21 Ağustos 2018 Salı29 Şevval 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 04:38Güneş 06:12Öğle 13:13İkindi 16:59Akşam 20:02Yatsı 21:30
    • 26°C Adana
    • 23°C Adıyaman
    • 16°C Afyon
    • 14°C Ağrı
    • 19°C Amasya
    • 19°C Ankara
    • 26°C Antalya
    • 19°C Artvin
    • 24°C Aydın
    • 22°C Balıkesir
  • BIST: 90.186 1.64
  • Altın: 232,864 0.22
  • Dolar: 6,1028 1.09
  • Euro: 6,9689 1.17

İstiklâl Marşı’nı başka bir Meclis mi kabul etti?

D.Mehmet Doğan

Malûm 12 Mart İstiklâl Marşı’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilişinin yıldönümü... O günün nasıl olağanüstü heyecanlı bir gün olduğunu şahidleri anlatıyor. Bir varlık yokluk mücadelesi içindeyiz. Kuva-yı Milliye-Nizami ordu ihtilafının doğurduğu yaralar henüz sarılamamış, maşa olmaktan öte hükmü bulunmayan gafil Yunanistan’ın ordusu Eskişehir’e doğru ilerliyor, emperyalizmin ağababası İngiltere Londra’da topladığı Konferans’da bize tahfif edilmiş Sevri dayatıyor, kabul etmeyince de Yunan yetkililere “Türklere saldırmakta serbestsiniz!” komutunu veriyor...

12 Mart 1921...İşte bizim olup bitene o günkü en yüksek sesli cevabımız İstiklâl Marşı! Son ocağımız sönene kadar al sancak dalgalanacak! Medeniyyet denilen tek dişi kalmış canavarın karşısında diz çökülmeyecek!

Bu azim ve kararlılık Millî Mücadele’yi sonuca ulaştırdı.

Mehmed Âkif’in en güç şartlarda sarsılmayan imanı, yarınımızla ilgili hiç eksilmeyen ümidi bu şiirin arka planında görülüyor. Bu topraklarda bin yıldır varız ve bundan sonra da varolmaya devam edeceğiz!

Mehmed Âkif bu şiiri yazdığında baş tacı idi. Ankara’ya ilk davet edilen şair ve yazar oydu. Meclis kütüğüne “İslâm şairi” olarak kaydedilmişti. Kastamonu’da Nasrullah Camii kürsüsündeki hitabesi onbinlerce çoğaltılarak bütün ülkeye yayılmıştı. İhtilaflı bölgelere irşad için gönderiliyor, cephelerde, kahraman mücahidlerimize hitaben yazdığı şiirler okunuyordu:

Korkma! cehennem olsa gelen göğsümüzde söndürürüz

Bu yol ki Hak yoludur, dönme bilmeyiz yürürüz!

Savaş sırf silahla kazanılmaz, eğer sizin güçlü bir arkaplanınız yoksa, maneviyattan mahrumsanız, kazandığınıza “zafer” denmez, geçici bir galibiyettir bu. İşte Mehmed Akif bu arkaplanın güçlü sesiydi. Dergisi “Sebilürreşad Ceride-i İslâmiyesi” (Meclis zabıtlarında böyle yazıyor) Milli Mücadele süresince hükümet bütçesinden basılıp dağıtılıyordu.

Zafer bu arkaplanla kazanıldı. Zaferden sonra asıl düşmanla, yani “medeniyyet denilen tek dişi kalmış canavar”la masaya oturulunca, Mehmed Âkif’e ihtiyaç kalmadı, hatta dünya sisteminin Türkiye’ye biçtiği rolden ötürü zamanın yöneticilerine ağır gelmeye başladı.

Canı, cananı bütün varımı alsın da Hüda/Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda” diye haykıran şair memleketini terk etmek zorunda kaldı. Kendini 11 yıllık gurbete sürgün etti. İstiklâl Marşı antiemperyalist ve dini muhtevası yüzünden tarizlere, saldırılara maruz bırakıldı. Bir kaç defa değiştirilme tehdidine maruz kaldı. Hatta 28 şubatta bile böyle havalar estirildi.

İstiklâl Marşı’na sahip çıkmak, milletimizin bin yıllar içinden gelen varlığına, onun yüksek değerlerine sahip çıkmaktır. Mehmed Âkif’e sahip çıkmak, bu ülkenin yüz yıl önceki yeniden varoluş mücadelesini doğru anlamaktır.

Bunu yapmaya çalışanlar oldu. Israrla Mehmed Âkif, ısrarla İstiklâl Marşı diyenler; sayılı günlerde, 27 aralıklarda, 12 martlarda gönüllü kuruluşlarla işbirliği yaparak anmalar, kutlamalar yaptı.

Bir gün geldi ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi bir kanun kabul etti. Yıl 2007! Artık İstiklâl Marşı’nın kabul yıldönümünde, hem bu hatıra yaşatılacak, hem de onun müstesna şairi yad edilecekti! Hem de kanunla!

Bu kanunun kabulünden 10 yıl sonra, 12 Mart 2017’de Ankara merkezinde bu kanun muvacehesinde yapılan faaliyeti görüp de “bu kanun hakkıyla uygulanıyor!” demek mümkün müydü?

12 Mart kanunla milli günlerimizden biri! Tıpkı 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos, 29 Ekim gibi...

Onlar nasıl kutlanıyor, 12 Mart nasıl kutlanıyor?

Devletimizin bayrak gibi temel bir sembolü olan, ses bayrağımız olan İstiklâl Marşı’nın yıldönümünde bir tek devletlu yoktu!

Millî Eğitim Bakanlığı kanuna göre, bu kutlamaların sekretaryasını yürütüyor. Milli Eğitim Bakanlığından bir tek yetkili yoktu!

Ya Meclis?

TBMM’den değil başkan, değil başkanlık divanından bir tek görevli, bir tek milletvekili dahi yoktu!

Tamam, değerli başkanımız ağır bir rahatsızlık geçirdi, bu vesile ile tekrar “geçmiş olsun!” diyoruz. Ya diğerleri?

Dünkü manzaraya bakıp şunu söylemekten kendimizi alamadık: İstiklâl Marşı’nı başka bir Meclis mi kabul etmişti acaba?

Evet, başka, hatta bambaşka bir Meclis kabul etmişti!

Onlar ve Mehmed Âkif, o zor şartlarda bugün konfor içinde yüzen vekillerimiz için mücadele etmişlerdi!

Eğer Meclis ve vekilleri İstiklal Marşımıza sahip çıkmayacaklarsa, bu kanunu iptal etsinler, halk kaldığı yerden millî marşımıza ve Âkif’imize sahip çıkmaya devam eder!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.