Faruk Çakır

Faruk Çakır

Geç kalmış bir mahkeme

Geç kalmış bir mahkeme

Bilindiği üzere Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi bir süredir “12 Eylül darbecileri”ni yargılamayı sürdürüyor. 12 Eylül 1980’deki askerî darbeye imza atan 5 darbeci paşadan 2’si hayatta. Darbe yapıp siyasî hayatı askıya alan ve binlerce kişiye haksızlık yapan darbeci (emekli) generaller, sorulan sorulara ya cevap vermiyor ya da hem suçlu hem güçlü pozisyonda kalarak “Yine olsa yine darbe yaparız” gibi ‘cesur’ cevaplar veriyorlarmış.
Tabiî ki yaşlı olmakla birlikte, hayatta kalan darbeci generallerin mahkeme salonuna gelmemesi de normal değil. Bu tavırlarıyla güya ‘cesaret’lerini ortaya koymuş oluyorlar. “Sıcak yatak”ta mahkemenin sorularına cevap vermeyip, “Bizi tarih yargılar” demekle acaba sorumluluktan kurtulabileceklerini mi zannediyorlar?
Evet, onları ve başkalarını da tarih yargılayacaktır; ama mahkemeler de yargılamalı. Şu bir gerçek ki, 12 Eylül darbesi “Büyük Türkiye” hedefine, idealine vurulan büyük bir darbedir. Bu darbenin sebep olduğu maddî kayıplar bir yana, cemiyet hayatında açtığı yaralar hâlâ tedavi edilememiştir. Aynı zamanda siyasî hayatta meydana getirdiği boşluk da doldurulamamış, başta gençler olmak üzere milyonlarca kişi siyasî hayattan uzaklaştırılmıştır. İlâve olarak her kademedeki siyasetçi kötülenmiş ve bu kötülemenin ağır bir faturası olmuştur.
Yeni ve eski bütün darbecilerin âdil bir şekilde yargılanması çok önemlidir, ama 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasında çok geç kalınmıştır. Gönül arzu ederdi ki, darbecilerden sonra iktidara gelen ilk sivil yönetim, darbecilere kanun ve mahkeme önünde hesap sorsun. Hadi o zaman sorulamadı, bari darbeden 20 yıl sonra sorulabilseydi... O da olmadı. Böyle bir hesap sormanın o günler için kolay olmadığını elbette biliyoruz, ama işte o gün hesap sormayınca darbecilere ‘cesaret’ geliyor...
Tecrübeli ve ‘eski’ darbecileri yargılamadan, onlara kanun ve mahkeme önünde hesap sormadan yeni darbecilere hesap sormak mümkün olur mu? Ya da, eski darbecilere hesap sorulmadan yeni darbecilerin yetişmesi, onların “Türkiye’yi uçurumun kenarından kurtarması” engellenebilir mi?
Kimileri, “Bu yaşına gelmiş ‘eski generaller’i yargılayıp ne olacak?” diyebilir. Teknik olarak böyle bir itiraz mümkün, ama burada önemli olan “ibret alınacak iş” yapmaktır. Nasıl ki geçmiş yıllarda yapılan bir hata dolayısıyla gerektiğinde devletler bile özür diliyor, ya da yeniden yargılamalar yapılıyor. Benzer şekilde darbeciler de yargılanıp mahkûm edilmeli ki bundan sonraki darbeciler cesaret bulamasın. Yapanın yanına kâr kaldığı bir dünyada darbeci hevesler bitmez...
12 Eylül darbecileri vaktinde ve zamanında yargılanabilseydi, Türkiye yeni darbe süreçlerine sürüklenmeyebilirdi. 12 Eylül darbecileri “Bizi tarih yargılar” diyor, ama ondan önce millet nezdinde zaten yargılandılar ve vicdanlarda mahkûm oldular. Darbecilerin iktidarından sonra yapılan seçimlerde onların taleplerine uygun olmayan neticeler alınması başka nasıl izah edilebilir?
Üstelik, milletin vicdanlarında mahkûm ettiği darbeciler 12 Eylül darbesini yapanlarla sınırlı değil. Kanlı darbe 27 Mayıs 1960’a imza atanlar da millet nezdinde reddedildi, mahkûm edildi. Hangi darbeci hayırla yâd ediliyor? Aksine darbecilerin mağdur ettiği siyasiler gönüllerde taht kurarken millete rağmen milletin seçtiklerini alaşağı edenler tasvip görmedi.
Bütün yaşananlara rağmen “Millet de kim oluyor? Biz istediğimizi yaparız” diyen darbeci zihniyetin günümüzde artık yol alması mümkün değildir. Çünkü hem dünyanın hem de Türkiye’nin şartları müsbet yönde değişti ve değişmeye de devam ediyor.
Geç kalmış mahkemede yargılanan darbecilerin insafa gelmesini ve milletin değerleriyle barışmasını arzu ederiz. Yanlışta ısrar etmek hem onlara, hem de Türkiye’ye çok şey kaybettirdi, daha fazla kaybettirmesin...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi