Fatma Tuncer

Fatma Tuncer

Anneliğin Okulu Var Mı?

Anneliğin Okulu Var Mı?

Anne hüzünlü bir ses tonu ile soruyor: Çocuğuma terlik giydiremiyorum acaba ne yapabilirim?

Kişisel tecrübelerinizi kullanarak, çocuğa neler yapması ve neler yapmaması gerektiğini öğretebilirsiniz dediysem de anneyi ikna edemedim. Çünkü o her meseleyi bir dış destekle çözebileceğine inanmış ve çocuğu ile ilişkilerini suni bir zemine taşımıştı

Bir süre sonra aynı hanım tekrar aradı ve “hava çok soğuk, evde soba var, yerleri ısıtmıyor çocuğuma terlik giydiremiyorum.” Dedi. Ben de aynı tavsiyelerimi yineledim ve bunu kendi kişisel becerileri ile başarabileceğini vurguladım. Fakat o ısrarlıydı, dışarıdan birisinin kendisine sihirli bir değnek uzatmasını ve en küçük sorunlarını dahi çözüme götürmesini bekliyordu. Şikâyetlerini sıralarken geçen gün şu psikoloğa gittim çocuğumun şu konudaki sorunlarını görüştüm ama bana bir şey yapamadı diyordu. Annenin bu sözleri sihirli değnekte ne kadar ısrarlı olduğunu gösteriyordu. Bir süredir çocuğun terlik giymemesini takıntı haline getirmiş ve bu durum anne ile çocuk arasında bir savaşa dönüşmüştü. Çocuk, annenin kendisine ısrarla yaptırmaya çalıştığı bir şeye tepki veriyor ve kişiliğine saygı gösterilmesini bekliyordu. Fakat anne çocuğu anlamaktan uzaktı, zihni kendi çocukluğunda takılıp kalmıştı. “Ben çocukken annem ne söylese yapardım benim çocuğum neden sözümü dinlemiyor” diye düşünüyor ve çocukla olan savaşını sürdürüyordu. Anne için çocuk o terliği bir giyse hayatındaki bütün sorunlar ortadan kalkmış olacaktı. Anne bir noktada takılıp kalmıştı ne çocuğun kişilik gelişimini ne de davranış eğitimini dikkate alıyordu. Her şey bir terlikte düğümleniyordu. Fakat çocuk terliği giymiyor ve anneye başkaldırıyordu. Anne ise acaba kimi arasam, hangi uzmanla konuşsam da bu sorunu çözsem diye düşünüyordu. Ve ne yazık ki bu trajikomik olay, köklü bir kültürden gelen bizim annelerimizin hayatında gerçekleşiyordu. Eskiden annelerimiz bu tür sorunları kişisel tecrübeleri ile çözüme götürür ve çocuk üzerinde etkili olurlardı.

Onların çoğu okuma yazma bilmezlerdi ama anneliği en ufak teferruatlarına kadar bilir ve yaşarlardı. Çocuklarını terbiye ederken sevgi ve şefkat gibi iki kuvveti kullanır ve bu işi severek yaparlardı. Onlar için annelik belli formatlara bürünmüş suni bir unvan değildi, bunun bir okulu da yoktu, annelik hayatın kendisi kadar doğal bir şeydi.Bugün çocuklarla ilgili sorunların hızla arttığını görmekteyiz. Anne babalar, eğitimci, pedagog, psikolog, psikiyatrist, kişisel gelişimci ve eğitimcileri dinleyerek çocuklarına faydalı olmaya çalışıyorlar. Ne var ki, bunca çalışmanın sonucunda ortaya çıkan tablo hiç de iç açıcı değil. Bunun iki nedeni var. 1- Anneler Allah’ın kendilerine bahşettiği fıtri potansiyellerini kullanmayıp bütün çözümü dışarıda arıyorlar. 2- Çocuk eğitiminde İslami eğitim merkeze alınmıyor, insanlarımız daha çok Batı kaynaklı çalışmalara yönelim gösteriyorlar. O yüzden iç denetimi sağlamış, iradeli güçlü ve kararlı nesiller yetişemiyoruz. Dışadönük özgüveni yüksek ve lider özelliği taşıyan fertler hedeflediklerini ifade eden Batı eğitim sistemi bizim çocuklarımıza bir katkı sağlayamadığı gibi, zihin bulanıklığına ve kimlik karmaşasına yol açıyorlar. Oysa bizler çocuklarımızı erdem ve faziletler ekseninde yetiştirebilecek kaynaklara sahibiz. Fakat bunu bir türlü göremiyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatma Tuncer Arşivi