Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Parçalanan hayatlar

Parçalanan hayatlar

Almanya’da, Psikolojik rahatsızlıklara bağlı olarak erken emeklilik talebinde bulunan kişilerin sayıları gittikçe artıyor. Ağır iş koşulları nedeniyle psikomatik rahatsızlıklara müptela olan işçilerin büyük çoğunluğu ise göçmenlerden oluşuyor.
Emekliye ayrılan vatandaşların neredeyse yarısı psikolojik rahatsızlıkları nedeniyle emekli oluyor ve geri kalan yaşamlarını bu sorunların pençesinde geçiriyor.
Uzun yıllardan beri Avrupa bizim insanımızın nazarında bir cazibe merkezidir. Fakat Batı zihniyeti, insan haklarına saygı, fikir özgürlüğü, refah düzeyi, basın özgürlüğü, ve farklılıklara saygıyı söylemini her zaman önce çıkarsa da, bütün bu hakları sadece kendi insanları için düşünür. Burada çalışan göçmenler ise bir tür efendi köle ilişkisine maruz kalır ve ruhsal sorunların içine düşer.
Çocuklarına daha rahat imkânlar sunabilmek için herhangi bir Avrupa ülkesine kapak atma gayreti içinde olan insanlarımızı burada bir dize sorunlar bekliyor.
1- Doğup büyüdüğü topraklardan uzak kalan insanlar, yaşadıkları toplumların dini ve kültürel farklılıkları nedeniyle çeşitli zorluklar yaşar ve burada kendilerini dışlanmış hissederler. Din insanları aynı halka etrafında birleştirmekte ve kardeşlik duygusu vermektedir. Yaşadığı toplumun bütün fertlerini kardeş olarak görebilen bir insan kendini iyi hisseder.
Din, medeniyet ve kültür bize bir kimlik sunar ve bu kimlikle adeta bütünleşiriz. Göçmenlerin hayatında ise bu bütünlük ortadan kalkıyor, hayat parçalanıyor ve bu insanlar din dil ve kültürel değerler bakımından kendilerine tamamen uzak bir toplumda hayat mücadelesi veriyorlar. Bütün bunlar bir aidiyet sorununu gündeme getiriyor.
2- Ağır iş koşullarına bağlı olarak göçmenlerin omuzlarına ağır bir yük yüklenir. İnsanlar kendi toplumlarında yapmaktan kaçındıkları pek işi ekmek parası için burada yapıyor ve büyük zorluklara katlanıyorlar. Sürekli aynı işi yapan ve stresli ortamlarda çalışan insanların bir süre sonra tükenmişlik sendromuna yakalanma olasılığı ise oldukça yüksek.
3- Göçmenlere yapılan ayrımcılık ve öteki tanımlaması bu insanların sıkıntılarını katlanılmaz kılıyor. Bu toplumların bizim insanımıza yaklaşımı her zaman efendi köle ilişkisi tarzındadır. İnsanlar en ağır işlerde çalıştırılır fakat dışlanırlar, adamdan sayılmazlar ve küçümseyici ifadelere maruz kalırlar. Bu da insanların dayanma gücünü kırıyor ve onları zayıf bırakıyor.
Peki neler yapılabilir?
Öncelikle bu insanlara, doğup büyüdükleri topraklarda ve yakınlarının yanında iş imkânları sunulmalı ve emekleri desteklenmelidir. Aksi takdirde bu sorunlar devam edecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatma Tuncer Arşivi