Bilal Şahan

Bilal Şahan

“Kafadan kontaklar”

“Kafadan kontaklar”

Bana, giriş, gelişme ve sonuç muhabbeti olmadan direkt, biraz argo tabirle bodoslama dalarak sorulan soruyu sizlere de yöneltmek istiyorum.

Hazır mısınız?

Soru şu: Türkiye’de, akıl ve ruh hastalıkları hastanelerinde tedavi gören, görmüş hastaların ne iş yaptığı, kimlerle temas halinde olduğu, hangi takıntılarının olduğu konusunda bir çalışma, istihbarat vs. var mıdır?

Soru sahibine aynen sizlerin verdiği cevabı verdim: MİT’in fişleyemediğini, emniyetin takip etmediğini ben nerden bileyim? Var mı sizde bir kontaklık?

Bu diyalogların üzerinden çok uzun süre geçmemişti ki emlak, inşaat işlerine meraklı bir dostun kulis bilgilerini dinledim. Bir belediye ile kentsel dönüşüme hazır arsa sahipleri arasındaki anlaşmazlık öyle bir safhaya ulaşmış ki; iş, belediyenin sabah yıkım operasyonu yapma hazırlıklarına kadar varmış. Vatandaş da kendine göre önlem almış, nerede “kafadan kontak adam” var toplamışlar, yıkım yerine getirmişler.

Dost, daha çok şey anlatacaktı ancak oturduğumuz yerin hemen yanı başında bayağı yüksek sesle, çok değişken müzik türleri çalınmasa. Garsona durumu sordum, “abi, herkes şikayetçi amma velakin deli raporu olduğu için bir şey yapılamıyor” cevabını aldım.

Bunları aklınızın bir köşesinde tutun, gelelim son güncel olaylara…

Antalya’da başörtülü öğretmene küfür edip, ardından darp eden saldırgan yakalandı. Haberlere göre; zanlı işsiz üstelik, dikkat buyurun, İstanbul’da hakkında açılmış “dini değerleri alenen aşağılama” davasından dolayı aranıyor. “Öğretmene niye saldırdın? sorusuna alınan cevap: Canım sıkıldı. Savcı, zanlıyı akli dengesinin yerinde olup olmadığının kontrolü için Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne sevk etmiş.

Gezi eylemcilerine karşı tek başına mücadeleye girişen “Palalı saldırganımız” ise tutuksuz yargılanma kararından vazgeçilip tutuluya çevrilme aralığında yok oldu. Fas’taki işi, ziyareti bitince dönecekmiş. “Palalı”nın da  işleri bozukmuş, 600 bin TL borcu varmış, eylemler artık canından bezdirmiş. Döndüğünde savcılık O’nu da “Bakırköy’e” gönderirse hiç şaşırmayacağım.

Şimdi filmi çok geriye saralım Merhum Turgut Özal’a  ANAP Kongresi’nde yapılan suikastın faili Kartal Demirağ’a bir bakalım.

“Yeni Türkiye’nin Mimarı Turgut  Özal” belgeselinin deşifrelerinde baktım. Demirağ’ın sorgulamasına  Özal’ın Koruma Müdürü Öztürk de katılır. Öztürk, Demirağ’ın ifadesinde “Özal Müslümanlığa çok büyük zulüm etti” dediğini söylüyor ve ekliyor “Namaz kılıyor musun yok, oruç tutuyor musun yok. Böyle bir prototip”  Yine Öztürk’ün açıklamalarından… “Cengiz Aslan (Özal’ın doktoru) aynı zamanda psikiyatri uzmanıdır. ‘Demirağ’ın ifadesinin bir suretini getirebilir misin?’ dedi, getirdim. ‘Bu arkadaş maalesef tedaviye muhtaç bir arkadaş’ dedi. Nedenine gelince bu tipler bize geliyor, ‘doktor başım ağrıyor’ diyorlar. Bu baş ağrısının emareleri neler, tam sormaya başlayınca ‘Bana bak doktor ben haksızlığa hiç tahammül edemem’ diyor dedi. Al bakalım bunlar kravatlı hasta. Toplum içinde geziyor, biz de bunlara itibar ediyoruz. Bunlar hasta olduklarını da kabul etmiyor.”

Bu sefer filmi üç buçuk yıl öncesine saralım…

“İnzibat elbisesiyle Erdoğan'a suikast” haberi internet sitelerinde yer alır. Şok ses kaydına göre, 2009 YAŞ'ta tuğgeneralliğe terfi eden dönemin Edirne Keşan 102. Topçu Alay Komutanı Kurmay Albay F. Ö., emrindeki Astsubay M. Ş.'ye Başbakanı öldürme talimatı vermiş. Ne ilginçtir ki Astsubay M. Ş.’nin de borcu varmış. “Vur Başbakanı, al 500 milyar lirayı. Elden giden laikliği de kurtar ” denmiş. Bu  ayrıntı  daha da önemli. Astsubayın psikiyatriden aldığı raporları var.

Bu kadar giriş ve gelişmeden sonra bu da benim sorum: Akıllıyla olmayan işleri “delilerle” mi yapmaya çalışıyorlar, sizce?

    

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Bilal Şahan Arşivi

Tohum

18 Eylül 2014 Perşembe 13:33