Ahmet Varol

Ahmet Varol

Dostlar birbirini dinliyor

Dostlar birbirini dinliyor

Dostların birbirini dinlemesi düşmanların birbirini dinlemesinden daha kolaydır. Söz dinleme açısından da gizliliklerine muttali olma açısından da. Çünkü dost dostun sözünü dinleyip tavsiyelerinden yararlanırsa bu aradaki güven ve muhabbeti ifade eder. Ama düşmanının sözünü dinleyip de itaat etmek zorunda kalırsa bu taviz verme, istenene boyun eğme ve dayatılanı kabullenme anlamına gelir ki bu teslimiyeti, yenilgiyi ve acziyeti ifade eder. Zaten düşman taraflar birbirlerine, karşı tarafın çıkarını ve iyiliğini göz önünde bulunduran bir tavsiyede değil kendi hesaplarını öne çıkaran dayatmada bulunmayı tercih eder ve kabul ettirmeyi başardıklarında da bunu kendi açılarından bir zafer, karşı taraf için yenilgi addederler.

Aynı şey gizliliklere muttali olma amaçlı dinleme için de söz konusudur. Çünkü devletler arası ilişkilerde ve siyasette bir kimse düşmanın gönderdiği hediyeye dahi şüpheyle yaklaşır, içine bir bomba yerleştirmesinden şüphelenmese bile en azından bir dinleyici yerleştirme ihtimalini göz ardı etmez ve dikkatlice inceledikten sonra içinde sakıncalı bir şey bulamasa da yine özel konuların görüşüldüğü bir odanın yakınına kesinlikle yerleştirmez. Ama bir dosttan gelen hediyeye böylesine şüpheyle yaklaşmaz ve icabında önemli misafirlerini ağırlayacağı bir görüşme odasında önemsediği bir dostundan gelmiş hediyenin gözleri okşamasından onur duyar.

Ancak son dönemde ABD ile onun Avrupalı dostları arasında ortaya çıkan dinleme krizi çağdaş emperyalizmin dost kanatlarının aslında düşman kanatlardan farklı olmadıklarını açığa çıkardı.

Yüce Allah, Kur’an-ı Kerim’in Hucurat suresinin 12. âyetinde, yani suizanda bulunmayı ve gıybeti yasakladığı âyeti kerimede aynı zamanda casusluk yapmayı da yasaklayarak, “ve lâ tecessesu; casusluk etmeyin, birbirinizin gizliliklerini araştırmayın” diye buyurur. İslâm’ın mü’minler arasındaki ilişkilere dair ahlak ölçüsü budur. Tabi bu ölçü ve prensip Obama’yı ve Merkel’i bağlamaz. Kur’an-ı Kerim’de geçen bu yasağı dile getirirken de zaten onlara sorumluluklarını hatırlatmak değil Müslümanlar olarak farkımıza işaret etmek istedim.

Casusluk başkalarının özel hayatlarına girmek, onların gizli kalmasını istedikleri söz ve uygulamaları hakkında bilgi sahibi olmaktır. Buna da ya başkalarının ayıplarını açığa çıkarmak ya da sana karşı planlamaları muhtemel bir kötülüğü önceden bilmek ve ona göre tedbirini almak için ihtiyaç duyabilirsin. Başkalarının ayıplarını açığa çıkarmanın farklı amaçları olabilir. Ama bu, her ne amaçla olursa olsun çirkindir. Herhangi bir tehlike şüphesi ise düşmanlıktan kaynaklanır. Dostlar arasında böyle bir şüphe ve endişenin olmaması gerekir.

Bugün emperyalizmin dost kanatları eğer birbirlerinin özel hayatlarına girme, onların gizliliklerini araştırma yoluna gidiyorlarsa bunu ya birbirlerine güvenemedikleri, dost bildikleri tarafların gerçekte düşman olabilecekleri, yeri geldiğinde kuyularını kazmalarının mümkün ve muhtemel olduğu şüphesi taşıdıkları ya da gerek gördüklerinde şantaj aracı olarak kullanabilmek için birbirlerinin ayıplarını, kirli ve karanlık işlerini tespit etme ihtiyacı duydukları için yapıyorlar. Bu da onların gerçekte dost olmadıklarını sadece dost göründüklerini gösterir.

Gerçekte çağdaş emperyalizminin bütün kanatları sadece kendi çıkarlarının, hesaplarının dostudurlar. Birbirleriyle olan dostlukları da çıkarları gereğidir. Yani burada da birbirlerinin değil yine çıkarlarının dostudurlar. Dolayısıyla bütün dostluk ilişkileri iğretidir, sathidir. O yüzden çıkarları gerektirdiğinde bir günde dost bir günde düşman olabilirler.

Dostlarının özel hayatlarına girmek ve onların gizliliklerini araştırmak için kullandıkları dinleme cihazlarını sundukları hediyelerin içine yerleştirmeleri de ahlâk düzeylerinin kendi literatürleriyle konuşmak gerekirse etik anlayışlarının ne kadar düşük, basit ve aşağılık olduğunu gösterir. Böyle bir hareket, kendisiyle dostluk ilişkisi içinde olduğun bir kimseye sunduğun ikramın içine zehir katmak kadar seviyesizdir. Çünkü dostunun en güvendiği şeyin içine onun açısından tehlikeli bir maddeyi yerleştirmekte sakınca görmüyorsun. Ama onların etik anlayışları buna da müsaade etmektedir ve tarihte birçok örneği var.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Varol Arşivi