünkü Gaziantep katliamı öncesinde, bu sayının çok çok üzerinde ölümler gerçekleşmiş, fakat onların ardından böyle bir tavır sergilenmesine gidilmemişti. Dolayısıyla Gaziantep suikastına kadar PKK ile izah edilirse edilsin, onu aşan bir yanın bulunduğu sonucuna ulaşıyoruz buradan. O da, hadise PKK aracılığı ile ihdas edilse bile, onu kurguluyan ve yönlendiren bir dış merkezin varlığı fikridir. Dolayısıyla Türk istihbaratının, hükümetin ve topyekün devlet katmanının Gaziantep hadisesi dahil Şemdinli’de vuku bulan kütlevi saldırıları, Türkiye’yi kuşatmaya ve köşeye sıkıştırmaya dönük “harici operasyonlar silsilesi” olarak okuduğu ortaya çıkıyor buradan.

İşte bu okumaya bakarak diyoruz ki, Gaziantep’te kılınan cenaze namazı ile sergilenmek istenen kararlılık tavrı sırf PKK ile sınırlı olmayıp, Suriye politikaları üzerinden Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan “malum bazı ülkelere” yönelik bir kararlılık gösterisidir.

Fakat işin garibine bakın ki cenaze sırasında, Başbakan ve Cumhurbaşkanının üç-beş cümlelik taziye cümlelerinin ve PKK eleştirisinin ardından, koca Türkiye derin bir sessizliğe gömülüp gitmesin mi? Antep’ten Başbakan teyzesinin cenazesi için Rize’ye, Cumhurbaşkanı da Türkçe Konuşan Ülkeler Zirvesi için Kırgızistan’a hareket etmiş ve kamuoyunun tamamen başıboş bırakıldığı bir ortam doğmuştur. İşte o ortamda, terörü izah noktasında Türkiye kamuoyu, bütünüyle dış odaklara açık duruma düşürülmüştür.

Yani hem terörün çözümü hususundan kamuoyunun dikkatini koparmak, hem terörü kullanan malum adresleri karartmak, hem de icranın içine gömüldüğü derin sessizliği Türkiye’nin aczi ve köşeye sıkışması olarak bol bol tekrar!..

Dolayısıyla sayın Çiçek’i bu karamsarlık ortamının ziyadesiyle rahatsız ettiğini düşünmek durumundayız. Yani Çiçek bir ihtiyaç üzerine ve zarureler tahtında konuşmak durumunda kalıyor. Fakat bu konuşmayı temellendirmek noktasında, askerin de sessizlik içine gömüldüğünü kaydetmek gerekir. Askerin, hükümetin ve hastalığı dolayısıyla sayın Cumhurbaşkanının sükûta çekildiği toplumun terör konusunda istikbale dönük tebşiratlar beklediği böyle bir sırada ortaya çıkıyor Cemil Çiçek!.. Birinci nokta burası.

Sayın Çiçek’in hazırladığı konuşma veya öneri paketinin, zamanlama bakımından ikinci bir özelliği daha bulunuyor.

O da, on bir maddelik öneri paketinin, Milli Güvenlik Kurulu toplantısından bir gün önce açıklanmış olması!.. Nitekim Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın konuşmasından çıkardığımıza göre, hükümet cenahının paketin hazırlanmasından haberi bulunmamaktadır. Kaldı ki muhalefetin de böyle bir hazırlık paketinden haberinin olması zaten düşünülemez. Daha da ileri giderek şunu da öngörebiliriz. Milli Güvenlik Kurulu’nun asker kanadı için de böyle söylediklerimiz aynen geçerli.

Öyleyse şu ortaya çıkıyor:

İlgili paket Cemil Çiçek’in kendi bireyinin, ya da TBMM Başkanı olarak şimdiye kadar edindiği tecrübe birikiminin yansımasından başka bir şey değildir. Samimidir ve gönülden geldiği belli olan sağduyunun sesidir. Daha doğrusu da toplumsal vicdanın tezahürü olarak kabul edilmesi gerekir.

Fakat bu sesin her türlü hissilikten uzak, baştan sona sağlam mantıkî bir tutarlılık geliştirdiği de unutulamaz. Yani ağyârını mâni, efradını câmi sağlam bir rapor!.. Şikâyet ve sızlanma değil, problemi topluma ve taraflara havale değil burdaki maksat. Tam tersine probleme taraf olan çevreleri, sorumluluğa davet eden bir öneriler paketi.

Belki bir adım daha öteye giderek şunu bile söyleyebiliriz: Toplumsal tabanlara son derece makul geldiğinden emin olduğumuz bu kabul duygusunu; siyasete (iktidar ve muhalefet bir arada), sivil topluma ve yerine göre de basın ve askerin üzerine tevcih etmek!..

Böyle bir yaklaşım, kişisel siyaset olarak değerlendirilebilir mi? Belki!.. Nitekim terör sorununa marjinal yaklaşımlarıyla tanıdığımız Taraf ve Aydınlık gazeteleri, hadiseyi okuyucularına böyle takdim etmekten geri durmadı. Onların amacının sorunun çözümünden ziyade çözümsüzlük olduğunu, teröre iç muhalefet değeri biçtiklerini cümle âlem biliyor zaten. Öyleyse sayın Çiçek’in yaklaşımını iç çekişmeye dönüştürmek isteyenler kuşkusuz bulunacaktır. Buna bir de sorumluluktan kaçmak isteyenler eklenirse, ona da şaşırmamak icap edecektir.

Burda bize göre iktidar ve muhalefetin sağduyulu yaklaşımına olan ihtiyaç her şeyin başında gelmektedir. Özellikle de basının ve büyük basının sağduyusuna!.. 28 Şubat yıllarında Çiller ve Mesut Yılmaz’ın arasına dinamit yerleştirenlerin, aynı denemelere şimdi de başvurduğu veya başvuracağını nasıl olur da unuturuz?

Dolayısıyla iç çekişmeye başvurmak; terörü iç zafiyetlerimizle izah sonucuna götürür bizi. Bu da dış merkezlerin ve beşinci kolun arayıp da bulamadığı bir ortam yaratmaktır. Öyleyse bu oyuna gelmemek, terörün ve PKK’nın ömrünün nice hükümetlerden daha uzun olduğunu unutmamak icabeder.

Yani başaralım bu sefer ve AK Parti iktidarını bu uğurda çarçur ettirmeyelim demek istiyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Necmettin Türünay Arşivi