Ahmet Kekeç

Ahmet Kekeç

İnsan patronuna müptezel der mi?

İnsan patronuna müptezel der mi?

Küfrederler... Yapabildikleri sadece bu... Bir de lakap takarlar. Lakap takmak, onlara, “eski kuşaklar”dan kalmış şerefsiz bir mirastır. 

Ben söylemiyorum.

Ertuğrul Özkök söylüyor.

Bir zamanlar “Özköşk” diye anılmaktan şekvacıydı. Özal’a duyduğu orantısız hayranlığın (ve yaptığı güzellemelerin) sonucu olarak böyle bir lakapla taltif edilmişti ama hiç mutlu değildi. “Beni eleştiriyorsunuz, yerden yere vuruyorsunuz, tamam yapın ama bu Özköşk de nerden çıktı?” demeye getiren ağlak yazılar yazıyordu ve insanları, rikkate, özene, duyarlı olmaya çağırıyordu.

Haklıydı... Bu Öşkök de nerden çıkmıştı?

Derken, Özal dönemini tamamladı, Çankaya’da “Baba” dönemi başladı.

Ertuğrul Özkök’ü, bu defa, “Baba’nın adamı” olarak gördük.

Hayır, “Babasının oğlu” türünden isimlendirmelere muhatap olmadı ama “Leydi güzellemesi” yaparken yakalandığı için, buraya almakta imtina edeceğimiz başka yakıştırmalarla anılmaya başladı.

İki kapıyı da sağlam tutuyordu...

Hem Baba’ya yönelik orantısız övgü ve sevgi, hem de nerden zuhur ettiğini bilmediğimiz Leydi (yani Tansu Çiller) hayranlığı. Hemen aklıma, “Leydi’nin topuk sesleri” başlıklı utanç yazısı geliyor. Normal bir insanın yüzünü kızartacak bu yazısında Özkök, Leydi’nin başımızda olmasını neredeyse Allah’ın bir lütfu olarak değerlendiriyordu.

Çok sürmeyecek, Allah’ın bir lütfu olarak başımızda bulunan Leydi, seçimden birinci parti olarak çıkan Necmettin Erbakan’ın RP’siyle koalisyon hükümeti kuracak, ardından “Bu defa işi Silahsız kuvvetler halletsin”, “Topyekûn seferberlik”, “Paşa Başkanı hizaya soktu” manşetleri sökün edecektir.

Özkök, bu döneminde daha sert ifadelerle, daha acıtıcı lakaplarla tanıştı. Bol küfür yedi. Ve haklı olarak isyan etti.

İsyanını da (Ahmet Haşim’e gönderme yaparak) şu satırlarla dile getirdi: “Hakaret, öteden beri bizde kullanılan aşınmış bir silahtır ki, şerefsiz bir miras halinde aynı cinsten kalem sahipleri arasında banttan banda intikal eder. Onun için hiçbir edebi nesil bu tarz münakaşaları tanımamış olmakla iftihar edemez. Ahmet Haşim böyle söylüyor... Son derece haklı! Hakaret bizim aydın ve yazarlarımıza, eski kuşaklardan kalmış ‘şerefsiz bir miras’tır. Bu geleneğin mirasyedileri halen aramızda bir külhanbeyi gibi dolaşmakta ve gelene geçene omuz atmaya devam etmektedir. Bizim mahallemiz ne yazık ki, bu ağzı pis külhanbeylerinin istilası altındadır. Bildikleri tek dil küfür ve hakarettir. Bütün zihni melekelerini, küfür vokabülerini zenginleştirecek yeni kurumlar icat etmeye harcarlar. Bu üslubu bir zekâ kıvraklığı ve edebi tarz olarak yutturmaya çalışırlar. Ne yazık ki bazı insanlara da yuttururlar.”

Bunları yazmış, yazabilmiş Ertuğrul Özkök, bugün, “Ben de bu onlardan biriyim, ben de bu mirasın sürdürücüsüyüm” dercesine sağa-sola hakaretler yağdırıyor, küfrediyor, insanlara lakap takıyor, içinde “devşirme”, “sahtekâr”, “ahlaksız”, “pislik”, “rezil” geçen yazılar yazıyor.

Özkök’ün bir de “Umre arkadaşı” var.

İsmi Ahmet Hakan Coşkun... Hakkındaki yolsuzluk ve hırsızlık iddialarına cevap vereceğine, küfrediyor. Cem Küçük’ün soruları dengesini bozduğu için de, pislik yapıyor, patronu adına tevatürler üretiyor: Efendim, Ethem Sancak bir zamanlarAydın Doğan’a demiş ki, “Ben senin oğlunum... Ver elini öpeyim...”

Ben de diyorum ki, “bel altı” çalışmayı bırakın yavrum, şu arsa satışından “kaçırdığınız” 2 milyon dolar nedir, onu açıklayın...

POAŞ nedir? Dışbank nedir? İlk dört yılı ödemesiz sıfır faizli devlet kredisi nedir? Ortak dolandırmak nedir? Yargıtay onaylı şantaj gazeteciliği nedir? “Her şey hukuktan ibaret değildir” beyanları nedir?

Bunları açıklayın da, sonra “Hepiniz bir, ben tek” diye sahte kabadayı edasıyla ünleyin...

Efendim, “Ethem Sancak yeni Türkiye’nin andıççı müptezeli”ymiş.

Böyle dediğinize göre, “andıç” olgusunu kabulleniyorsunuz... Bu durumda patronunuz da “eski Türkiye’nin andıççı müptezeli” mi oluyor?

Bu mu?

İnsan patronuna müptezel der mi? Ne ayıp!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Kekeç Arşivi