20 Eylül 2018 Perşembe7 Muharrem 1440
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan (bir şey) ölçüp aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat, kendileri onlara bir şey ...(Mutaffifîn, 83/1-3)
  • "Sevdiğini ölçülü sev, belki bir gün nefret edebilirsin. Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et, belki bir gün sevebilirsin."(Tirmizî, "Birr ve Sıla",60)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 05:16Güneş 06:42Öğle 13:04İkindi 16:30Akşam 19:13Yatsı 20:33
    • 22°C Adana
    • 21°C Adıyaman
    • 10°C Afyon
    • 10°C Ağrı
    • 13°C Amasya
    • 9°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 16°C Artvin
    • 18°C Aydın
    • 18°C Balıkesir
  • BIST: 96.604 1.81
  • Altın: 242,104 0.04
  • Dolar: 6,2685 -1.28
  • Euro: 7,3236 -1.11

Abdülhamid “Allahın halifesi” miydi?

D.Mehmet Doğan
Neresinden tutulsa sapır sapır dökülen TRT’nin “Payitaht” dizisinde gûya şeyhülislam efendi, Sultan Abdulhamid için “Yeryüzünde Allahın halifesi...” hitabında bulunuyor.

Osmanlı sultanları kendileri için böyle bir tanımlama yapmış olabilirler mi? Daha doğrusu “halife”ler “Allahın halifesi” midir?

Bu Abdülhamid’i yüceltmek için uydurulan salakça bir sözden başka bir şey değil!

Vakıa Osmanlı sultanları “zıllullah-ı fi’l-arzeyn” olarak anılırlar. Bunu “Allahın yeryüzündeki gölgesi” olarak çevirebiliriz. Şimdi hamakatperdazane yorumlar yapılabilir, bu ifadenin arkaplanını söyleyelim.

Peygamber efendimize isnad edilen bir söz var: “Hükümdar, yeryüzünde Allahın gölgesi gibidir, zulme uğrayanlar onlara sığınır. Hükümdar eğer adaletle hükmederse, Allah katında mükafatını alır, zulmederse de vebali onundur.”

Bu söz kendini adalet üzere gören sultanların ““zıllullahıfi’l-arzeyn” sıfatını benimsemelerine yol açmıştır. Nitekim Kanunî Sultan Süleyman da fermanlarında bu unvanı kullanmıştır. Fakat hiçbir halife, tabiî Osmanlı hükümdarları dahil, kendilerine Allahın yeryüzündeki halifesi olarak görmemişlerdir. Bu gûya “tarihî” dizide öylesine ahmakça sahneler var ki, birisi de bu. Güya Osmanlı şeyhülislamı padişah için böyle bir tanımlama yapıyor! Hem de bunu eski tabirle cazgır edasıyla, şimdiki söyleyişle sunucu gibi yapıyor!

Osmanlı şeyhülislâmı kim olursa olsun, bin türlü merhaleden geçtikten sonra bu makama ulaşır. Dinî ilimlerde tartışılmaz otoritedir. Kelâmın hükmünü bilir, sözü yerli yerinde kullanmayı önemser. İçlerinden bir hayli büyük şair çıkmıştır. Dolayısıyla bu dinî kavrayışı rencide eden ifadeyi asla kullanmazlar.

Peki Abdülhamid Allahın yeryüzündeki halifesi olabilir mi? Allah insanları yeryüzünde halifesi olarak yaratmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu mealde âyetler mevcuttur. Yaratılmışların en şereflisi olan insan Allahın yeryüzündeki halifesidir.

Hoşca bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dideyi ekvan olan âdemsin sen

Galip Dede şöyle söylüyor: Kendine iyi bak, sen âlemin özüsün, yaradılışın göz bebeği olan insansın!

İnsanlar yeryüzünde Allahın halifesidir, bu anlamda Abdülhamid de Allahın halifesidir! Fakat burada kastedilenin farklı olduğu ortadadır.

“Halife” ne demektir? Önce bunu bilmek gerekiyor. İlk anlam, “birinin yerine geçen, vekil, halef.” Bu anlamda her mevki sahibi kendinden öncekinin halifesidir. Tarikatlarda şeyhin el verdiği ve kendisinden sonra şeyh olmaya layık bulduğu kişiye de “halife” denilir. Bâb-ı Âli kaleminde çalışan kâtipler de “halife” olarak anılır. (Kâtip Çelebi’ye “Hacı Halife” denmesi bundandır). Aynı zamanda “kalfa, usta yardımcısı” demektir.

Kelimenin bizi burada asıl ilgilendiren mânası şudur: “Hz. Peygamberin halefi, vekili ve müslümanların başı; emirü'l-müminin, İslâm devlet reisi, imam.”

Sultan Abdülhamid devrinin en kudretli Müslüman devletinin reisi olarak halife idi. Ayrıca, Yavuz Sultan Selim’in Kahire’deki son Abbasi halifesi 3. Mütevekkil’den hilafeti devraldığı düşünülürse, Abdülhamid tarihen de halifedir. Fakat, dizide kastedildiği gibi Allahın halifesi değil, peygamber halifelerinin halifesidir!

Abdülhamid’e “Allahın halifesi demek” en önce dinin edebine/adabına aykırıdır. Elbette Abdülhamid’in kendisine böyle dedirttiği kanaatinin oluşmasına yol açar ki, bu da dine son derece riayetkâr padişahın ruhunu muazzeb eder. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÜYE İŞLEMLERİ
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.