Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Şamlı Neron itirafçı peşinde

Şamlı Neron itirafçı peşinde

Suriye rejiminin Cenevre 2’deki Temsilcisi Beşşar Caferi görüşmelerin çökmesini, muhaliflerin ‘teröristlere’ karşı rejimle işbirliğine ve ortak harekata yanaşmamasına bağlamıştı! Buradan rejimin görüşmelere ve muhaliflere nasıl baktığı anlaşılıyor. IŞİD üzerinden rejim, Suriyeli muhalifleri bir biçimde itirafçılar ve taşeronları haline getirmek istiyor. Burada Irak’ta oynanan oyun tekrarlanmış oluyor. Irak’ta Kaide ile birlikte Sahavat denilen Sünni işbirlikçiler devreye girmiş ve yeni Şii Irak rejimi adına Kaide ile savaşmışlardı. Sonra ne oldu? Yüzüstü bırakılmakla kaldılar. İtirafçı haline getirildiler ve muamelesi gördüler. Kaide gitti ama Mukteda Sadr’ın ifadesiyle Tağut (Maliki) yerli yerinde kaldı. Köy korucuları modeli veya formülü başka adlar altında Cezayir ve Irak gibi ülkelerde başarıyla uygulanmıştır. Uluslararası ve küresel bürokratlardan, utanmaz sıkılmaz ve arlanmaz Lahdar İbrahimi’nin tarafsız taraflılığında yapılan müzakerelerden bir sonuç çıkmayınca rejim içeride yeni bir dümene başvurdu ve dünyanın dikkatlerini çekmeyi başardı. Zaten Cenevre 2 adeta küresel nifak cephesinin rejime yeni dalga katliamlar için ek mühlet veya açık çek vermesinden başka bir şey değil. Cenevre sonrasında Rus basını rejimin yeni itirafçı kampanyasına destek vermiştir. Türk basını da rejimin bu yeni oyununa tav olmuştur. Suriye’ye barışın bozulması Neron karakterli rejimin marifeti değil miydi? Aslında bu, rejimin Cenevre 2’de elde edemediğini sahada elde etme girişimidir. Özellikle Şam bölgesinde kurtarılmış bölgeler Şam rejiminin açlık kuşatmasına maruzdu. Bir taraftan başlarına varil bombaları yağıyor ve diğer taraftan da bölgelerine yiyecek ulaşmalarına imkan verilmiyordu. Ya da yiyecek girişleri askeri kordonlarla ve kuşatma ile kesiliyordu. Bundan dolayı 2013 yılı Ağustos ayıyla Aralık ayı arasında Yermük Kampı ve Şam’ın değişik bölgelerinde açlıktan kırılmalara ve ölümlere rastlanmıştır. Bu açlıktan ölüm değil, aslında öldürmedir. Açlık katliamıdır. Rejim açlık siyaseti üzerinden halkı teslim olmaya zorluyor ve bu suretle zaten direnişçilerle ahali arasında pamuk ipliğine bağlı olan ilişkileri geriyor ve koparmaya çalışıyordu. Halk hürriyetiyle açlık arasında kalmıştı. Üstelik bir de ne idüğü belirsiz Harici kılığında IŞİD isminde bir örgüt peydahlanmış ve belirmişti. Bu faktörler direnişin psikolojisini bozuyordu.

*

Öbür taraftan İran askeri ve mali yardımlarını artırırken Suriye halkı ‘Suriye’nin dostları’nın nifak kuşatması altında tutuluyordu. Sahte dostlar ile düşmanlar arasında ya da örs ile çekiç arasında sıkışıp kalıyordu. Rejim halkı teskine ve teslime zorlamak için insani krizi büyüttükçe büyütüyordu. Açlık terörü uyguluyordu. Dünya nifak cephesi rejimin açlık kuşatması karşısında kılını kıpırdatmıyor. Halkı açlıkla terbiye etmesine göz yumuyorlar.  Herhalde açlık politikaları üzerinden rejimin halkı yeniden itaat ve denetim altına almasını kendi çıkarlarına uygun görüyor olmalılar. Tekrar demir pençenin kabzasına düşmesini umursamıyorlar! Muhaliflerde sorumluluk gereği ellerini sıkı tutacakları ve kuşatma altındaki bölgelere yardım ulaştıracakları yerde dinmez iç hesaplaşmalara kapılmışlar ve batmışlardı. Kısaca, Şam rejimi silahla dize getiremediklerini açlık siyaseti üzerinden dize getirmeyi deniyor. Cenevre 2’nin iflas etmesi üzerine halkın zayıflayan umutlarını daha da söndürmek ve dünyaya istikrarı yeniden temin ediyor görüntüsü vermek için rejim derhal bu plana başvurdu. Rejim, Şam’ın banliyölerinden direnen Mudamiye bölgesinde ahaliyle ve silahlı unsurlarla uzlaşmaya vardıklarını ilan etti. Darya bölgesinin dışında bu uzlaşma zinciri Bereze, Muhayyem ve Bibila bölgelere doğru da uzadı ve uzandı. Hatta Cenevre’nin sağlayamadığını bu uzlaşmanın sağladığı propagandası yapıldı. Yine Şam rejimi Cenevre 2 görüşmelerinde psikolojik üstünlük sağlamak için Humus’ta kuşatma altındakileri tahliye etme yönünde uzlaşmaya yanaşmış lakin bildiğinden vazgeçmemiş ve tahliye edilenlerin bir kısmını tutuklamıştır. Dolayısıyla sahadaki bu uzlaşmalar hem mevzii hem de geçici. Rejim güçlenene kadar vakit kazanmak istiyor.

*

Şam’ın planı bellidir. Birinci derecede halkın zafiyetinden ve açlığından istifade ederek uzlaşma suretinde onları teskin etmek ve devrim sürecinden ve devrimcilerden koparmaktır. Böylece direnişi ceplere hapsetmek ve ardından da tasfiye etmeyi planlıyor. Güçlendikçe de uzlaşma ile teskin edilen bu bölgelerde rejim otoritesini yeniden pekiştirerek, güvenlik politikalarına geri dönecektir. Maliki’nin yaptığı gibi. Lakin açlıkla karşı karşıya kalan halkın sonrasını düşünecek hali ve mecali kalmamıştır. Bunun nedeni, rejimin kalleşliğinden ziyade uluslararası sistemin kalleşliğidir. Şam rejimi uluslararası camianın şemsiyesi ve dokunulmazlık zırhı altında halkını katletmeye devam etmektedir. Dünya özellikle Batı dünyası Suriye halkını nasıl yüzüstü bırakmış ve Ukrayna halkına nasıl sahip çıkmıştır? İbret-i alemdir! Dünyanın Suriye halkına hiç insafı olmamıştır. Hatta dostunu düşmanını tanımayan İslam dünyası da Suriye halkını yalnız ve yüzüstü bırakmıştır. İsrail’in Gazze’de yapamadığını Mecusi kalıntılarıyla birlikte müttefiki Suriye rejimi kendi halkına karşı yapmıştır.
Olan biteni Suriyeli muhalif İmad Galyun şöyle özetliyor: “Rejim yeni bir oyun tezgahlıyor ve uzlaştığı kesimlere ve muhaliflere bir belge imzalatıyor ve belgede, muhalifler kendilerinin kandırıldıklarını yazıp imzalıyorlar.” Rejimin ayrıca IŞİD’e karşı işbirliği teklif ettiği muhalifleri de ayrıca teröristler olarak yaftaladığı, damgaladığı ve fişleyip, tasnif ettiği ortaya çıktı. Esat ve Mecusi kalıntısı dostlarının ve küresel nifak cephesinin bu planlarına İbrahim suresi şöyle atıfta bulunuyor:  “Hilelerini yaptılar ve tuzaklarını kurdular, Allah da dağları devirecek hilelerini boşa çıkardı ve başlarına çevirdi, tersyüz etti (14/46)”.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi