24 Haziran 2018 Pazar10 Şevval 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:25Güneş 05:26Öğle 13:12İkindi 17:11Akşam 20:47Yatsı 22:39
    • 29°C Adana
    • 33°C Adıyaman
    • 21°C Afyon
    • 23°C Ağrı
    • 26°C Amasya
    • 25°C Ankara
    • 28°C Antalya
    • 25°C Artvin
    • 29°C Aydın
    • 25°C Balıkesir
  • BIST: 95.852 0.84
  • Altın: 190,976 -0.70
  • Dolar: 4,6622 -1.32
  • Euro: 5,4311 -0.95

Mezarlıkta ıslık çalıyorlar

Engin Ardıç

Ekonomik büyüme rekor üstüne rekor kırar, Avrupa ortalamasını katlaya katlaya giderken, bu iktidar seçim kaybetmez.
Erken seçim de olsa kaybetmez, zamanında seçim de olsa kaybetmez.
Türk ekonomisi dünyanın en hızlı büyüyen beşinci ekonomisidir.
Yüzde 5'i geçmiş, yüzde 7'yi hedeflemektedir.
"Bu gidişle" Çin'i bile sollaması beklenmektedir.
Üstelik ekonomik büyümenin "motoru" tüketim olmaktan çıkmış, Türkiye bu hızı sanayi üretimi ve ihracatla sağlamıştır.
İmdi... Bir yandan "üretim üretim" diye sayıklayan holding yazarları artık susmalıdırlar.
"Bir Törkiş Macron gelir de Erdoğan'ı yener mi" diye sayıklayan holding yazarları da, bizde de bir Macron çıkabilmesi için önce ekonominin batması gerektiğini, uzaktan çok parlakgörünen ihtiyar beyinlerine yerleştirmelidirler.
İstanbul sermayesi, "gidişatın" onun da yararına olduğunu artık anlamalı, uyuzluk etmekten vazgeçmeli, adamlarına da gereken talimatı vermelidir.

***
Bu durumda muhalefetin hiç ama hiçbir şansı yoktur ve olmayacaktır. Zaten olmamıştır da.
Holding kalemşorları da bunu gördüler ve şimdi kimisi "her an herşey olabilir" diye, kimisi de "siyasette bir gün bile uzun süre sayılır" diye kendini avutuyor.
Hiçbir seçimi hiçbir şekilde kazanamayacağını pek iyi bilen Kılıçdaroğlu da, ağırlığı "adaletşaklabanlığına" verdi. Amaç Avrupa'yı gıdıklamak. Sonuçta, "birşeyler yapıyor görünmesi" de şart.
"Bari birkaç belediyeyi kazanalım" diye de hedef küçülttü.
Bu arada yalana başvurmaktan da hiç utanmıyor.
Bir palavra sıkıyor, sen ne dersen de ona sımsıkı sarılıyor.
Gene de, "yurt dışından doktoralı yirmi beş bin işçiyle ambalaj sanayii kenti kurmak" gibi palavraya "düzey atlatan" palavralardan vazgeçmiş olması sevindiricidir.
Artık "daha ince" çalışıyor.
Örneğin şu meşhur Berberoğlu meselesinde, ısrarla çarpıttığı unsur "tutuklama"...
Berberoğlu önce tutuklanıp sonra yargılanmadı.
Önce yargılandı, hüküm giydiği için sonra tutuklandı.
Bu da çok doğaldı. Yirmi beş yıl yemiş adamı bırakacaklar mıydı gezsin dolaşsın?
Ama Kılıçdaroğlu işin "hüküm" boyutunu ısrarla gözlerden kaçırmaya çalışıyor.
Israrla şunu yineliyor: "Milletvekilinin temsil yetkisi vardır, yargılanabilir ama tutuklanamaz!" 
Hüküm giyerse de tutuklanamaz mı?
"Ceza niçin Can Dündar'a daha az da Enis Berberoğlu'na daha çok verildi? Fail mi daha suçludur fiile azmettiren mi?" diye tuttursaydı daha gerçekçi ve daha akıllıca davranmış olacaktı.
Ama bu bir çap meselesidir sonuçta.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.