18 Haziran 2018 Pazartesi1 Şevval 1439
  • Bir Ayet
  • Bir Hadis
  • Namaz Vakitleri
  • Hava Durumu
  • “İman edenlerin Allah'ı zikretmekten ve inen haktan dolayı kalplerinin saygı ile ürpermesinin zamanı gelmedi mi? Daha önce kendilerine kitap verilip de, üzerinden uzun zaman geçen, böylece kalpleri katılaşanlar gibi olmasınlar. Onlardan birçoğu fasık kimselerdir.” (Hadîd, 16)
  • “Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh'ı zikretmek ve O'na yaklaştıran şeylerle, ilim (mârifet ilmi) öğreten âlim ve (Hakk'a lâyıkıyla kul olmak için) tahsil gören talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)
  • için namaz vakitleri
    İmsak 03:24Güneş 05:25Öğle 13:11İkindi 17:10Akşam 20:46Yatsı 22:37
    • 22°C Adana
    • 19°C Adıyaman
    • 15°C Afyon
    • 7°C Ağrı
    • 18°C Amasya
    • 15°C Ankara
    • 23°C Antalya
    • 17°C Artvin
    • 20°C Aydın
    • 19°C Balıkesir
  • BIST: 94.541 1.11
  • Altın: 194,542 -0.04
  • Dolar: 4,7355 1.16
  • Euro: 5,5009 0.91

Az yemeyi bilen Müslüman çoğalırsa…

Ahmet Doğan İlbey

Her ne fesat koparsa mideden kopar, diyor ecdadımız. Çok yiyenin şefkat ve merhameti azalır. Nefs, aç olmayınca benlik dâvasını bırakmaz. Bundandır ki çok yemek kâfir hasletidir.

İslâm milletlerine yön veren nice sultanlar ve beyler, nice ümera ve ulema hâkimiyetin ve meşruiyetin temsilcisi iken, midelerinin esiri oldukları içindir ki kemâlâtını kaybetmedi mi?
 Az yemek, yalnızca dervîşân ve ehl-i irfan için değildir. Âlimandan üdebaya, devletlüden ticaret sınıfına, siyasîlerden idareci zümreye kadar her mes’ul kişi bu ölçüye riayet ettiğinde neler olur bu ülkede neler… Merhamet ve yüreğin hâkim olduğu bir toplum ve devlet meydana gelir.

Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâm’ın “Allah, çok yiyip içeni sevmez; az yiyip, bedeni hafif olan mümini sever” buyruğuna sadâkat gösteren, az yemeyi tefekkürle terkip eden Müslümanların sayısı çoğalırsa bilin ki o gün millet de devlet de kurtulur.

Ne yazık ki mes’uliyet ve servet bakımından öne çıkmış Müslümanların bu buyruklara uymadığı ve modern iştihanın kabardığı bir zamandayız. Çok yemeye alışmış obur Müslümanlar ne kadar da iğreti duruyorlar etrafımızda.

Mârifetnâme’nin 6.bölümünde geçen şu bahsi şeddâdî avm’lerin duvarlarına mı, yoksa kalplere mi yazmalı? “Müslüman olduktan sonra karnımı bir kez olsun tıka basa doldurmadım. Bunu Allah’a ibadet zevkinden ve O’na (c.c.)) kavuşma lezzetinden mahrum kalmamak için yaptım” diyen Hazret-i Ebu Bekir’in “az yeme” erdemi, Müslüman toplumun yekûnunu kuşatan bir meziyet olmaktan çıkalı çok oldu.

Hz. Mevlânâ’nın, Mesnevi’sinde (cilt:1) söylediği “Sen bedenini yağlı ballı yemeklerle besledikçe, asıl varlığın olan, seni diri tutan ruhunu asla güçlü bulamazsın. Ekmek isteme, ruhunu besleyecek gıda iste…” sözünü ciddiye alan insan her mahallede bir elin parmakları kadar kalmışsa ne âlâ!

MÜSLÜMANDA SOFRA DÜŞKÜNLÜĞÜ GÖRÜRSENİZ… 

Yemek şehvetine kapılan, çok yiyerek kalbini ve tefekkürünü öldüren Müslümanlarla ümmet ve millet dâvasını halletmemiz zor görünüyor. Mükellef sofra tutkunlarıyla bu dâva yürümez.

Mes’ul bir Müslümanda sofra düşkünlüğü görürseniz, “Nebevî hayat” ölçülerine ihânet etiğini söyleyiniz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin her hakkı mahfuzdur.
Kaynak gösterilmeden alıntılanamaz.