Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Ebu Leheb, Ebu Cehil, Karun, Belam

Ebu Leheb, Ebu Cehil, Karun, Belam

“Ebu Cehil ölmedi kıtalar dolaşıyor”
O zaman çağdaş Ebu Cehil kim olabilir?
Baradey’e çağdaş Ebu Cehil ödülünü mü vermek gerek, yoksa, Belam ödülü mü? “Uluslararası Çağdaş Bel’am” ödülünü isterseniz Ezher Şeyhine yollayalım, ona verelim.. Baradey’e “Uluslararası Çağdaş Ebu Cehil” ödülünü verelim. Yakışır hani.. Adam Prof.. Adam Nobel Barış Ödülü’nü almış biri!

Bel’am hakkı bilip söylemeyen, iktidar sahiplerine, zalimlere arka çıkan anlamında Kur’an’da tanımlanmış bir sıfat!

Aslında Karun da alim biri.. Denir ki, Tevrat’ı, Hz. Musa ve Hz. Harun’dan sonra en iyi o bilirdi! Servetinin büyüklüğü onu kibirli yaptı. O zaman o ödülü de Suudi Kralı’na verelim, bölgedeki diğer zihniyet ikizleri ile birlikte.. “Uluslararası Çağdaş Karun Ödülü”, Suudi Kralı’na gidiyor..

Rabia’dan mülhem bir dörtleme yapacağız ya. 4. büyük ödül Sisi’ye gidiyor. “Uluslararası Çağdaş Ebu Leheb Ödülü” Sisi’nin.. Onun elleri kurusun!
5. jüri özel ödülü, ABD ve Avrupa’nın “Büyük Firavun ödülü”.
Mursi’ye Rabia ödülü yakışır..

İhvan şeyhi Muhammed Bedii’ye “Verasetül enbiya” ödülü, Salah Sultan’a Asiye ödülü, Türkiyeli Müslümanlara Harun ödülü, HAP Genel Başkanı Muhammed Katatine’ye Yed-i Beyza ödülü...
Asa-yı Musa ödülü sahibini bekliyor bu arada..
Suriyeli Müslümanlara Yusuf ödülü,
Filistinli, Gazzeli Müslümanlara “Kudüs’ün Muhafızı ve Davud ödülü”...
İslam dünyasından onurlu çıkışlar yükseldikçe ödüllerin isimleri ve ödül alacak kişilerin sayısı da artacaktır..

Benim kendi ülkemin yöneticilerine isim olarak ödül yakıştırmam hoş olmaz. Asıl mükafatı Allah’tan alacaklardır. Bu dünyada birilerine bir unvan vermek gerekiyorsa, onu da Mısırlı kardeşlerim takdim eder.

Bunu niye düşündüm? Kur’an-ı Kerim bunları bize malumat olsun diye anlatmıyor. Ve eğer ben kendi yaşadığım zamana ve mekana şahidlik edeceksem, bu örneklerin neye ve kime tekabül ettiğini bilmem ve ona göre hareket etmem gerekir.. Kur’an’ın penceresinden kim kimdir, onu görmek istiyorsanız, böyle bir bakış açısı oluşturmamız gerekir..
Kur’an’ın penceresinden Sisi ya da Esad kimdir, hatta benim kendi nefsimin arzu ettiği şeylere Kur’an ne diyor, ona bir bakmam gerekir.. Şeyhimizin, örgütümüzün gözünden Kur’an değil, Kur’an’ın penceresinden benim liderim, örgütüm, şeyhim nerede duruyor, ona bir bakmak gerekir..

Mısır olayı “atalarımızın dini”nden ibaret olan, dinin özüne yabancılaşmış kimi gelenek ve düşünce kalıplarını da yıkmaya başladı.. Bugün aynı kitaba inansak da şeytanî bir el kitap algımızı değiştirdi.. Şimdi yeniden siret ve sünnete yöneliyoruz. Vahye yöneliyoruz. Dinle gelenek arasına bir çizgi çekiyoruz. Ne geleneksel İslam, ne modern İslam, ne ılımlı İslam, ne radikal İslam, ne de Euro İslam. Türk ya da Arap İslam da değil.. Hak din İslam. Kendine hiçbir şey eklenmemiş ve kendinden hiçbir şey çıkartılmamış bir kitap.. Kafalarımızı kiraya vermiyoruz.. Mezheplerin içine sıkıştırılmış bir din değil aslolan.. Mezhepler bizim için her biri gökteki bir yıldız gibi olan alimlerin nas, sünnet, akıl ve ilimle, hikmetle yoğurduğu bir göz aydınlığıdır sadece.. İçtihadlar mecmuasıdır. İlmî de olsa beşerî bir bakıştır.. Tarikat da din değil, dindarların saflaşmasına hizmet eden bir ahlak okuludur, o kadar!

Hayata ve olaylara Kur’anî pencereden baktığınızda, mesela kendine Allah (cc) tarafından “Cehaletin Babası” (Ebu Cehil) adı verilen, asıl adı Amr b. Hişām el-Muğira olup önceleri Ebu’l-Hakem lakabı ile anılırken, daha sonra müslümanlar tarafından bu şekilde adlandırılan kişi, zamanının en zengin, güçlü, bilim, sanat ve siyasette söz sahibi biri idi.. O zamanın Nobel’i sayılan başarılı bulunanların Kabe duvarına asıldığı şiir ödüllerini veren jürinin de bir üyesi idi.. Allah ona Ebu Cehil der. Onun için ben de bugün bu Ebu Cehil ödülünün Baradey’e verilmesini teklif ediyorum..

Ebu Cehil, zamanının birçok bilgisine, gerçeğin bilgisine sahipti, ama hakikatin bilgisinden yoksundu.. Aklı nefsinin esiri olmuştu ve vicdanını kaybetmişti. Ahlaklı bir hayat yaşamıyor ve zulmediyordu. Onun için o, cehaletin babası idi. Bugün de Sisi ve Baradeyler bu şeytanın varislerinin çağdaş temsilcileri olarak bu ödülü hak ediyorlar, bana göre!

Barış ödüllü bir diktatör yamağı ve “% 1,5 büyüktür % 51’den” anlayışına sahip bir bilim adamı... Bu ödülü her yönü ile hak ediyor..

Diğer ödüller niçin ve kime gidiyor, onları da siz araştırın..
Bu benim önerim. Siz kendi önerinizi hazırlayabilirsiniz. Dileyen internet siteleri, adayları ve ödülleri ankete dönüştürebilirler..

Selam ve dua ile..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
9 Yorum
Abdurrahman Dilipak Arşivi