Abdurrahman Dilipak

Abdurrahman Dilipak

Aday olmanın “çağdaş” kriterleri

Aday olmanın “çağdaş” kriterleri

“Milletin vekili” değil, “asri aile”den geliyorsan ve “sahibinin sesi” bir vekil olacaksan uyman gereken kurallar belli.

İyi bir berber ve iyi bir kostüm. İlk şart bu. “Ye kürküm ye!” yaklaşımı.

Tabii, sizi kıyafetinize göre karşılayacak, aklınıza göre uğurlayacaklar. O zaman “nabza göre şerbet veren bir danışman”a ihtiyacınız olacak. Onların kod adı “zurnik”. “Şeytan tüyü” olacak, her kılığa girecek. Zeka tipi “entrika”. 1001 surat birini bulmanız gerek, her kılığa girecek.

Fırıldak biri olmak lazım. Fırıldak Kubi iyi gidiyordu ama yüzüne gözüne bulaştırdı. Suyunu çıkarttı. Tamam, sabah namazında Nakşi dergahında zikre katıldın, akşam cemevinde cem yaptın. Tamam da. Gece iftara kalkar, akşamdan sonra meyhanede kafa çekersen ve bunu millet bilirse, “Tosya’ya pirince giderken evdeki bulgur’dan da olursun”

Sonra birtakım STK’lar ve basın kuruluşları ile yakın ve sıcak bir temas kurmanız gerek. Herkese mavi boncuk dağıtacaksın, cömert olacaksın. Ne demişler: Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.

Sağ partiden üye olacaksanız, duruma göre, şeyh, kanaat önderi, ilahiyatçı filan her zaman işe yarar. 

Sol bir partiden aday olacaksanız, dede, cemevi, Atatürkçü veya adında “Çağdaş” olan bir dernek işinize yarar. Yakanıza bir de Atatürk rozeti taktınız mı bu iş tamam. Yakanızın arka tarafından bir Hilal ve Osmanlı tuğrası da hazır bulunsun, ne zaman lazım olacağı belli olmaz.

Liberalseniz, içinde “Çevre”, “Demokrasi“, “İnsan Hakları”, “Özgürlük” geçen derneklerden birileri olsa ne iyi olur. AB’den alınan fonlarla faaliyet gösteren kuruluşlardan bir destek her zaman işe yarar. Bu anahtar birçok kapıyı açar!

Ekonomi, politikanın ikiz kardeşidir. “Parayı veren düdüğü çalar”. Bu işler parasız olmaz. Yemeyi ve yedirmeyi bileceksin. Tek başına yersen kustururlar. Yapacağın işe, yiyeceğin halta rakiplerini bile ortak etmelisin. Mutlaka bir işadamı çevreniz olmalı. Başkaları dostluğunuzdan istifade etmeli, düşmanlığınızdan korkmalı. Yani sağlam “dayı”larınız olmalı. Basınla iyi ilişkiler kurmalısınız. Basını, hem rakipleriniz için sopa olarak kullanırsınız, hem de şöhret basamaklarından tırmanırken işinize yarayacaktır bu kapı!

Belediyede, Maliyede, herkesin işinin düştüğü devlet dairelerinde, mesela hastahanelerde, savcılıklarda bir tanıdığınız olmalı.

Şeytanla dost olmanın da kuralları var. Zalim olacaksın, acımayacaksın, merhamet etmeyeceksin. Çal, çırp, ye, iç, eğlen.. Haram, helal bakmayacaksın.

Onlar da Kur’an-ı Kerim okumalı. Ama bir şartla, Allah’ın dediğinin tam tersini yapmalı. Münafıklık daha yüksek bir mertebedir Şeytanın gözünde. Müslümanları kandırmak için bu şekilde Kur’an’dan ayetler de okuyabilirsin. Hani diyor ya kitap, “Şeytan sizi Allah’la aldatmasın” diye.

Aydın olacaksın. Aydınlanacaksın. Rotary, Lions, Mason Locaları, içki, dans, çağdaş yaşam anlayacağınız.. Müslümanlar olarak bizim “Ebu Cehil” dediğimiz adamın peşinden gideceksiniz.. Ebu Cehil’in asıl adı Amr bin Hişam. Yani Sayın Amr b. Hişam. Zamanının siyasetini, sanatını, ticaretini en iyi bilenlerdendi. VIP’ti yani. Protokolün en önlerindeydi.

Biraz sıkışırsanız, anlatacak fıkralarınız olsun. Biraz tarih, biraz felsefe, biraz din. Bunlar önemli. Sesiniz güzelse söyleyin, becerebiliyorsanız bir müzik aleti çalın.. Sakın resepsiyonları kaçırmayın. Kutlamalarda ve milli maçlarda tribünlerde olun. 

Sanatçı dostlarınız olsun. Asla ağlamamalısınız. Çok fazla kahkaha ile gülmeyin. 

Ha! Unutmadan diksiyonunuzu düzeltin, jest ve mimiklerinizi de. Bu konuda profesyonel bir destek almalısınız.

Birkaç konuda uzmanlığınız olmalı. Tv programlarına çıktığınızda, hem kanalın zihniyetine, hem programı sunan kişinin hassasiyetlerine ve kanalın hedef kitlesinin hassasiyetlerine dikkat edin. Her nabza şerbet vermelisiniz yani. Gelen ağam, giden paşam olmalı. 

Ayakta duran güçlü isme toslamayacaksınız. Güçlüden yana, zayıftan uzak duracaksın. Seçim zamanı zayıfların sırtını sıvazlamakta yarar var. Yorulanları eleştirecek, düşene sırtını döneceksin.

Herkesle resim çektireceksin. Güçlülerle resim çektirmelisin ki, senin seviyeni görsünler, herkesle çektirmelisin ki, onlar da senden söz etsinler. Herkese tebessüm edeceksin.. “Kim haklı” diye sorarlarsa iki taraf da aynı yerde ise, taraf olmayacaksın.

O zaman kendi cehennemine sırtında odun taşımaya devam. Cehenneme kadar yolun var. Selâm ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdurrahman Dilipak Arşivi