Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Boynuz kulağı geçtiğinde!

Boynuz kulağı geçtiğinde!

Esad rejiminin devrilmesinin Batı’nın beslemesi İsrail’e istikrarsızlaştıracağı söyleyen İran Meclis Başkanı Ali Laricani bölgedeki ‘müstemlekelerini’ ziyaret etti.  Şam’dan başlayan gezisini Beyrut’a kadar uzattı oradan da Bağdat’a döndü. Bölge turu sırasında birkaç mesaj verdi. Bunlardan ilki ‘direniş’in, yeni dönemde İsrail yerine terörü veya tekfircileri hedef almasıdır. Terörle maskelenmiş bu söylemiyle IŞİD’i kastediyormuş gibi yapsa da bütün Sünnileri kastettiği aşikar.  Onlar bütün Sünnileri ‘nasibi’ ve terörist sayarlar.  Kerbela sırasında Şii-Sünni meselesi olmasa da onlara göre Sünniler Kerbela’dan sorumludur.  IŞİD’den önce de Esat’ın muhaliflerini terörist olarak damgaladıklarını biliyoruz. IŞİD işin bahanesi.   Bununla birlikte IŞİD de işlerini kolalaştırmış oldu.

Zaten bundan dolayı hep birlikte ürettiler. Her ne kadar Laricani’nin ABD’nin IŞİD konusunda tutumunu samimiyetsiz bulmasını kabul etsek de (samimiyetsizlikte de ortaklar aslında) mezhep kavgalarını ABD’nin körüklediğini söylemesi düpedüz garabet. Zira ABD, İran ve uydularının mezhepçiliğinden değil Türkiye’nin mezhepçiliğinden yakınmakta.   Mezhep kavgalarının temeline İran vardır ve Humeyni rejimi de bunun için üretilmiş ve kurgulanmıştır.  Bu nedenle mezhep kavgasını çıkarmakta ve körüklemekte ortaktırlar. Anadolu’da bir söz vardır: Tamahkar ile hırsız ortaktır! Bundan dolayı ABD’nin işgal ettiği her yerde İran bitmektedir. Suud Faysal bunu kastederek ABD’nin işgalden sonra Irak’ı altın bir tepsi içinde İran’a sunduğunu söylemiştir.   ABD İran nüfuzunun ve virüsünün taşıyıcısıdır.  Afganistan, Irak buna somut misaldir. Bölge ziyareti sırasında Ali Laricani, Esad’ın 2006 yılında Hizbullah’ı kahraman ve Arapları da erkek bozuntuları ( esnaf rical) ilan etmesi gibi Hizbullah’ı yere göğe sığdıramamış; bölgede devletlerin yapamadığını yaptığını ileri sürmüştür.

Laricani, Beyrut’ta Nasrallah ile görüşmesi sırasında direnişin yeni adresini göstermiştir. Teröristler ve tekfirciler! Bunlar da İran jargonunda Sünnilere tekabül ettiğine göre Hizbullah’ın Suriye halkını katletmesinin de anlamı böylece ortaya çıkmış oluyor.   İran bu süreçte ABD’den çok şey öğrenmiş ve öğrendiklerini bölgeye uyguluyor. Usta çırak ilişkisi. Daha önce terör hamisi devlet olarak yaftalanmasına rağmen şimdi ABD’’den öğrendiklerini bize satıyor. Teröre karşı bölgenin seti haline geldi.  Şiiler Demirel mantığı ile düşünüyorlar: Bana sağcıya terörist dedirtemezsin! Şiiler de ancak Amerikalılar gibi terörle mücadele ederler!  Bu tipik bir asabiyet refleksidir.

Laricani’nin turu sırasında öne çıkan ikinci mesele ise Esat’ı kurtarmak adına tasarlanan Rus-İran diplomatik girişimiydi. Ruslar ‘Esad gidebilir’ şeklinde esnek bir yaklaşımı benimserken Ali Hamaney ne pahasına olursa olsun Esad’dan vazgeçme taraftarı değil. Buna mukabil,  Rejimin Maslahatını Teşhis Kurumu Başkanı Haşimi Rafsancani ile İran Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Şemhani Esad’ın yerine kendi çıkarlarını koruyacak bir isimle yola devam etmeye sıcak bakıyorlar. Lakin Hamaney’i ikna çabaları şimdiye kadar sonuç vermiş değil. Nuh diyor peygamber demiyor. İranlıların huyudur. İran-Irak savaşının 8 yıl sürmesi sorumluluğunu Saddam’ın üzerine yıkarlar.  Halbuki,   savaşın 8 yıl sürmesi, Saddam’ın kellesini isteyen Humeyni’nin inadıydı.  Bundan dolayı zehir kupa içtiğini söyleyen de kendisi olmuştur. Bu inadı Suriye cephesinde Esat’ı ayakta tutma şeklinde görüyoruz.  Humeyni gitmiş Hamaney gelmiş ama yine eski tas eski hamam.  İran- Irak Savaşında Batı’ya hizmet ettikleri gibi Suriye’de de Esat’ı tutarak bir taraftan İsrail’in ömrünü uzatıyor diğer taraftan da Batı’nın bölgede gücünü pekiştirmesine izin veriyorlar.   Esad’a sahip çıkarken paçalarını kurtarabilecekler mi acaba?

Esad’ın yerine geçebilecek isim olarak Faruk Şara telaffuz ediliyor.  Türkiye gibi bölge ülkeleri bu isme çok zamandır sıcak. İkinci isim ise Esad ile karma bir hükümete sıcak bakan Muaz el Hatip. Moskova’ya davet edilen Muaz el Hatip Esad’ın başta kaldığı ve savunma bakanlığı gibi önemli postları uhdesinde tuttuğu bir başbakanlığa tav olmuş vaziyette.  Esat içişleri bakanlığı hariç bütün güvenlik birimlerini elinde tutacak.  Bu geçmişte Nessan Ağa gibi bağımsız şahsiyetlerin Esat kabinesine katılmasına benziyor.  Muhalifler bu formüle sıcak bakmıyor. Hatip sorunlu bir kişilik.

Çok duygusal ve onun ötesinde fevri çıkışları ve dengesiz hareketleri var. Şam esnafını temsil ediyor ve telkine açık. Bu yüzden de Rusların dikkatini çekmiş olmalı.  Hatip üzerinden Ruslar ve Suriye rejimi Amerikalıların eski oyununu tekrarlıyor.  Muhalefet içindeki kırılgan iç dengeleri çatlatmak ve çatlakları daha da büyütmek. Hatip bu konuda biçilmiş kaftan.

 Mevlüt Çavuşoğlu Esat’lı bir formüle sıcak bakmadıklarını Tahran’da muhataplarının yüzüne söyledi.  Bu zulmün payidar olması demektir.  Kısaca yolunu, yordamını kaybetmiş İran Türkiye’ye yol göstermeye kalkışıyor.   Türkiye’yi bu yolla vartadan kurtaracakmış!  Kısaca, devrimcilikleri bitince ‘terörle savaşta’ kendilerini ABD’nin yerine geçirmek istiyorlar. Laricani ABD ile ortaklığımız yok dese de Mustafa Timisi’nin  unutulmaz ifadesiyle göbekten bağlılar. 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi