M. Emin Parlaktürk

M. Emin Parlaktürk

“Şefaat” Konusunda İfrat ve Tefrit

“Şefaat” Konusunda İfrat ve Tefrit

“Tartışılacak başka “konu” yok muydu da bu konuyu gündeme getiriyorsunuz” diyenlere sözüm şudur: Eğer bir konu, Müslümanlar arasında tartışılıyorsa o bizce önemli bir konudur ve bahse mevzu olur..
Bir konuyu tartışmak, hakikati öğrenmeye yönelik olursa güzeldir. Ancak, ihtilafı körükler düşmanlığa sebep olursa kötü ve tehlikelidir. “Şefaat” konusu da bunlardan biri...
Şefaat var mıdır, yok mudur?..
Kur’an-ı  Kerim’de ismi geçen bir” kelime”nin yokluğundan söz edilebilir mi? Elbette “şefaat” vardır? Ama, nasıl vardır? Nerede olacaktır? Kime yapılacaktır? Niçin ve ne şeklide olacaktır? Bütün bunlar, Kur’an ayetleriyle ele alındığı zaman karşılığını bulacak ve cevabı verilecek sorulardır.

***

Dünya’da insanlar birbirlerine “şefaat” etmektedirler. Çünkü, insan önemli bir işi için hatırlı birini araya koyarak yardım talep eder. Böyle birinin başkası adına iyilik istemesi, bir cezanın kaldırılması için aracı olması bir “şefaat”tir. Bu tür aracılıklar insanlar arasında sıkça yapılmaktadır. Yine,  insanların birbirleri için Allah’a dua etmeleri de “şefaat” olarak nitelendirilebilir.

Fakat,  dinle ilgili bir meselede “Yüce Allah’ın böyle bir aracıya ihtiyacı var mıdır?” sorusu, cevap bekleyen bir sorudur. Ayrıca, “Yüce Allah insanlara şah damarından daha yakın değil mi ki, onları tanımasın?” sorusu da cevap beklemektedir. Kullarını insanlardan daha iyi tanıyan ve bilen bir “Yaratıcı Varlık” için bunda şüphe duymak,  “cür’et”ten de öte kişiyi “iman” yönüyle sorgulatmaz mı?...

Kur’an’ı Kerim’de müşriklerin putlarını “şefaatçi” kabul etmeleri açıkça reddedilmiş ve kötülenmiştir.  Allah izin vermediği müddetçe “şefaatçi”  kabul edilen bütün varlıkların “put” olduğu, buna inananların da “putperest” oldukları açıkça ilan edilmiştir. Mesele bu kadar ciddidir ve bu anlamda “şefaat” konusu, iman-küfür arasında gidip gelen adeta “balık sırtı” denecek bir konumdadır.

***

Zamanımızda bir takım insanlar, yücelttikleri bazı şahsiyetlerin şefaat edeceğine inanarak, ister ölü olsun ister diri olsun, onlardan şefaat istemektedirler. Gerçekten onların mutlak şefaat edeceklerine şimdiden inanıyorlar ve onlardan bu talepte bulunuyorlarsa, bu çok ciddi bir problemdir. Halbuki, onların şefaat edeceklerine dair ellerinde hiçbir delilleri yoktur.  Buna rağmen onlar, Allah’a ait bir yetkiyi, Allah’ın izni olmaksızın başkalarına vererek Allah’a şirk koşmuş olmaktadırlar.
Bazı insanlar da, Kur’an’da bizzat zikredilen “ şefaat” konusunu “yok” sayıp şefaati toptan reddetmektedirler. Böylece, onlar da Allah’ın ayetini inkar etmiş olmaktadırlar. Çünkü Kur’an, açıkça şefaatin ahirette olacağını haber vermektedir. (Bkz: Bakara/255; İsra/79; Enbiya/ 28; Secde/4; Yunus/3; Meryem/87; Taha/109; Sebe/23; Zuhruf/86; Necm/26; Zümer/44; Müddessir/48..vb.)
Görüldüğü gibi, bir tarafta “tefrit” vardır, diğer tarafta da “ifrat”!... Bu iki “tehlikeli” kutuptan derhal uzaklaşmak ve Kur’an çizgisinde hemen buluşmak gerekir.

***

“Ahiretteki şefaat nasıl olacaktır?” sorusuna gelince, bunu da gelecek yazımıza bırakalım. Zira, bu konu bir veya birkaç sütunda anlatılacak kadar basit ve kısa bir konu değildir!.. Belki siz okuyucularımızdan gelecek yorumlar da, yazımızın kısa veya uzun olmasını belirleyecektir!...

Twitter.com/parlakturk
Facebook.com/vaktulemin

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
57 Yorum
M. Emin Parlaktürk Arşivi