Muhsin Meriç

Muhsin Meriç

Irak’ın âkıbeti ve ‘direniş’ hareketleri

Irak’ın âkıbeti ve ‘direniş’ hareketleri

Perşembe günü Beyrut’ta ve Irak’taki savaş suçları ve savaş mağdurları ile ilgili özellikle Arap âleminin önde gelen insan hakları örgütlerinin katıldığı kapsamlı bir toplantı tertip edildi. İşgale ve küresel saldırganlığa karşı duruş sergileyen örgütler ve Batı’nın vicdanını temsil eden insaflı aktivist ve siyasiler tek sesle işgalin kalkması için sergilenmesi gereken tavırları masaya yatırdılar.
Arap ülkelerinden doğan işgal karşıtı hareketlerin en mühim zaafı “Araplık” bilincini temel almaları… Bu temelden hareket edince, bir vakit Araplara bile zulmeden, İslâm âleminin yüzkarası Saddam Hüseyin gibi isimler masum ve mazlum görülebiliyor.
Türkiye’den sadece İslâm Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB) iştirak ettiği toplantıda ortaya konulan önemli mesajları buradan nakletmekte fayda var…
Irak, İslâm ve Arap âleminin en güçlü medeniyet damarını temsil eden, modern zamanlarda Ortadoğu’da dengeleri Müslümanlar lehine, emperyalizm ve en önemlisi siyonizm aleyhine kurmuş bir devletti. Bu nedenle kışkırtmalarla Irak topraklarını işgal etmesi üzerine İran’la savaş başladı. Bu nedenle I. ve II. Körfez Savaşları ve son olarak BOP projesinin uygulanması için 2003 işgali yapıldı.
2003 işgali soft ve hard power ile smart-power teoremlerinin tamamının eş zamanlı olarak insanlık çağındaki en devasa güç ve müttefikleri tarafından Irak üzerinden İslâm dünyasına karşı bir akıllandırma, normalize etme ve en temelde tasfiye etme hedefleriyle yürütülmesinden ibarettir.
Irak’ın bu coğrafyada ilk hedef olarak alınmasının yine en stratejik hedeflerinden bir tanesi İsrail işgal devletine, Fars yayılmasına karşı önemli bir sed olması; özellikle Filistin başta olmak üzere birçok direniş hareketine alenen maddi, lojistik vd destekler vermesi, İslâmi ve Arap kimliğini muhafaza etmede ödün vermemesinde yatmaktadır.
Mevcut tablo Amerika’nın ve yine yayılmacı hedefler güden maruf ülkelerin lehine gibi görünmektedir. Hatırlanacağı gibi 2001-2003 yılında Afganistan ve Irak işgalleri el Kaide, Taliban, kitle imha silahları gibi tamamına yakını yurtdışı ve yurtdışındaki işbirlikçi oluşumların temin ettiği (Karzai, el Hekim, Caferi, Çelebi, Allavi vs) uyduruk argümanlarla tesis edilebilmiştir. Bunlara karşı semavi ve arzi tüm emirler, kanunlar işgale karşı bir halkın direnme hakkını teyid etmektedir. Enteresandır mezkur gerekçelerin şimdi işgal karşıtı ve Irak Müslüman Âlimler Heyeti basın sorumlusu (bizi ziyarete de gelmişti) Dr. Müsenna Haris ed Dari’ye yöneltilmesi de önemli mesajlar vermektedir bizlere. Bu acayip karar (sözde el Kaide’yi desteklemesi vs) zamanlaması itibariyle de dikkat çekicidir:
Afganistan ve Irak işgalleriyle Amerika direnişten ciddi darbe yemektedir. Libya Arap Birliği zirvesi öncesinde HEYET başta olmak üzere çok sayıda işgal karşıtı oluşumu davet etmiştir. İşgal projesi olan siyasi süreç hezimetle sonuçlanmış, hükümet kurulması için çeşitli güçlerle pazarlıklar yapıyor. Amerika’da işgal yıldönümü nedeniyle sokaklarda gösteriler başlıyor. Yine Mahatir Muhammed’in ve önemli şahsiyetlerin yaptığı Iraktaki savaş ve işgal suçlarını yargılama toplantıları, kamuoyu oluşturan önemli faaliyetler…
Irak’ın işgalinin en önemli gerekçelerinden birisi de ülkenin etnik, mezhebi ve dini temellerde bölünmesi, ayrıştırılmasıydı. Ancak direnişin ve şuurlu kesimlerin tüm tasfiyelere rağmen dik duruşu ve gayretleriyle bu önlenebilmiştir. Başarısız hükümetler zamanında Irak’ın idari, ekonomik, sosyal ve hayatın hemen her alanıyla ilgili yolsuzluk, fesat, adam kayırma ve kimliğe, mezhebe ve ırka göre on binlerce insanı katlederek tasfiye etmesi siyasi sürecin işgalcilerce hedeflerine kısmen ulaştığını ortaya koymaktadır. 1 Mart 2010 tarihli seçim sonuçlarının haftalarca sonra açıklanması, seçim öncesi Amerika ve İran’ın seçimlere direkt müdahil olması, hizipçi tasfiyelerin, bombalama ve terör eylemlerinin ülkeyi kasıp kavurması, Tahran ve Washington arasında yeni hükümetin yapısı ve partilerin dağılımı için sıkı pazarlıkların yapılması durumu değiştirmemiştir. Zira ülkede tüm problemlerin başı olan işgal devam etmekte, devletin tüm kurumları, Irak’ın hava, kara ve deniz sahası işgalciler ve işbirlikçi oluşumlar tarafından kontrol edilmektedir.
Ülkenin içinde bulunduğu krizden çıkarak, belini doğrultması, yeniden yapılanması, İslâmi ve Arap kimliğiyle milli bir bütünlük arz etmesinin yegâne yolu işgalin sona erdirilmesinden geçmektedir. Bu da tüm meşru yollarla yürütülen direnişten ve işgal karşıtı oluşumları desteklemekten geçmektedir. Tarih boyunca işgale maruz kalan milletler ve devletler direnmiş ve sonunda başarıya ulaşmışlardır. Irak halkı işgali sona erdirecek ve üstesinden gelecek güce sahiptir. Aslolan bu zor zamanlarda meşru direnişi, onur, şeref, namus, vatan ve dinleri için mücadele eden kardeşlerimizi desteklemektir.


Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhsin Meriç Arşivi