Faruk Çakır

Faruk Çakır

“Helâl daire”yi aşmayalım

“Helâl daire”yi aşmayalım

Yaşanan pek çok hadise, “Zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleşiyor” tesbitini doğruluyor. Bu da Kur’ân’ın mu'cize olduğuna ayrı bir delil.
İnsanoğlu, Kur’ân’ın ve İslâmın ortaya koyduğu tesbitleri, sınırları ve prensipleri dinlemediği sürece ‘doğru’yu bulamayacak. Hadiseler bunu ortaya koyduğu halde, ne hikmetse insanlar “akıl feneri ile” yol bulmaya çalışıyor. Kur’ân’ın prensiplerine göre hareket etmemenin nelere mal olduğunu görmek için gazetelerin “3. sayfa”ları ve TV’lerin “magazin” haberlerine bakmak yeterli. Aslında akıl ve ruh sağlığını muhafaza etmek isteyenler bu haberlere hiç bakmamalı, ama ibret almak ve duâ etmek için belki bazen bakılabilir.
Bu haberler arasında öyleleri var ki, akıllara getirmekten bile utanılır. Ancak bu tehdit ve tehlike hepimizin başındadır. Kendimizi, çocuklarımızı, yakınlarımızı ve bütün bir milleti tehdit eden bu tehlikelere karşı uyanık olmak, duâya sarılmak ve “doğru İslâmiyet”e samimî olarak teslim olmak durumundayız. Başka türlü bu tehlikelere karşı kendimizi, ailemizi ve çevremizi korumamız da mümkün değil.
Yakın zaman önce İstanbul’da bir cinayet işlendi. Gazetelere yansıyan bilgilere bakılırsa bir ‘tamirci’, arızalı olan ‘internet bağlantısı’nı tamir için bir evin zilini çalıyor. O anda evde yalnız başına olan öğrenci kız kapıyı açıyor. Ve o cani, eve girdikten sonra her türlü kötülüğü yapıyor, sonra da evde yalnız başına olan öğrenciyi katlediyor.
Hadise, gazetelere yansıyan şekliyle gerçekleşmiş ise bu caniye mümkün olan en âdil cezayı vermek gerekir. Nedir bu ceza? İnsanların ikna olması ve cezaların da caydırıcı olması için, unuttuğumuz ve unutturulan İslâmın tavsiye ettiği ceza uygulanmalı. Başka türlü ne adalet temin edilir, ne de cezalar caydırıcı olur? “Bu çağda böyle anlayış olur mu?” deyip itiraz edenler olacak, ama zaten bu itirazların faturasını ödüyoruz. Hangi ‘çağdaş ceza’ caydırıcı? Hangi ‘çağdaş yaklaşım’ bu canileri durduruyor? Hayatı yaşama noktasında İslâmın ve Kur’ân’ın ikazlarını dikkate almak gerektiği gibi, ‘ceza’lar konusunda da o ikazları dikkate almak durumundayız. “Yok, biz ‘çağdaş’ olacağız. Öyle İslâm ve Kur’ân’ın tavsiyelerine ihtiyacımız yok” diyenler varsa, bilsinler ki o anlayışla bu canilerin kökü kazınmaz.
Bakınız, öldürülen öğrenci, bir müddet önce sosyal paylaşım sitesindeki hesabında ne yazmış: “Şunu bir tek benim pimpirikli annemden duyabilirsiniz: Boş damacanayı kapıya koy, altına da parayı sıkıştır, sucuyla muhatap olma.” (Aktaran: Ahmet Hakan, Hürriyet, 18 Ekim 2012)
İbretlik değil mi? Annelerimizin böylesi ‘pimpiriklik’lerini önemsemeliyiz öyleyse. Ve lütfen annenin ikâzına dikkat edelim: “Boş damacanayı kapıya koy, altına da parayı sıkıştır, sucuyla muhatap olma.”
Mesele burada başlar ve burada biter: İmkân olduğu ölçüde, “nâmahrem” ile muhatap olma, olma, olma! Ha, buna rağmen öyle caniler çıkıp, masumları katletmez mi? Çıkabilir, ama “nâmahrem”lerle muhatap olmamak bu yolu büyük ölçüde keser. Elbette caniler, insanlıktan uzaklaşmış kişiler cinayet işlemek için kapı da kırabilir, camdan da evlere girebilir. Ama namahremlerle muhatap olmamak ‘tedbir alma’nın ilk adımıdır.
“‘Nâmahrem’lerle yüz göz olma, onlarla muhatap olma, kendini sakın, tedbirli ol” diyen kimdir? Elbette İslâm ve Kur’ân... Tabiî ki “çağdaş” anlayış başka şeyler diyor. Kıyamet alâmetlerinin tamamını bir arada yaşadığımzı için, ne yazık ki nâmahremden kendini sakınanları kınayan Müslümanlar bile var! Onlar da “çağdaş”lık tuzağına düşmüş...
Oysa, Bediüzzaman’ın ifade ettiği üzere, “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur.” (Sözler, Altıncı Söz, s. 33)
Hayatımızı “helâl daire” çerçevesinde tanzim edebilirsek çirkinlikler azalır, güzellikler artar inşaallah. Ya Rabbi! İnsî ve cinnî şerirlerin şerrinden hepimizi koru ve muhafaza et. Âmin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Faruk Çakır Arşivi