Serdar Arseven

Serdar Arseven

“Erdoğan Diktatör Olur!”un gerçek anlamı?

“Erdoğan Diktatör Olur!”un gerçek anlamı?

 

Başkanlık sistemine niçin karşı çıkılıyor?
Dinliyoruz…
Diyorlar ki, “Başkanlık sistemi demokratik olmayan bir yapıyı beraberinde getirir…
Başkan, bir geldim mi dört yıl boyunca mümkün değil gitmez…
Bu dört yılda da istediği yeri istediği gibi dizayn eder!”

*
 
Devlet Bahçeli ve Kemal Kılıçdaroğlu, Başkanlık sistemi arayışlarını Erdoğan’ın “Diktatörlük” heveslerine bağlıyor…
Buradaki örtülü kabul şu ki;
“Bu millet mümkün değil, bizden birini devlet başkanı yapmaz. Sistem tamamen milletin desteğini alabilen bir zâtın eline geçer…”


 
“Erdoğan, kimi seçeceğini bilmeyen (!) milletin oylarıyla devlet başkanı olursa kimse önünde duramaz!..”
Peki, önünde durulmayı gerektiren yönleri nelerdir Sayın Erdoğan’ın?..


 
Kimi zaman uzaktan kimi zaman hayli yakından takip ettik kendisini…
“Yeniden Büyük Türkiye” hedefine ulaşabilmenin iki yüz elli yıllık zaman kaybını telafi edecek bir tempoyla çalışmaya bağlı olduğunun bilincinde.
Şu on yıl boyunca dünyanın gitmedik, ilişki kurmadık noktasını bırakmadı neredeyse…
Etrafındakilerin büyük bölümü tık nefes oldu, o tempoya dayanamadı…
Sayın Erdoğan, kendisine “Bu kadar hızlı gitmenin doğru olmadığını” telkin etmeye çalışan kim varsa, uygun zamanda devre dışında bıraktı.
 
Belirlediği hedeflere ulaşamayan, zorluk çıkartan, azmini yetersiz bulduğu ya da ayak bağı olarak gördüğü kim varsa, önce ağır sözlerle uyarıda buldu, kısa sürede sonuç alamazsa oyuncu değişikliği yaptı.
 
Kimse kendini aldatmasın; insanımız güçlü bir motivasyon faktörü özellikle de habire itekleyen bir “Lider” olmadıkça performansını artırmaz!..
AK Parti’de de bu işler böyle; Erdoğan gecenin bir yarısı Bakanları arıyor ve “Şu, şu, şu işlerin niçin şöyle, şöyle, şöyle olmadığının” hesabını soruyor.
Bakanlar, diken üstünde…
Rahat yok!..
 
Bu “baskı”, işlere de yansıyor haliyle…
Lafla yürütülecek bir ilişki yok; Başbakan’ın gözünde iyi bir yer edinmenin tek yolu performansı arttırmak.
 
Rahmetli Erbakan da öyle yapardı…
Refah Partisi’nin üye sayısı için her dönem yükselen hedefler belirlerdi.
Hoca’nın gösterdiği hedefi yakalayamadın mı yandın!..


 
Erdoğan, hızlı karar alabilen bir Lider.
Çözüme ulaşabilmek için ani manevralar yapabiliyor,  ayrıntılara takılmadan, kim ne dermiş fazla takılmadan adımlarını atıyor.
Bugünlerde yaptıklarına bakın; bir yandan Milli Görüş camiasından “küsme” potansiyeli bulunanları kadroya alıyor, diğer taraftan da etkisiz hale getirilmiş “eski darbecilere” ve “PKK’nın elinden kurtarmak istediklerine” el uzatıyor…
Ayrıntıda takılmak mânâsız; Türkiye önündeki birkaç önemli meseleyi aşabilirse hızla tırmanacak…
 
Bu hedefe ulaşmak için tezvirâta hedef olmayı göze alıyor Erdoğan…
İşi sıkı tutmasa, etrafına dediğini yaptırma azmi ve gücü olmasa, hiçbir iş yürümeyecek…
 
Bugün karşı karşıya olduğumuz problemlerle Erdoğan sonrasında da boğuşmaya devam edeceğiz…
 
Ülkemizin kangren olmaya yüz tutmuş problemlerinin çözümü için güçlü ve gücünü gösteren bir Lider’e ihtiyaç var.
 
Meseleye nereden bakarsanız bakın, Erdoğan çıkıyor karşınıza…
Tarihin oluşmasında devlet adamlarının ne kadar büyük rol oynadıklarını biliyoruz.
Fatih, Kanuni ve II. Abdülhamid’in  dönemlerinde oynadıkları role bakınız ve o dönemlerde aynı rolü oynayacak başka isimler  bulunuz!..


 
Erdoğan, Türkiye’nin “2023 hedeflerine bu sistemle” asla varamayacağını çok iyi biliyor…
Mevcut sistem, koalisyonlar doğurmaya son derece müsait.
Koalisyonlar, birden fazla partinin taraftarlarına kamu kaynaklarını alabildiğine kullanma imkanını verir ama bugüne kadarki bütün örneklerde olduğu gibi Türkiye’yi yer bitirir.


 
Erdoğan, “Büyük olsun, hepimizin olsun!..” diyor…
Başkanlık sistemine karşı çıkanlar ise, “Küçük devletten benim alabileceğim pay büyük olsun!..”


 
“Tek başına iktidar olamayacağını” bilen, Başkanlık sistemine karşı çıkar haliyle!..
Koalisyon ortaklığı bir umut!..
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
Serdar Arseven Arşivi