M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

Müminin Maddi Manevi Silahı: Sabır

Müminin Maddi Manevi Silahı: Sabır

 

Sabır deyince aklımıza ilk gelen şey; acılara katlanmadır.
Felaket, musibet, sıkıntı ve üzüntülere tahammülün adı olarak bilinir sabır.
Halkımız arasındaki yaygın anlayışta, sabır deyince hep bunlar akla gelir.
Yani, olumsuzluklara karşı bir direnç, bir karşı koyma, bir sebat eylemi olarak görülür sabır.
Bunlar, yanlış da değildir.
Ama, sabır sadece bunlardan ibaret değil elbette!..
Bu geleneksel tek yönlü halk anlayışının çok ötesinde, çok derin anlamlar içermektedir sabır.
 
***
 
Kur’an ayetlerine ve Rasulüllah’ın tatbikatına baktığımız zaman bunu açıkça görüyoruz
Sabırla ilgili seksen küsur ayetin varlığı, aslında sabır yelpazesinin genişliğini, anlam zenginliğini ifade eder.
Bunların tamamını burada zikretmek kuşkusuz mümkün değil.
Ancak anlamları özet halinde birkaç maddeyle formüle etmek mümkün.
Aşağıda bunları özetlemeye çalışacağım.
Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz’in de sabırla ilgili sayısız hadis-i şerif’leri mevcut.
O’nun hayatı tümüyle “sabır”dır dersek, mübalağa etmiş olmayız.
Çünkü Rasulüllah’ın hayatı; topyekun iman ve eylem’den ibarettir.
Nitekim İbn Mes’ud, Rasulüllah’ın “Sabır, imanın yarısıdır” buyurduğunu naklediyor.
İbn Abbas’tan nakledilen başka bir hadiste de Efendimiz: “Mümin’in silahı; dua ve sabırdır” buyuruyorlar. (Bkz:Kenzül-Ummal,Faziletüssabr,H.No:6498,6505)
Sadece bu iki hadis bile, sabrın iman ve eylemden ibaret olduğunu ve hayatın tümünü kuşattığını anlatmaya yetiyor!..
 
***
 
Unutmayalım, İmam Şafii’nin: “Eğer Kur’an sadece bu sureden ibaret olsaydı, insanlık için yine yeterdi” dediği Asr suresinde sayılan dört özellikten birincisi iman, sonuncusu sabırdır.
Bu surede; iman, eylem, paylaşım ve sabır sırayla sayılmış, adeta Müslüman’ca bir hayatın nasıl yaşanacağının şifreleri verilmiştir. 
Dikkat edilirse, ilk iki özellik bireysel, diğer ikisi de toplumsaldır.
Böylece, bireyle toplum iç içe, müştereken hayatın içindedirler ve aktif rol üstlenmektedirler.
İmanın, imanı eyleme geçirmenin, hakkı savunmak ve üstün tutmak için gayret sarf etmenin, elbette bir bedeli olacaktır!. 
Bu bedel; iyilikleri icraya ve kötülükleri imhaya ısrarla devamda direnç göstermek, hak ve hakikati üstün tutmaya bıkıp usanmadan sebat etmektir.
Emri bil-maruf’un hemen ardından sabrı emreden ayet de, açıkça bunu gösterir.(Lokman,17)
 
***
 
Şimdi, Kur’an ve Sünnet ışığında nasıl bir sabır sergilenmesi gerektiğini birkaç maddede özetleyelim:
Öncelikle sabır, imanda gösterilmelidir.
Küfür, tağuti hayat, laik düzen, şirk bataklığı, bid’at ve hurafe ağırlıklı taassubi anlayış; imanımızı o kadar tehdit ediyor ki, bunu korumak ancak vahyi şuurla mümkün olabilir.
İmanımızı sürekli test etmeli, gözden geçirmeli, yenilemeli ve dipdiri, taptaze tutmalıyız.
İkinci olarak, ibadetlerimizde sabır gereklidir.
Müslüman, konjonktüre göre ibadetlerini askıya alamaz, tehir, tecil veya terk edemez!.
Üçüncüsü, İsyan etmeme ve günahları terk etmede sabırdır.
Allah ve Resulü’ne mutlak itaat esastır ve bunu her zaman her yerde sergiler.
Müslüman, Allah’a isyanda kula itaat etmez!
Bilir ki, her günah Allah’a isyan, bunda ısrar günah-ı kebair, bunda ısrar da sapıklıktır.  
Dördüncüsü, felaket ve sıkıntılara, musibet ve acılara sabretmektir.
Bu çok zor olsa da buna tahammül, büyük mükafat getirir.(Zümer,10).
Gerçek sabır da, zaten ilk anda gösterilen sabırdır.
Son olarak da, gücümüzün yetmediği hallerde bekleme sabrıdır.
Dahlimiz ve vüs’atimiz haricindeki işlerde acele etmemek, teenni ile hareket etmek de bir sabrıdır.
 
***
 
Görüldüğü gibi, sabır sadece olumsuzluklara tahammülden ibaret değil!
Olumlu tüm işlerimizde de sabır gereklidir.
İmanımız, ameli hayatımız, ahlaki davranışlarımız, hep sabrın konusudurlar.
Neticede, sabreden zafere erer.
 
twitter/com/parlakturk
facebook.com/vaktulemin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
M. Emin Parlaktürk Arşivi