Faruk Çakır

Faruk Çakır

Mutlu fert, mutlu aile

Mutlu fert, mutlu aile

Birleşmiş Milletler’e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslar arası çalışmalar yapan Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bir ilk olarak “Dünya Mutluluk Raporu”nu Eylül 2012 sonunda açıklamıştı. Raporu hazırlayan üç isimden biri olduğu belirtilen Prof. Dr. John Helliwell, bir açıklamasında Türkiye ve çevresinde yaşanan gelişmelerin mutluluk üzerindeki etkilerini değerlendirmiş.

Kanada’daki British Columbia Ünivesitesi’nin tanınmış ekonomi profesörlerinden biri olan John Helliwell, “mutluluğun ve mutsuzluğun sebepleri”ni izah ederken şöyle demiş:
“Mutluluk faktörlerinin çoğu bireylerle ve aile bağlarıyla bağlantılı. Bu yüzden ekonomistlerin çalışmalarının ortalama mutluluk seviyesinde pek bir etki yaratmadığını görüyoruz. Gelir seviyesi ancak iki katına çıkarsa mutluluk seviyesinde kaydadeğer bir artış gözleniyor. Bir ülkedeki ortalama mutluluk seviyesinin, bireylerin mutluluk seviyesiyle aynı olduğunu gördük. Bireylerin ve toplumun mutluluğunda en önemli etkenler insanî ilişkiler, güven, (aradaki) bağlar.” (Milliyet, 22 Ocak 2013)
Para ile mutluluk arasındaki bağın tartışılması çok eskiye dayanır. Ancak umumî kanaat, mutluluk için tek başına paranın yetmediğidir. Zaten öyle olsaydı en zengin ülkeler aynı zamanda “en mutlu ülke” olmaz mıydı?
Meselâ, ihtiyaçtan fazla petrol sahibi olmak bugünkü şartlarda “zengin ülke” olmaya yetiyor. Fakat aynı zamanda bu sahibiyet, husûmet çekmeye de sebep oluyor. Irak’ın ya da Afganistan’ın işgal edilmesi, koca ülkelerin bombalanması bu zenginliğin el değiştirmesi planları değil mi?
“Dünya Mutluluk Raporu”nu hazırlayanlardan Prof. Dr. John Helliwell de buna dikkat çekerken şöyle demiş: “Birkaç gün önce Birleşik Arap Emirlikleri’ndeydim. Petrol zengini bir ülke fakat petrol çoğu ülkeye mutluluk yerine ihtilâf getiriyor. Örneğin Nijerya petrol zengini ama petrol yüzünden çatışma içinde, petrol olmasaydı daha mutlu olurdu.”
Sosyal hadiselerde “yumuşak ilerleme”nin faydalı olacağına işaret eden Kanada’daki British Columbia Ünivesitesi’nin öğretim üyesi Prof. Dr. Helliwell, bir gözlemini de şöyle özetlemiş: “Olumsuz sonuçlanan Arap Baharı olayları aslında başka türlü de ilerleyebilirdi. Ben 1989 Tianenmen olaylarında Çin’deydim. O ayaklanma da daha yumuşak ilerleyerek demokrasiye doğru gidebilirdi. Sonuç böyle olmasa da yine de bu olaydan sonra Çin’de insanların özgürlük algısı değişmeye başladı. Çin’de 1990’lardan sonra insanların özgürlük hissi Rusya’dakinden daha çok arttı.”
“Dinin şahıs ve toplum mutluluğu üzerindeki etkisi”yle ilgili soruyu da cevaplandıran Prof. Dr. Helliwell, çok önemli noktalara dikkat çekmiş: “Araştırmalar dinin mutluluk üzerindeki etkisinin, toplumsal içeriğinden kaynaklandığını gösteriyor. İbadet boyutundan çok ortak değerler, insanlar arasında bağlantı kurma boyutu dinin mutluluk üzerinde etkili olmasını sağlıyor. Meselâ Amerika’da yapılan bir araştırma mutluluk üzerinde bir ‘haftasonu etkisinin’ olduğunu gösterdi. Dindar insanların en çok Pazar günü mutlu olduğu belirlendi, bunun sebebi de pazarları kiliseye gitmeleri. Bunun aynı değerleri paylaştıkları insanlarla bir araya gelmeleri. Ateistler içinse pazarın en mutsuz gün olduğu bulundu.”
Aynı araştırmada “Türk gençleri hem mutsuz, hem öfkeli” olduğu ortaya çıkmıştı. (Milliyet, 6 Eylül 2012) Bu bilgiden yola çıkılarak sorulan “Türkiye’yi daha yaşanılır hale getirmek için çözüm öneriniz var mı?” sorusuna da şu cevabı bulmuş: “Çözüm hükümetler kadar halktan da gelmeli. Çözümün sırrı işbirliği, dayanışma. ‘Ben’den ‘biz’e geçmek ve daha sonra da küçük bir ‘biz’ grubundan daha geniş bir ‘biz’ grubuna geçmek.” (Milliyet, 22 Ocak 2013)
Araştırmaya göre Amerikalılar Pazar günü “daha mutlu” oluyorsa, Türkiye de Cuma günü daha mutlu olmalı. “Öfke”yi sona erdirmek için “ben”den “biz”e geçiş tesbiti de çok önemli. Bunu, “sohbet, ders halkası” olarak anlamak yanlış mı olur? Önce “küçük ders halkası”, sonra “daha büyük ders halkası”...
Mutluluk elimizin altında, farkına varalım...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi