Mustafa Özcan

Mustafa Özcan

‘Obama İran’a gitsin’

‘Obama İran’a gitsin’

Kimi İranlılar ve Amerikalılar, Nixon ve Mao döneminde Kissinger’ın Pekin’e gitmesine benzer bir şekilde Amerikalı yetkililerin Tahran’a giderek buzları eritmesini istiyorlar. Aslında bu politikayı bizzat Çin açılımını gerçekleştiren ekipten Kissinger da öneriyor veya savunuyor. Dünyada buna benzer açılımlar oldu. Belki Baykal’ın ‘çarşaf açılımı’ kadar zor ama, bazı açılımlar ancak bu tarz zorluklar üzerinden veya göze alınabilirse gerçekleşiyor. Buna mumasil diplomatik manevralardan birisini Camp David anlaşmasından iki yıl önce 1977 yılında Sedat, Knesset’e (İsrail Parlamentosu) giderek yapmıştı. Ama onunki lanetli bir barış olarak sonunda kendisini yutan bir anafora dönüştü. Şimdi ABD’nin imajı ve onun ötesinde kötü şöhretini tamir açısından Newsweek Editörü Ferid Zekeriya, Obama’ya radikal bazı tavsiyelerde bulunuyor. İlk anda söylendiğinde bile insanın kulaklarına inanamayacağı cinsten bir teklif. ‘Bir İranlı mollanın hayalini de aşan bir biçimde’ Obama’nın Kissinger’ın Pekin’e yaptığı gibi Tahran’a gitmesini ve İran’ı ziyaret etmesini ve böylece 30 yıllık tıkanıklığı aşmasını öğütlüyor veya tavsiye ediyor. Gerçekten de bu yapılmasından ziyade duyulduğunda bile hazmedilmesi zor bir teklif. Belki de Obama bunu yapmak ister ama ABD’deki siyasi hava bu boyutta bir açılama müsaade eder mi? Ferid Zekeriya’nın teklifi sadece ABD-İran açılımına değil bölgesel bir rahatlamaya da neden olur. Zira, ABD-İran kutuplaşması bölgeyi de geriyor. Suudi Arabistan İran’ın sertleşmesini Amerikan politikalarına bağlıyor ve bu politikalar değişmeden İran’ın kimyasının normale avdet etmeyeceğini düşünüyor. Bundan dolayı da endişeli.
¥
Peki Ferid Zekeriya’yı daha önce hayal bile edilmeyen böyle bir teklifle karşımıza çıkmaya sevk eden amil veya iten unsur nedir? Şüphesiz değişen dengeler. ABD’nin, 16 ulusal istihbarat teşkilatının hazırladığı “Global Trends 2025: A Transformed World/ Küresel eğilimler 2025 ve değişen dünya” raporu ışığında Obama’dan dünyayı yeniden okumaya ve değerlendirmeye davet ediyor. Bu raporda da ipuçlarının verildiği gibi artık yükselen güçler arasında ABD ve Avrupa yok. Avrupa zaten 10 yıldan beri durgunluk içerisinde debelenip duruyor. İngiltere ile ABD ise taşralaşıyor. Bundan dolayı eskiden ‘The rest of the West’ yani Batı’nın kalanı veya kenarı ifadesi kullanılırken şimdi kenara düşen Batı oldu ve bu bağlamda şu kalıp ifade kullanılır hale geldi : The West of the rest’ yani taşranın Batısı. İbni Haldun’un nazariyesi şimdi küresel boyutta da işliyor. Dünyanın merkezi Batı’dan Doğu’ya kayıyor ve kenardakiler merkeze ve merkezdekiler kenara kayıyor. Dünyanın siklet merkezi değişiyor. Bu değişim de küresel çalkantıları ve belirsizlikleri ve bunalımları tetikliyor. 11 Eylül veya her ülkede patlak veren mikro 11 Eylüller de bu değişimin sancısından ibaret. Dünya ağır bir doğum sancısı geçiriyor. Bu ağır şerait içinde, kurumlar ve mekanizmalar zamana dayanmıyor, yeniliyor ve birer ikişer çöküyor. NATO Afganistan’da kan kaybediyor. Zekeriya tehdit ve tehlike altında olanın sadece kapitalizm olmadığını belirtiyor ve ABD’nin çökmesinin de tek başına bir mesele olmayacağını ifade ettikten sonra bizzat çanların küreselleşme için çaldığını beyan ediyor. Bu bağlamda, 21. yüzyılda küresel sistemin dünyanın problemlerinin üstesinden gelebileceğine de inanmıyor. Ona göre, 21. yüzyılda gelenekselleşmiş kurumlar olan BM, NATO ve AB yok almasa ve uful etmese bile önemleri gittikçe azalacaktır.
¥
Daha önce küresel gidişat hakkında nispi olarak iyimser olan Ferid Zekeriya sarsılmış görünüyor ve görüşlerinin fantezi olmadığını ve modern tarihte görülmeyen bir biçimde aktörlerin yer değiştireceğini ve Batı’nın mevkiinden düşeceğini ve mevzii kaybedeceğini ifade ediyor. Çok acımasız yargılarından birisi de şu cümlesi: ‘Now, these gloomy forecasts are not inevitable.’ Yani öngörülen ve tahmin edilen felaket senaryosu kaçınılmaz. Yani önleme ihtimali yok. Battı balık yan gider hesabı ABD’nin dönülmez akşamın ufkunda olduğunu terennüm ediyor. Vakit elbette çok geç. Çözüm olarak ABD’nin 21. yüzyılda barışın küresel mimarı olması gerektiğini ve buna dair büyük bir strateji geliştirmesi gerektiğini savunuyor ve bu yolda aklına gelen veya esenlerden birisi Obama’nın Tahran’ı ziyaret etmesi. Obama’ya gösterdiği reçete, Bush’un tam tersini ve aksini yapması. Velhasıl yeni bir dünyanın eşiğindeyiz. Bu dünya İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan sistemin enkazı ve tortuları üzerine kurulacaktır (Bak: Wanted: A New Grand Strategy The next U.S. president faces a unique opportunity to put in place an architecture of peace for the 21st century). Obama sistemi tamir etmeye aday ama ortada sistem mi kaldı?
Yazıdan çıkartılacak ders herhalde şu olmalı: Herkese terakki dünyası, bize niye tedenni dünyası olsun? Sırada, kenardakilerin merkeze yürümesi var. Şimdi değişim zamanı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Mustafa Özcan Arşivi