Faruk Çakır

Faruk Çakır

“Azerbaycan’da Leninizm, Türkiye’de Kemalizm”

“Azerbaycan’da Leninizm, Türkiye’de Kemalizm”

Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) döneminde ‘yabancı’ gibi gördüğümüz Azerbaycan’ı, Rusya’nın dağılmasından sonra yakînen tanıdık, sevdik ve dost olduğumuzu anladık. 80 yıl süren Soyvet zulmü sebebiyle Azerbaycanlı kardeşlerimizden uzak kalmıştık.

“İpekyolu” TV dizisinin de vesilesiyle Ortaasya’da bizim gibi konuşan, bizim gibi düşünen ve yaşayanlar olduğunu gördük. Nihayet, bu bölgede yaşayan kardeşlerimizle inişli ve çıkışlı ilişkilerimiz oldu. İrtibatımız çok daha iyi olması için elbirliği ve gönül birliğiyle çalışmamız gerektiği de bir vakıa.
Maalesef, diğer İslâm ülkelerinde olduğu gibi, Azerbaycan’da da ‘yöneticiler’ ile ‘ülkede yaşayanlar’ arasında bir uçurum ve uyumsuzluk olduğu anlaşılıyor. Gazetelere yansıyan haberlere göre Azerbaycan, Türkiye’nin “kötü yönleri”ni örnek almaya niyetlenmiş... Türkiye’nin geride bıraktığı ve faturasını ödediği “28 Şubat”ın bir benzeri, şimdi Azerbaycan’da yaşanıyormuş. İnanılması zor bilgilere göre; 7 aydır başörtüsü devlet okullarında yasak. Azerbaycan’da yaşayan Müslümanlar “Türkiye gibi olmak istemiyoruz” kampanyası başlatmışlar. (Alper Budka’nın haberi, Taraf, 11 Temmuz 2011)
Aynı habere göre, “Ortodoks laik rejim”in gittikçe sertleştiği ülkede, bir süredir başörtülüler devlet hastanelerinde doğum yapamıyor, başörtülü fotoğrafla nüfus cüzdanı alamıyor, hatta trenlere bile binemiyormuş. Buna ilâve olarak, 7 ay önce birdenbire devlet okullarında başörtüsü yasağı da başlamış ve bu bütün bunlar Müslüman kamuoyunun boykotuna sebep olmuş. Azerbaycan’ı idare edenler, “Ülkemizin İran olmasına izin vermeyeceğiz” diyorlarmış. Bu sözü de bir yerlerden hatırlamış olmalısınız...
Benzer tartışmalar ülkemizde de yaşandığı için, Azerî kardeşlerimizi belki de en iyi biz anlayabiliriz. Milletin rağmına olarak, ülkemizde de yıllardan beri başörtülüler okul kapılarından geri çevrilmedi mi? Azerbaycan’daki ilâhiyatçılar, ülkelerinde başlayan başörtüsü yasağının bir sorumlusunun da Ecevit dönemi Türkiye yöneticileri olduğunu düşünüyorlarmış. Anlaşılan ‘tek parti zihniyeti’ başörtüsü yasağını Azerbaycan’a ihraç etmiş...
Azerbaycan’daki başörtülü yasağına en anlamlı tepki sosyalistlerden gelmiş. Meselâ, sosyalist gazeteci Memet Süleymanov, “Siz benim ateist olduğuma bakmayın. Bence başörtüsü yasağının hiçbir anlamı yoktur. Kadın isterse başını örtmelidir, okuluna girebilmelidir. Azerbaycan’da İslâm devrimi ihtimali yoktur” demiş.
Sosyal demokrat siyasetçi Zerdüst Alizade ise daha açık konuşmuş: “Türkiye’de Kemalizm yüzünden insanlar mağdur edilmekteydi, burada Leninizm yüzünden mağdur edilmektedir. Halk, Leninizme dönmek istememektedir.” (Taraf, 11 Temmuz 2011)
İnsanların aklına, kalbine ve gönlüne hitap etmeyen hiçbir uygulama kalıcı olamaz, kabul görmez. Gerek Azerbaycan’da ve gerekse başka ülkelerde bunun yüzlerce örneği var. “Tek millet, iki devlet” olduğumuz Azerbaycan’da devam ettirilmek istenen bu anlamsız yasak da kalıcı olamaz. Çünkü bu tavır, insan fıtratına aykırı. Bakınız, Türkiye’de de, Azerbaycan’da da farklı dünya görüşüne mensup insanlar, fıtrata aykırı bu yasağa itiraz ediyorlar. O halde bu temelsiz yasağın devam etmesi mümkün değil.
Madem bu anlamsız yasak, dolaylı da olsa ülkemizden ihraç edilmiş, o halde önce Türkiye’deki yasağı sona erdirmek ve oralara da hürriyet ihraç etmek gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Faruk Çakır Arşivi