Abdulkadir Özkan

Abdulkadir Özkan

Kaşıkçı cinayetinde, Prens Selman, Trump ve İsrail üçgeni

Kaşıkçı cinayetinde, Prens Selman, Trump ve İsrail üçgeni

Kaşıkçı’nın kaybolmasının hemen ardından olayın arkasında Suudi Arabistan Prensi Selman’ın olduğu haberleri gündeme geldi. Bu isim her gündeme geldiğinde de ABD Başkanı Trump prensi koruyucu açıklamalar yaptı. Suudi Arabistan’ın olaydan 18 gün sonra Kaşıkçı’nın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldüğünü açıklamasının ardından Prens Selman’a yönelik iddialar iyice ağırlık kazandı. Çünkü bütün işaretler Selman’ın bu olaydan haberi olduğu şeklindeydi.

Cinayetin işlenişi ile ilgili soruların büyük bir bölümünü İstanbul Emniyeti’nin araştırmaları ile aydınlanacaktır. Bu konuda gelinen noktayı Cumhurbaşkanı Erdoğan bugünkü AK Parti grup toplantısında açıklayacağını söyledi. Sanıyorum cinayetle ilgili pek çok soru bugün cevabını bulacaktır. Ancak, buna rağmen olayda bir takım bilinmeyen noktaların kalması sürpriz olmayacaktır. Bu hatırlatmaların ardından başlıkta sözünü ettiğim üçgen konusuna geçmek istiyorum.

ABD Başkanı Trump olayla ilgili zaman zaman birbiriyle çelişen açıklamalar yapmış olsa da dünkü medyaya yansıyan açıklamasını hatırlatmak istiyorum. Trump’ın  bu açıklamasında iki husus bize göre çok önemliydi. Trump açıklamasında önce, “Umarım cinayetten prens sorumlu değildir” derken aynı açıklaması içinde, “Selman, İsrail’i korumamıza yardım ediyor” demek suretiyle bir yandan ABD’nin İsrail’i korumak için Suudi Arabistan ile işbirliği yaptığını söylerken, öbür yandan da Prens Selman’ın Kaşıkçı olayı ile ilgisinin olmamasını isteyerek bir bakıma destek oluyordu. Kısacası, Trump’ın bu açıklaması ile ister istemez insanın aklına Kaşıkçı olayı vesilesiyle ortaya Prens Selman, Trump ve İsrail’den oluşan bir üçgen geliyor.

Bu üçlü arasında var olan ilişkiler yumağının içini uzun uzun doldurmak mümkün. Bilinmeyen ilişkiler bir yana medyaya yansıyanlarına bile bakıldığında Trump’ın bölgemizde Suudi parasını kullanarak terör örgütlerini desteklediğinin bilinmeyen bir yanı kalmadı. Yemen’de yaşananlar düşünüldüğünde bu ülkeye yönelik özellikle Suudi Arabistan ve müttefiklerinin kullandığı silahların büyük bir bölümünün ABD yapımı olduğu, bu silahların parasının da Suudi Arabistan tarafından ödendiği unutulmamalı. Kısacası, bölge ülkeleri arasında İsrail’e yönelik bir birlikteliğin oluşmaması için ABD bölgemizi sürekli bir çatışma alanı halinde tutuyor. Bu arada, çatışmalardan yararlanarak Irak’tan sonra Suriye’de de bir terör örgütüne hâkimiyet alanı açmaya çalıştığı, Irak’tan sonra Suriye’nin de bölünmesi için gayret sarf ettiği biliniyor. Tüm bunlar bir yandan ABD’nin bölgenin zenginliklerini sömürmesinin önünü açarken öbür yandan da bölgemizdeki ülkeler küçük parçalara ayrılarak güçten düşürülmesi, İsrail için tehlike oluşturmaması isteniyor. Netice itibariyle diyebiliriz ki, ABD, İsrail’in güvenliği için bir takım eylemler sergilerken, bu eylemlerin kendilerine maliyetini en aza indirmek için Suudi Arabistan gibi ülkeleri kullanıyor. Bu kullanma karşılığında da yine Trump’ın yaptığı bir açıklamadan anladığımız gibi Suudi kraliyet ailesinin koltuklarında oturmalarını sağlıyor. Böyle olmasaydı, Trump’ın Kaşıkçı cinayetinin hemen ardından, Selman’a yönelik, “Kral olmak istiyorsan bu olaydan temizlen” şeklinde çağrıda bulunmasının anlamı olur muydu?

Hemen belirteyim ki, maksadım Kaşıkçı cinayetinin emniyeti ve yargıyı ilgilendiren boyutu üzerinde durmak değil. Sadece, bu cinayetin sadece Kaşıkçı ile Selman’ı ilgilendiren bir olay olmayıp uluslararası boyutu olduğuna dikkat çekmeye, özellikle de bölgemizdeki tüm olaylarda dünya Siyonizm’inin doğrudan ya da dolaylı olarak dahlinin olduğunu vurgulamaya çalışıyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Abdulkadir Özkan Arşivi