Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

Mehdi Neden Gelmeli!

Mehdi Neden Gelmeli!

Mehdi’nin en büyük hizmeti, siyaset aleminde tecdit yapmasıdır. Siyaset alemindeki tecdidinden dolayı kimileri Ömer Bin Abdulaziz’e Mehdi nazarıyla bakmışlardır. Ömer Bin Abdulaziz sünnetin tedvini ve ihyası konusunda da tecdit görevini ifa etmiştir. Elbette daha sonra alimler Ömer Bin Abdulaziz’in Mehdi değil de müceddit olduğunda hemfikir olmuşlardır. Neden? Mehdi siyaset aleminde olsa da ahir zamanda zuhur edecektir. Mehdi’nin büyüklüğü de bu alanda asırların ihmalini telafi etmesidir. Her asırda tecdit yapılmış ama siyaset alemi bundan mahrum kalmıştır. Özellikle de Osmanlı’nın çöküşünden sonra hepten bu alan kısırlaşmış, kesata uğramıştır. Bu nedenle de siyaset alemindeki tecdit görevinden dolayı müceddit olsa da Ömer Bin Abdulaziz’in mehdiliği reddedilmiştir. Bununla birlikte Mehdi olmasa da mehdi sıfatı taşımaktadır. Nedenine gelince; Mehdi aslında raşid sıfatına haiz, ahir zamanda siyaset aleminde görevli şahıs demektir. Bütün raşid halifeler beklenen Mehdi olmasalar da aynı zamanda mehdi sıfatına haizdirler. Lakin içlerinden sadece birisi tahsisle Mehdi’dir. Raşit ve mehdi halifelerin çığırı ve dinde yenilikleri bidat değil aksine Hazreti Peygamberin devamı ve eseri sayılmıştır. Bu nedenle de Hazreti Ömer’in teravihi camide kıldırması, Hazreti Osman’ın cuma günü ikinci ezanı ihdas etmesi ve Ömer Bin Abdulaziz’in  hutbelerde ‘innallaha yemuru bil’adli’ ayetini okuması ve okutturması izlenecek çığır mesabesinde görülmüştür. İtiraza medar olmamıştır. İrbad İbni Sariye tarikiyle rivayet edilen hadiste Peygamberimiz ‘fealeyküm bisünneti ve sünneti’l hulefa’ir raşidin el mehdiyyin’ diye bir ifade kullanmıştır. Burada raşid ifadesi sıfat iken bu ikinci bir sıfatla da pekiştirilmişlerdir. Bu da raşid halifelerin mehdi sıfatı da taşımalarıdır.

***

İslam tarihini beşe ayıran hadiste de görüldüğü gibi raşid halifelerin hilafetleri ‘ala minhüci’n nübüvve’ karakterli olduğundan yani peygamberi metoda haiz olduğundan dolayı onların sünneti de Hazreti Peygamberin sünnetine ilhak edilmiştir. Söz konusu hadiste peygamberlik metodu üzerine hilafetin iki dönem olduğuna parmak basılmaktadır. İbnü’l Kayyım hayır cephesinde mehdi misal insanlar çok olacağı gibi şer skalasında da birçok deccal bulunacağına parmak basar. Bunlar kimi zaman deccaller olarak kimi zaman da cebbarlar olarak nitelendirilmekte, anılmaktadır. Zorba yönleri itibarıyla onlara cebbar veya cebbarlar denildiği gibi sahte misyonları veya kendilerine kurtarıcılık misyonu yüklemeleri nedeniyle de deccal veya deccaller denmiştir. İbnü’l Kayyım çok sayıda deccal numunesinin yanında içlerinde büyük bir deccal olacağını öngörmektedir. Buna mukabil hayır cephesinde de birçok mehdi misal kişinin ve yöneticinin yanında Mehdi-i Ekber olacağını da ifade etmektedir. Deccal sıfatlı birçok yönetici olacağı gibi aynı zamanda mehdi sıfatlı birçok yönetici de olacaktır.  Ama bunların içinde tek biri mutlak anlamda Mehdi’yi temsil edecektir. Bu itibarla sıfatı çok ama Mehdi tektir. İşte kimileri buna Büyük Mehdi de demektedir (El Hanabile ve’l İhtilafu Mea’l Selefiyye el Muasıra, Mustafa Hamad ve Alyan Hanbeli, Daru’n Nur, s: 451) .

***

27 veya 30 deccal arasında Süfyani bulunmamaktadır. Süfyani ile Deccal’ın vuruşacakları ve Şam’da karşılaşacakları yönündeki haberlerin sıhhat derecesi meşkuk bulunmaktadır.  İslam deccalleri çok olmasına rağmen Süfyani bunlardan değildir. Muhtemelen Süfyani haberleri Şii ravilerin uydurması ve Sünnilerin de titizlenmemeleri sonucu literatüre girmiştir. Zira buna dair hadislerin uydurma, münker ya da çok zayıf olduğu erbabınca ifade edilmektedir. Evzai tarikiyle Ebu Hureyre’ye dayandırılan Süfyani hadisindeki zincirdeki ravilerden Velid İbni Müslim müdellistir. Dolayısıyla rivayet ettiği hadisler müdellles/karmaşık sıfatı taşımaktadır.  Bu hususta Ramazan el Gannam’ın yazısı aydınlatıcıdır. (http://ar.islamway.net/ article/20313 ). Hatta Süfyani meselesinin efsane olduğu yönünde kanaat belirtilmektedir. Kimileri Süfyani’nin Saddam Hüseyin kimilerinin de Osmanlı’yı yıkan zatın olduğunu söyleseler de bu sıhhatli görülmemektedir. Bununla birlikte Süfyani olarak nitelendirilen kimi eşhasın İslam deccalleri arasında olduğu bir gerçektir. Süfyani sıfatını kaldırsanız da öteki sıfat bakidir. Dolayısıyla zait Süfyani sıfatı kaldırıldığında geride bir sorun kalmamaktadır.

 Hadislerde Mehdi’nin zuhur atmosferi kargaşa dönemi olarak tasvir edilmektedir. Adeta İslam alemi fitnelerden dolayı, gönüller arasında muhabbet bağlarının köreldiği bir döneme tanıklık edecektir. İslam alemi büyük bir bölünme parçalanma içinde olacağı gibi aynı zamanda zihin ve gönül dağınıklığına da sahne olacaktır. Mehdi, Müslümanların yeniden kaynaşmasına vesile olacak ve ellerinden alınmış (selbedilmiş) nimetlerini ve ülfetlerini iade edecektir. Otağını Beyt-i Makdis’e kuracaktır. Müslümanların perişan hallerini izale etmesi ve dağınık gönüllerini bir araya getirmesi bile Mehdi’nin zuhuru elzem kılmaz mı? Öyle bir zat olmasa bile olmasına temenni edilir. Reddedenlerin kıyamet yahut dağınık kalmaktan başka karşı bir reçetesi var mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
13 Yorum
Mustafa Özcan Arşivi