Kemal Öztürk

Kemal Öztürk

Teopolitik savaşa doğru Devletler, cemaatler, örgütler

Teopolitik savaşa doğru Devletler, cemaatler, örgütler

Üçüncü dünya savaşını teopolitik zihne sahip insanlar çıkartacaktır. Eminim. Bunun nasıl olacağını anlatayım size.

Önce zihnimizi tazeleyelim. Teopolitik kavramı yeni. Bu yüzden anlamını tekrarlamakta fayda var.

Jeopolitik nasıl coğrafyanın etkisinde kalan politika demekse, teopolitik de din/inanç/ilahiyat etkisinde kalan politika demek (detaylı bilgi için 21.03.2018 tarihli yazım).

Dünyada o kadar tuhaf, o kadar anlamsız politikalar üretilip öylesine absürt dış siyaset izleniyor ki, bunu geleneksel dış politika kavramlarıyla açıklayamıyoruz. O nedenle, ‘teopolitik’ kavramı tüm bunları açıklamak için yerli yerine oturdu.

Dünyada ABD, İsrail, Suudi Arabistan ve İran’ın aldığı siyasi kararlar, teopolitiğin etkisindedir. Bu yüzden de söz konusu devletlerin dış politikaları ve siyasetlerinde herkese anlamsız gelen tutumlar oluyor.

TEOPOLİTİK KARARLAR, DÜNYAYI KOASA SÜRÜKLER

Din ve inancın etkisinde kalmış devlet politikalarının, dünyayı nasıl bir kaosa sürükleyeceğini Suriye, Yemen, Irak, Mısır krizlerinde gördük aslında. ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan etmesi, teopolitik bir karardı. İsrail’in yeni yerleşim merkezleri açması, Kudüs’ü başkent yapması, Gazze ve Suriye’nin Golan tepelerini işgali de teopolitiktir (Arzı Mev’ud).

Suud’un Mısır’da askeri darbeyi desteklemesi, teopolitiktir (‘İhvanı Müslimin’ fikrini din dışı görür). İran’ın başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgedeki politikalarının tamamı teopolitiktir.

Alınan kararların teopolitik olması, gerideki tüm çıkar ve fayda temelli konuların üstünü örtüyor. Yani bir kararın ekonomipolitik ve jeopolitik açından ülke zararına olmasına rağmen, baskın olan karar teopolitik olur. Çünkü inanç bilgiden güçlüdür.

TEOPOLİTİK CEMAATLER VE ÖRGÜTLER

Devletler gibi cemaatler, örgütler ve kişiler de teopolitik yapıya ve zihne sahip olabilirler. Yani bir cemaatin nihai hedefi Allah rızası değil, teopolitik bir hedef de olabilir.

Bu cemaatlerin ve örgütlerin en tipik iki örneği, FETÖ ve IŞİD’dir. İki örgüt de adanmışlık, bağlılık ve sorgusuz sualsiz itaat ettikleri örgütlerinin hedefleri tamamen politiktir. IŞİD’in bugüne kadar yaptığı tüm eylemler, İslam’a zarar verirken, nedense İran ve İsrail politikalarına yaramıştır.

FETÖ’nün dini bir cemaatten ziyade, devletler için istihbarat hırsızlığı yapan, iktidarları değiştirecek örtülü ve açık darbe düzenleyen bir örgüt olduğu ortada. Bu nedenle FETÖ dini değil sadece, politik hedefleri, amaçları, uğraşları olan bir örgüttür aynı zamanda.

FETÖ ve IŞİD’in ortak özelliklerinden biri de, mehdi inancıdır. Mehdinin geleceğine o kadar inanmışlardır ki, dünyada kaos artarsa, fitne çoğalırsa mehdinin gelişi daha da hızlanır, o gelince de dünyayı kurtarırız diye düşünüyorlar. FETÖ’cüler Gülen’in mehdi olduğuna, IŞİD’ciler de Bağdadi’nin mehdiyi temsil ettiğine iman ederler. Bu örgütlerde Mehdi inancıyla politik hedefler, birbirini hem besler, hem etkiler.

AVRUPA VE ABD’DEKİ TEOPOLİTİK YAPILAR

Örgütlenme biçimi, inanç sistemi, politik ilişkileri, mehdilik anlayışı, gizlilik politikaları açısında ‘Opus Dei’ isimli gizli cemaat, neredeyse FETÖ ile aynıdır. Opus Dei’nin kutsal inançları için yapmayacağı şey yoktur. Bu nedenle devlet içinde, iş dünyasında, medyada ve düşünce kuruluşlarında son derece etkin örgütlenmeler yapmıştır. Örgüt Avrupa ve ABD’de karar alma süreçlerini etkilerken, teopolitik bir bakışla hareket ediyor.

Opus Dei gibi gizli olmasa da, onun kadar karmaşık ve sorunlu bir inanç sistemine sahip olan Evanjelist Hıristiyanlar da ABD’de son derece etkin teopolitik bir gruptur. Bugün Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi için en çok çalışan ekipti. Bu ekip de mehdilik, kıyamet ve dünya düzeni konusunda uçuk fikirlere sahiptir (detaylı bilgi için 21.03.2018 tarihli yazım).

Evanjelistler, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olması için Trump’a en güçlü baskıyı yapan gurup aynı zamanda. Ayrıca Trump’ın kabinesinde, güvenlik ekibinde ve stratejik bürokraside Evanjelist kadrolar hızla örgütleniyor. Doğal olarak ABD’nin siyasi kararlarında, bu cemaat/mezhep etkin rol alıyor artık.

Tüm bunların sonucunda zihinlerinde teopolitik hedefler ve fikirler taşıyan cemaatlerin, örgütlerin, kişilerin dünya siyasetine nasıl etki ettiğini her geçen gün daha iyi görüyoruz.

İnancın vesile olduğu bir kararın değişmesi ya da dönüşmesi neredeyse imkansızdır.

Zira teopolitik kararlar yarı kutsal görülen kararlardır. Bu nedenle çıkar, karşılıklı kazanç, müttefiklik gibi kavramlar teopolitik sistemde geçerli değildir.

Önümüzdeki zamanlarda bir savaş çıkacaksa, teopolitik nedenlerle çıkacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kemal Öztürk Arşivi