Faruk Köse

Faruk Köse

Hükümet Programı’nın gereği

Hükümet Programı’nın gereği

62. Hükümet’in Programının sunuşundaki şu cümle dikkat çekici: “Bu millete efendi değil hizmetkâr olmaya devam edeceğiz.”

Tevazu önemli de, doğrusu, beni yönetenlerin bana efendi olmasını istemediğim gibi, hizmetçi olmasını da istemem. Beni hesaba katsınlar yeter. Değerlerimi muhafaza etsinler yeter. Duyarlılıklarımı korusunlar yeter. Beni, istemediğim bir şekilde yönetmesinler yeter. Madem Hükümet’in vaadi bu, hak bir söz etmişsem, dinlesinler yeter.

Bu kapsamda, 62. Hükümet Programı’ndaki bazı vaatlerin/ifadelerin nasıl icra edilmeleri gerektiğine dair birkaç kelam etmek istiyorum. Herhalde, “millete hizmetçi olmaya hazır” olan Hükümet’ten, bunları talep etmeye hakkımız vardır diye düşünüyorum.

Program: “Devletler ve milletler ancak ....aidiyet bilinciyle ayakta dururlar.”

— Toplumda aidiyet bilincini sağlamak için, “Devlet’in kurumsal ve hukuksal yapısı”nı “toplumun inanç, kimlik ve kişilik değerleri”ne uygun biçimde yenilemelisiniz.

Program: “Eski ve yeni tüm vesayet unsurlarıyla mücadelemizi kararlılıkla devam ettireceğiz.”

— Bu kapsamda “Laik-Kemalist Vesayet”e tüm unsurlarıyla son vermelisiniz.

Program: “Ülkemizin bütün sorunlarının özgürce görüşülüp, farklı çözüm önerilerinin ortaya konduğu ....yegâne çatı Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.”

— TBMM’nin teşekkül tarzını değiştirmelisiniz. Milletvekili adaylarını Parti yönetimleri değil, üyeleri belirlemeli.

Program: “Milletimiz, Meclisimizi tüm sorunların çözüm adresi olarak görmekte.”

— Mesela “çözüm süreci”ni Meclis’e getirmeli, Meclis denetiminde yürütmelisiniz.

Program: “İnsan onurunu korumak bizim asli görevimizdir. Bu onurun esası da özgürlük ve güvenliğin teminidir.”

— Müslüman millet, ancak inandığı değerlere, Kur’an ve Sünnet hükümlerine göre yönetilirse, üzerinde Şeriat yasalarıyla hükmedilirse özgür olabilir. Milletin inanç, kimlik ve kişilik değerlerine uygun “yasal ve idari değişiklikler”i yapmalısınız.

Program: “Kimden kaynaklanırsa kaynaklansın ve hangi niyetle olursa olsun, devlet otoritesinin parçalanmasına yönelik hiçbir faaliyete asla izin vermeyeceğiz.”

— “Devlet” örgütünü kutsal görmemeli, “devlet otoritesi”ni “millet iradesi”den üstün tutmamalısınız. Millet isterse “Devlet”i de tümüyle değiştirebilmeli. Devleti, millete göre değiştirmeye, dönüştürmeye yönelik faaliyetleri ezmemelisiniz.

Program: “Devlet eskisinden de güçlü bir konuma yükselmiştir. Meşruiyetin sağladığı bu güç, devletin milleti yerine milletin devleti olmanın bir sonucudur.”

— “Rejim-halk uyumlaşması”nı sağlamalısınız. Halkı rejime göre değiştirip dizayn eden rejimi bitirip, rejimi halkın inanç, kimlik ve kişilik değerlerine göre biçimlendirmelisiniz.

Program: “Bürokraside aranacak temel nitelikler ehliyet, liyakat ve dürüstlüktür.”

— Başta Kabine üyeleri olmak üzere, tüm üst düzey yöneticileri ehliyet, liyakat ve dürüstlük yönünden tekrar değerlendirmelisiniz.

Program: “Siyasetimizin odağında yer alan kavramlardan biri de adalettir. ‘Adalet mülkün temelidir’ dendiğinde ...aynı zamanda devlet kastedilir.”

— Hz. Ömer’in sözüne atıf yapıldığına göre, hem yasal mevzuatı ve işleyişi, hem de idari sistemi ve işleyişi değiştirerek, Hz. Ömer’in adaletini göstermelisiniz.

Program: “Kapsayıcı, kucaklayıcı, bütünleştirici, özgürleştirici sivil bir Anayasa hazırlamak için ....hiçbir engelin olmadığını görüyoruz.”

— Bunu hemen yapmalısınız. Milleti kucaklayacak Anayasa, ancak birinci maddesi “Hüküm Allah’ındır”, ikinci maddesi “Devletin dini İslam’dır”, üçüncü maddesi ise “yasalar Kur’an’a aykırı olamaz” hükümlerini içeren anayasadır.

Program: “Çözüm Süreci, bölünmenin değil birleşmenin, küçülmenin değil büyümenin, parçalanmanın değil bütünleşmenin ....yegâne anahtarı konumundadır.”

— O halde sadece terör örgütü PKK’yı değil, müslüman Kürt halkının meşru temsilcilerini ve inanç önderlerini de çözümde muhatap almalısınız.

Program: “Hükümetlerimiz, güncelliğini yitirmiş ve toplumun taleplerini karşılamaktan uzak tüm yasal mevzuatı yenilemiştir.”

— Yenilendi de ne oldu? Yine “Allah’ın yasaları” hayattan uzak değil mi? Zina yasal değil mi? M.Kemal’e laf eden cazalandırılıyor değil mi? İslam’ın şahıs ve aile hukuku uygulanıyor mu? Faiz serbest değil mi? Bu ve benzeri sorunları da düzeltmelisiniz.

Program: “Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, yargı görevi yapanların anayasa, kanun ve hukuka uygun vicdani kanaatlere bağlı olmayı, bunun dışındaki bütün bağlılıkları reddetmeyi gerektirir.”

— Peki, sorun anayasa ve hukukta ise, anayasa ve hukuk ideolojileşmiş veya bir ideolojiye göre biçimlenmişse, böyle bir hukuka bağlı olan nasıl tarafsız olacak? Anayasa ve hukuku “Laik-Kemalist” prangadan kurtarmalısınız.

Program: “Vakıfları ....aynı zamanda sivil toplumun kendini örgütlediği çoğulcu, demokratik bir yapı olarak telakki ediyoruz.... Vakıf mirasımızı korumalı, yaşatmalı ve yeniden üretmeliyiz.”

— Cumhuriyet’in ilk yıllarında el konulan vakıfları iade etmelisiniz. Devlet, talan edilen vakıf mirasının hesabını vermeli.

Program: “Türkiye’nin dünyanın her tarafındaki mazlumların, mağdurların, mültecilerin ve muhtaçların yardımına koşmasının temelinde tarihi misyonumuz olan adalet ve yardımlaşma ilkeleri yatmaktadır.”

— Program’da dünyanın her tarafına ilişkin politikalar sıralanıyor da, Doğu Türkistan’dan tek kelime edilmiyor. Çin’in zulmü altında el’an soykırım yaşayan Doğu Türkistan’daki Uygurların sorunlarını çözmek için ne yapacağınızı da belirtmelisiniz.

Hükümet Programı hakkında dikkat çekilmesi gereken hususlar hakkında şimdilik bunları seçtim. Ne dersiniz, “millete hizmetçi olma”yı vaad eden Hükümet, bu yazdıklarımı hesaba katar mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum
Faruk Köse Arşivi