Şevket Tandoğan

Şevket Tandoğan

Selâmlaşmak

Selâmlaşmak

       Öncelikle hepimizi üzüntü ve yasa boğan, Soma'daki maden faciasında hayatını kaybeden işçi kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Kederli ailelerin ve aziz milletimizin başı sağolsun. Böyle acı günlerde milletçe kenetlenmemiz önem arz eden bir konuya değinmek istiyorum.Nefret, öfke ve gerilimin artmasıyla birlikte, kutuplaşmalar sonucunda kaçınılmaz olan çatışma ve kavga ortamı hiç kimseye yarar sağlamaz. Tam aksine her kes bundan zarar görür.

          Bunun başta gelen yöntemi ve yegâne ilacı SELÂMLAŞMAK tır. Zira Cenab-ı Hakkın esmâ-i hüsna dediğimiz güzel isimlerinden birisi SELÂM dır. Her türlü belâ, musibet ve eksiklikten sâlim olmak anlamındaki bu sihirli ve etkili kelime; içimizi ısıtan, buzları eriten ve bizi birbirimize yakınlaştıran, hatta sevdiren bir iksirdir.

          Nitekim kadim medeniyet ve kültürümüzün ana kaynağı İslâm dini; bize selamlaşmayı ve selamı yaymayı emretmiş, tanışmış olma şartı aranmaksızın bildiğine ve bilmediğine selâm verilmesini ve bu selâmın en güzeliyle alınmasını zarûrî bir vazife olarak bildirmiştir. Zira selam vermek sünnet, almak ise vaciptir.

          Cenab-ı Hak: “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selâmla karşılık verin. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır.” (Nisa-86) buyurmuştur. Hz.Peygamber efendimiz de: “İnsanlardan Allah’a en yakın olan, selâmla başlayan kimsedir.” Buyurmuştur.

          Selâmın her hangi bir masrafı olmadığı gibi, bedenimize bir güçlüğü de bulunmadığından, selâmı esirgemek en büyük cimrilik kabul edilmiş, buna mukabil selâmlaşmak sadaka vermekle eşdeğer görülmüştür. Bunun sebebi ise; Allah’ın itimat ve güven iksiri olarak insanlara bahşettiği SELÂM ile taraflar birbirine zarar vermeyeceklerini ilan etmiş olmalarıdır.

          Üzülerek görüyoruz ki, karşısındakini hakir gördüğünden Allah’ın selâmını esirgeyen mağrur sapıklar ve bu güzel kelimeyi ağzına almayıp başka sözcükler üreten türediler günümüzde çoğalmış bulunmaktadır. Kendini göklerde sanan bu zavallılara tavsiyemiz şudur: İnsanlarla selamlaşın, gaflet ve dalâletten kurtulun.

          Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) asırlar öncesinden bu hastalığı görmüş ve reçetesini bildirmiştir: “Geçmiş ümmetlerin dinini tıraşlayan illet, size de sirayet etti. O, hased ve buğzdur. Nefsim kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikce cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de mü’min olamazsınız…Size bir şey bildireyim, onu yaparsanız aranızda sevgi olur. Aranızda selâmı yayın.”

          Üstün ahlak ve meziyetin timsali, örnek insan Hz. Peygamberimiz; selam verir gibi kendisine “Essamü aleyküm” (ölüm size) diyen bir Yahudi gurubuna dahî “Ve aleyke” (size de) şeklinde mukabelede bulunmuş, onların küstahlığına rağmen nezaket ve zarafet göstermiş, hiç kimseyle selamlaşmayı kesmemiş ve yasaklamamıştır.

          Günaydın, merhaba, iyi günler, iyi akşamlar ve benzeri iyi dilek ve sevgi tezahürü güzel sözler elbette kullanılabilir. Başını eğerek veya elini başına kaldırarak da selamlama yapılabilir. Ancak bunların hiç birisi o sihirli sözcük olan “Esselâmü aleyküm” ya da “Selâmün aleyküm”  yerini tutmaz. Selâm almanın en güzeli de "Ve aleykümüs-selâm ve rahmetüllahi ve berekâtühü"

          Birisinin ağızdan ilettiği ya da mektup, telgraf, e.mail, mesaj ve benzeri yollarla ulaşan selâma, mutlaka daha güzel bir selamlama ile karşılık verilmelidir. Bunu yapmak da aynen selam almak gibi vaciptir.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Şevket Tandoğan Arşivi