Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Hata kimde?

Hata kimde?

Geçtiğimiz hafta bir kardeşimiz, kadına yönelik şiddeti belgeleyen bir haberi paylaştı ve bu konu hakkında neler düşündüğümü sordu. Olay kısa süre önce Ankara’da bir parkta gerçekleşmiş. Kendisini aldattığı gerekçesiyle parka çağırdığı kız arkadaşına ve ablasına şiddet uygulayan bir genç, iki genç kıza şiddet uygulayarak cezalandırıyor ve bu görüntüleri sosyal medya üzerinden paylaşıyor. Ben her şeye muktedirim anlayışı ile hareket eden genç bir nevi göz dağı veriyor.
Olay kadına yönelik şiddet bağlamında yeniden ele alınıp tartışılıyor ve genç soluğu cezaevinde alıyor. Bu ve benzeri olaylar çevremizde sık sık sergilenir fakat bizim insanlarımız olayların sadece su yüzeyindeki kısmına değinir ve hiçbir zaman derinlere inemezler. Çünkü orada, kemikleşmiş sorunlar, üzeri örtülmüş hatalar ve meşrulaştırılmış düşünce kırıntıları vardır. Her şey kuyunun dibindedir. Suyu kirleten pislik derinlerdedir ve sürekli kir üretmektedir. Tek çare buraya inip bu pisliği ortadan kaldırmaktır fakat insanlarımız suyun yüzeyini temizleyerek yerdeki kirden kurtulabileceklerini düşünürler. O yüzden yapılan çalışmalar, kayda değer bir noktaya ulaşamaz ve aynı sorunlar tekrar tekrar yaşanmaya devam eder.

Peki, bir genç kızı sokak ortasında ite kaka dövüp bunu güçle ilişkilendiren bu çocuklar kimin eseri? 

Kalbi şefkat yüklü bir anne-babanın evladı başkalarının canına, malına ve onuruna zarar verebilir mi?

Sanmam… Zira kalbi şefkat yüklü bir ananın elinde şekillenen bir çocuk onun değerlerinden fazlasıyla beslenir ve onunla müşterek özellikler taşımaya başlar. Bu çocuk ileriki yaşamında insanların haklarına saygı gösterir, eşine ve çocuklarına şefkatle muamele eder.  O yüzden şiddete değinmeden önce bu çocukların yetiştiği aile ortamını ve şiddeti öğrenme biçimlerini ele almak ve tadilata aileden başlamak gerekir.

En başta şunu kabul edelim; bu çocukların büyük bir kısmı, ev ortamında şiddete maruz kalıyor ve şiddeti bir ifade biçimi olarak öğreniyorlar. Baba, genç kızlarla gezip tozan, arkadaşlarını döven ve kaba kuvvetle çevresinde ilgi toplayan oğlunu, “Benim oğlum bir tanedir, yıkılmaz sarsılmaz bir güce sahiptir”  diye övüyor. Anne kızına haram-helal sınırlarını çizemiyor, onu türlü türlü tehlikelerin içine terk ediyor. O yüzden gençler birer suç aletine dönüşüyor ve bu çocuklara artık ne anne baba ne de toplum sahip çıkabiliyor. Onlar artık her türlü suça meyyal hale geliyor ve hiçbir sınır tanımıyorlar.
Sorunun tek bir çözümü var. Anne-babaların denetiminde bu çocuklara temel değerler verilmeli ve iyi kötü kavramları işlenmelidir. Aksi takdirde alınan geçici önlemlerin bir şeye faydası olmayacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Fatma Tuncer Arşivi